Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurullar vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Görsel Sanatlar

Görsel sanatlarla ilgili her türlü yazı burada. Diğer Yazılar ve Sinema Yazıları ve Film Yorumları olarak üçe ayrılmakta.

İçten Gelen

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Bilgi Paylaşımı, Sinema 101

Sinema 101, Ders 1: Eylem Ekseni, 180° ve 30° Kuralları

Yazan Düd, Cumartesi, 19 Eylül 20098 Yorum

Eylem ekseni ya da yaygın adıyla Aksiyon ekseni/Aks/Eksen/Hareket ekseni (ing:action line), sahnede yer alan ve etkileşim içinde olan iki nesne veya canlı arasındaki hayali çizgidir (sadece bir insanın yürüdüğü veya arabanın gittiği yön de bir eksen oluşturur). Bu nesnelerin kafa karıştırmayacak şekilde seyirciye yansıtılması 180° kuralı (ing:180° rule) ile olur ve bu kural sinemada kurgusal devamlılığın en önemli olgularından biridir. Hareketli sahnelerin ve diyalog sahnelerinin seyirci tarafından doğru biçimde algılanabilmesini sağlayan bir sistemdir. Bu nedenle sinemanın en önemli kurallarından biri olarak kabul edilir ve ben film çekeceğim diyen herkes tarafından ezbere ve içgüdüsel olarak bilinmesi şarttır. Temellerini kavramandan, sadece bir kural olarak bilinirse, karışık durumlarda çözüm üretilmesi imkânsız hale gelir (örneğin 3+ diyalog çekimleri).

İki kuralın da tek bir amacı vardır; seyircinin kafasını karıştırmamak. Devamlılıklı kurgu dediğimiz sistemin de temeli budur. Seyircinin kafasını karıştırmadan akıcı bir kurgu oluşturarak seyircinin tüm odağını görsele ve hikâyeye verebilmesini sağlamak. O nedenle “ben kural tanımam, o morukların işi” demek sadece cahillikle açıklanabilir. Uygulaması hiç de zor olmayan ve getirisi götürülerinin on beş yirmi katı olan bu basit kuralları bilmek filminize en azından 1 not ekleyecektir. Benden demesi..

Anlatalım bakalım. Yazının bundan sonrasında yazımı kısa sürsün diye en yaygın kullanımı olan Aks‘ı kullanacağım ben de.

Bilmeyen birine Aks’ı anlatmanın en kolay yolu futbol/basketbol/voleybol örneğini vermektir. Bu tip karşılaşmaları televizyonda izlerken ana kamera her zaman sabit bir yerden çeker, çekilen bu açıya göre takımı sağdan sola, B takımı soldan sağa hücum eder. Şimdi maçın 15. dakikasında kameranın karşı tarafı geçtiğini farzedelim. Bir anda A soldan sağa, B sağdan sola hücum etmeye başlar. Bu bir kafa karışıklığı oluşturur ve seyircinin algısı oturana kadarki süre kaybedilir. İşte Eylem ekseni dediğimiz olay, birebir budur. Sahnede etkileşim içerisinde olan iki nesne veya insanın bir anda taraf değiştirmesine aks kırılması/atlaması denir. Ve de dediğim gibi kurgu devamlılığının en önemli parçalarındandır.

Peki, sporda anladık, filmlerde bunu nerelerde görüyoruz? Aslında izlediğin her kadrajda bir eylem ekseni vardır. Eylem ekseni, kadrajda o an bağlantılı olan herhangi 2 nesne veya canlı varlık arasında çizilebilir. Konuşan iki kişi, bir insan ve bir kapı, bir insan ve bir bardak, karşılıklı duran 2 bardak, evden işe giden bir insan, tren kovalayan bir at arabası, Amerika’dan Afrika’ya seyahat eden bir uçak… Her şey, ama her şey.
Etkileşim içerisinde olan iki nesnenin arasındaki düz hayali çizginin adı eylem eksenidir ve kurgusal devamlılık açısından bir sahnede yapılacak tüm çekim ve kesmeler, bu eksenin 2 tarafından birindeki 180° alanda yapılmalıdır. 180° kuralı denmesinin sebebi de budur.



