Acres of Time – Kısa Film
Düzeltme: Aşağıda yazdığımın aksine Talat altyazı hazırlıyormuş şu anda. Altyazıyı eklediği zaman tekrar duyururum.
Acres of Time, İngiltere’de sinema üzerine yüksek lisans yapan arkadaşım Talat’ın bitirme projesiydi. Talat ile arkadaşlığımız 9 10 sene öncesinde, dostluğumuz ise ne yazık ki ben İstanbul’a geldikten sonra (nasıl başardık ben de bilmiyorum) başlar. Sinema sevdamız da beraber başladı o nedenle. Hatta ondan bana geçti bile diyebiliriz, bildiğim şeylerin yarısını bana öğreten dvd kamera arkalarını satın alma alışkanlığım ondan gelmedir misal. Her gece film izlemeler (daha doğrusu Talat’a izletmemeler), geyikler, frp maceraları (gerçi hmmm) vs.ler.. Ta ki Talat bir kamera alana kadar. Ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Bir zamanlar Düd Sinema öğreniyor diye bir yazı yazma planım vardı, orada kamera arkasına olan ilgimin nasıl başladığı, neleri nasıl öğrendiğim vs. gibi konulara değinecektim. Bunların büyük kısmı Talat’ın kamerasıyla başlar. O dönemlerde çektiğimiz şeyler her ne kadar dünyanın en saçma şeyleri de olsa, bize, en azından bana, çok şey öğretti. Aliyen, Kestik, I See You, Gerçek Korku gibi über saçma deneysel şeylerin yanında, G.O.F gibi sözde ciddi projeler de yaptık. Savaşta Barış zaten hepimiz için bir dönem noktasıydı diyebiliriz. Benim için zaten ilgili olduğum kamera arkasına olan şevkimi şahlandıran bir filmken, Talat’ı üniversiteden sonra sinema yükseği yapmaya iten etken oldu (kesin olmamıştır ama ben olayı dramatikleştiriyorum). Velhasıl eski bir şeyler bizimki işte. Bu film de onun son ayaklarından biri.
Geçenlerde ikimizin ortak arkadaşı, Savaşta Barış’ın da yönetmenlerinden Ömer, aniden bizim evde belirdi. Günübirlik bir İstanbul ziyareti. “Talat’la yanyana gelebilseniz çok deli şeyler çekeceksiniz ama…” dedi. Haklı sanki.. Belki seneye diyor, sineye çekiyoruz..
Acres of Time Talat’ın Yüksek Lisans bitirme ödevi. Senaryo aşamasından itibaren her aşamada farklı bir ülkedeyken ne kadar yardımcı olabiliryorsam o kadar yardımcı olmaya çalıştım Talat’a. Bir önceki filmi için “yazdığın en kötü şey” demiştim, hâlen de öyle düşünürüm, bunun için ise yazdığın en iyi şey demiştim, hâlen de öyle
. Teknik anlamda çok fazla kusuru var filmin, bunda Talat’ın kamera arkasında genelde yalnız olmasının çok büyük etkisi var. Bir diğer tarafta ise kontrol edilemeyen ışık kaynağı güneş ve kısıtlı zaman ikilemi var, ki tecrübe eden herkes bilir. Bir diğeri de tabii Sinema 101′i yeterince iyi okumamış olması
. Ancak filmin diyalogları o kadar iyi yazılmış ki diyaloglara gülmekten teknik detaylara takılamıyorsunuz. Senaryosunu okurken bile delicesine güldüğüm diyaloglar Labib ve Chris’in (ki kendi adlarıyla oynuyorlar) muhteşem kimyası sayesinde filmde kat be kat daha eğlenceli bir hale bürünüyor. Magritte göndermeleri, vurdumduymaz “comic relief” Labib’in sadece var olması, Chris’in saçları, Miss Bell’in güzelliği.. Her şey çok tatlı. O nedenle teknik kusurları es geçiyoruz, zaten ben hepsini Talat’a ilettim.
Yalnız üzülerek söylüyorum ki film İngilizce (normal sanki) ve altyazısı da yok. Dün Talat biraz çevirmeye çalıştı ama Mrs. ve Miss esprisi (İngilizce’de evli bayanlara Mrs., bekar bayanlara ise Miss denir, bizde ikisi de bayan), film-movie geyikleri gibi şeyler çeviride kaybolduğundan (Lost in Translation) çevirmekten vazgeçti. Ben yine biraz gazlamaya çalıştım ama olmadı sanki. O nedenle ne yazık ki sadece İngilizce bilenlere, hatta iyi bilenlere hitap ediyor zira filmin tamamı diyaloglar üzerinden akıyor. Hatta Labib’in muhteşem aksanı sayesinde yer yer ne dediğini anlamak bayağı güç. O nedenle film bu blogun içerisinde bile çok kısıtlı bir kitleye hitap ediyor ancak paylaşmasam çok büyük ayıp etmiş olurdum.
Neyse ben gidip 8. kez izliyeyim filmi, kısa sürümünü izlemedim daha hiç zaten. Aşağıdaki filmin kısa sürümü. Vimeo sayfasından uzununu da izleyebilirsiniz.
Chris: “No, I’ve got great HAİİİİ”

Altyazıları yapacaktım aslında, biraz kasıntı ve saçma olacak olsalarda.. Neyse, sen paylaşmışsın burda, çok saol. Bedava reklam
Eylem’in de dediği gibi teknik yönden bi özelliği yok, hataları bol. Çekim şartları nedeniyle (ki neler neler başıma geldi, başlı başına bir yazı konusu) daha fazla oyunculuğa ve diyaloglara konsantre oldum. Neyse inşallah izleyen beğenmiştir.
Bir önceki filmi için “yazdığın en kötü şey” demiştim’ dedin yazında, o filmin linki de burda: http://www.vimeo.com/4891714. Eylem abartmış kesinlikle
ingilizcem kötü ötesi oldugu için hikayeyi çok az anladım ama garip bir şekilde tatlı bir film olmuş. Bu arada garson kız kimsenin sevgilisi değilse ona talibim
…. iyi çalışmalar..
Yorum Yapın!
Bilgi Paylaşımı »
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz
Ben Kimim sayfasında yer aldığım filmlerin nette bulunanlarına uzantılar eklendi!
Haber Hizmeti
Bölümler:
Tüm Yazılar
Eylemli Günler
Son Yorumlar
Son Eklenen Yazılar
Sevdiklerim
Şekli Geçit
Etiketler