Bunun sebebi çok basittir, örneğin diyalog sahnesinde karşılıklı omuz üstü açılara (amors açıları) kesilirken, futbol maçındaki takımlar gibi, karakterlerin devamlı olarak kadrajın aynı tarafında durmaları gerekir. Kafa karışıklığını önlemek için bu şarttır. Yukarıdaki şekli düşünelim, doğru çekilen bir sahnede, turuncu gömlekli kişi ekranın her zaman solunda, mavi gömlekli kişi ise her zaman ekranın sağında olacaktır. Peki aksı kırarsak ne olacak? Aniden bu taraflar yer değişecektir. MTV kuşağı ve televizyon dizileri sayesinde günümüz seyircisi artık bu kafa karışıklığını abartılmadığı sürece farkedemiyor. Yine de aks atlamak, eğer özel bir amacınız yoksa, hoş karşılanmaz ve özellikle benim gibi insanlar tarafından delicesine eleştirilir. Örneğin aksın anlamını ve gücünü bilen biri tarafından çekilen bir kısa filmde, bilgisayar ekranından gerçek dünyaya geçişte aks atlanıyordu, burada amaç seyirciye dünyaların değiştiğini hissiyatını vermekti. Bunu yine direkt yoldan değil ama seyircinin bilinç altına bir hamleyle yapmak, ustaca bir tercihtir. Kubrick‘in bu kuralı bilerek ihlal ettiği durumlar gözlemlemek mümkündür.

Aksı kural dışına çıkmadan kırabileceğimiz birkaç koşul var. Birincisi, kameranın hareketli olduğu planlar. Kamera eğer hareketliyken ekseni geçerse, seyirci canlı olarak taraf değişimini gördüğünden aks kırılmış olmaz. Yani önce eksenin sağından sahneye başlayıp, sonra bir planda hareketli kamera ile karşıya geçip, sol tarafından kurala devam etmek mümkündür ve etkileri inanılmazdır. The Brave One‘da böyle bir kullanım mevcuttu (eğer filmi karıştırmadıysam) ve yarattığı etki gerçekten güzeldi. Ancak herhangi özel bir amaca hizmet etmiyorsa bu hareketi yapmak çok da anlamlı olmayacaktır.

İkincisi ise araba içi sahneleridir. Araba sahnelerinde karakterler arası geçişlerde sağ koltukta oturan oyuncu için arka planlar sağdan sola hareket ederken, sol koltukta oturan için soldan sağa hareket eder. Bu araba iki farklı yönde gidiyormuş gibi bir izlenim yaratmasına rağmen izleyiciler arabanın tek yönde hareket ettiğini bildiğinden kafa karışıklığı yaratmaz ve seyirci tarafından doğru şekilde algılanır. Zaten bu sahnelerin başka türlü çekilmesi de mümkün değildir.

Bir diyalog sahnesinden başka alakasız bir sahneye kesip daha sonra aynı sahneye dönüyorsak, bu plan değişimi sırasında da aks değiştirilebilir. Önemli olan sahneye geri döndüğümüzde ekseni tekrar seyirciye tanıtmaktır.

Eksen sadece iki kişi arasında olmaz demiştik. Örneğin işten eve yürüyecek birini sokakta çektiğimizi düşünelim. Bu sefer eksenimiz ev ve iş yeri arasındadır. Evden işe giden kişi eğer ilk planda sağdan sola yürüdüyse, iş yerine varana kadar (geri dönmediği takdirde) her zaman sağdan sola yürümedilir. Ters yönde yürüdüğü bir plana keserseniz, bu kafada karakterin geri dönmeye başladığı izlemini oluşturur. O nedenle de devamlılığı bozar, çünkü karakterin neden geriye döndüğüne dair herhangi bir şey göstermedik. Aynı şey bir kişi ile kapı arasında, iki bina arasında, iki şehir arasında, ülke arasında, gezegen arasında da olabilir. Bu durumlarda da daime hayali ekseni görülmeli ve ona göre hareket edilmelidir. Woody Allen‘ın bu kuralı bozduğunu bazı filmlerinde görebilirsiniz ancak sebebini çözebilmiş değilim. Bilmediğine inanmıyorum ama hangi amaçla kırdığını da anlayabilmiş değilim.

Aksın kaba tanımı bu şekilde ancak çok daha ileri ve karışık uygulamaları da var. Örneğin 3 veya daha fazla kişinin bulunduğu sahneleri kafa karıştırmadan çekmek hakikaten büyük uğraş ve planlama gerektiriyor. Böyle sahnelerde her açı önceden planlanmadığı takdirde seyircide dönme dolaba girmiş etkisi yaratmak çok kolaydır.

Pek çok insan eylem ekseninin tiyatrodaki “hayali çizgi”den (ing: imaginary line) geldiğini düşünür. Hayali çizgi, sahnede konuşan iki oyuncunun diyalogu sırasında diğer hiçbir oyuncunun kesmemesi gereken iki oyuncu arasındaki görünmez çizgidir ve eylem ekseniyle çok da alakalı değildir ancak hayal edilme şekli aynı olduğundan zaman zaman terimler karışmaktadır.

Şimdi gelelim 30° kuralına (ing: 30° Rule). %20 kuralı olarak da bilinen bu kural da bir kurgu kuralıdır ancak sette de dikkat edilmesi önemlidir. Bu kurala göre 2 plan arasında kesme yapabilmek için en az 30°lik ya da %20lik bir değişim olması istenir. Bunun daha basit bir açıklaması var, eğer bir plandan diğerine keserken, seyirciye fazladan bir bilgi vermiyorsanız, o çekimi veya kesmeyi yapmanın hiçbir anlamı yoktur (bu benim açıklamam :) ). Bunun en bilinen ve kuralın en sık ihlal edildiği yerler eksenel kesmelerdir. Yani açısal hiçbir değişiklik olmadan nesneye yaklaşan veya uzaklaşan atlamalı kesmeler (ing:axial cut). Her ne kadar bu kuralın günümüzde miyadını doldurduğuna inanılsa da zaman zaman (özellikle de üst üste tekrarlanırsa) bu kuralın ihlali seyircide bir baş dönmesi etkisi yaratır. Zira seyirci devamlı bir kesme görür ancak sahnede yeterli bir değişim görmediğinden kafası karışır ve gözleri yorulur, bu da kişiyi filmden uzaklaştırır. Bu kural tabii ki cetvelle ölçülmez, yukarıda yaptığım açıklamaya uymanız yeterlidir. Kurgu ile ilgili yazılarımda bu kurala yine değineceğim.

İşte bu nedenlerledir ki bir diyalog sahnesi sırasındaki kesmelerde 30 ila 180° arasındaki herhangi bir açıya kesme yapabilirsiniz denir. Çekim yapan arkadaşlara duyurulur.

180° kuralının daha ileri teknikleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları var, referans nesneler, çoklu diyaloglar, tanıtım planları vs. ancak onlar 102′nin konuları :) . Geçme notu ve önşart DD, ders gelecek dönem açılıyor :) . Yine fazlasıyla uzun bir yazı oldu, ben de yazarken bazı yanlış bildiğim şeyleri öğrendim, bana da yaradı yani. İşe yaraması dileğiyle efendim.

Şekil: Wikipedia

Bunu okuyan bunları da okudu (diye umuyoruz)

8 Yorum »

  • Eylem Caner diyor ki:

    Şöyle bir video da buldum. İngilizce bilmeseniz de görsel olduğundan benim 3 paragrafta anlattığım şeyi 1 dakikada anlatabiliyor. Anlamanıza yardımcı olacaktır ancak biraz fazla temel ve yüzeysel olarak anlatıyor. Benim kadar iyi değil yani :P (o kadar yadım ya, okuyuverin).

    http://www.youtube.com/watch?v=HdyyuqmCW14

  • Birkan diyor ki:

    Abi wiki'de kuralları okumuştum fekat bu kadar şeyi anlasam da oturtamamıştım tam olarak. Şahsen çok teşekkür ederim. İnşallah maymun iştahın bu dersleri de kesmez, bekliyoruz :D :D

  • Eylem Caner diyor ki:

    Bah yaaa :) .

  • hegel diyor ki:

    Her gün ilk baktığım yerlerden biri de burası. Yazdıklarını fazlasıyla önemsiyorum. Film çekecek arkadaşların bunları bilmesi şart. Kuralları çiğnemek için önce kuralları bilmek gerekir. Lars Von Trier sırf bu kuralları çiğnemek için bir film çekmişti. "The Boss Of It All" (2006). Kendisi filmle ilgili şu alttaki yorumu görseydi herhalde kıs kıs gülerdi.

    "gercekten izledigim en kötü trier filmi! filmi ileri sardirarak bile izlemeyi basaramadim. usta bu sefer becerememis bu film denilen olayi. kesinlikle izlemelisiniz diyemeyecegim bir trier filmi karsinizda! en cokta insani bu üzüyor. trier gibi bir dehanin bir filmini tavsiye edememek cok izdirap veren bir duygu."
    http://beyazperde.mynet.com/film/3239

  • Eylem Caner diyor ki:

    Sağolasın üstad, bildiğimiz kadarının anlatabildiğimiz kadarı. Diğer yazılar da yolda.

    Yalnız Trier sevmem, açmayalım konusunu hehe :) . Kişi olarak sevmem, onu diyorum.

  • şükrü üçpınar diyor ki:

    sadece Woody Allen değil Godard'a bu kuraldan çıkar. Nedeni ise tamamen sinema estetiğine politik bakışlarından kaynaklanmaktadır. Brehtçi estetik tiyatroda olduğu gibi yer yer sinemada da karşılık bulmuştur. Bunun teorik açıklaması şöyledir: Burjuva kamerası insan gözüne öykünür. Bu nedenle özellikle godard göz hizasında değil ya bunun altında ya da bunun üzerinde açılar kullanmıştır. Godard -yer yerde Woody Allen- ilizyonu kırmak, böylelikle izlenen filmle seyircinin yabancılaşmasını sağlayıp özdeşleşmeyi kontrol altına almak için bu tarz denemeler yapmışlardır.
    Bu arada yazı gayet bilgi verici olmuş. Elinize sağlık, kutlarım.

  • Eylem Caner diyor ki:

    Her zaman söylüyorum zaten, bilinçli bir etki yaratmak için bir kural çiğnendiğinde ortada sorun yoktur zira bu kuralların bozulmasının seyirci üzerinde çok ciddi etkileri vardır ve ustaca kıllanıldıklarında muhteşem sonuçlar verirler. Woody Allen dışında da bu kuralı çiğneyen onlarca üsta veya usta olmayan isim var, yazıyı yazarken aklıma o geldiğinden yazdım sadece.

    Ancak ben yazıları yazarken kısa filme, sinemaya yeni merak salmış arkadaşları göz önüne alıyorum ve açıkcası izlediğim kısa filmlerde durum içler acısı. Aksı sadece saçmasapan bir kural olarak görmek gibi bir gaflet var. Her şeyden önce bu tabuları kırmak lazım ama çok zor işte.

    Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Tekrar tekrar gelmenizi rica ederim. Katkılar önemli benim için.

  • Film çekmeye başlarken | Sayısal Medya diyor ki:

    [...] en az bir iki kitap da okumanızı öneririm. Temel bilgilere de sahip olmalısınız (Altın oran, Aks gibi mevzular, devamlılık, [...]

Fikrinizi paylaşın!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Kibar olun, güzel yazın vs..

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
/* */