Siz uyurken neler oldu?
Bloga son yazımı 14 Nisan’da yazmışım. Ondan önceki dönemde de pek aktif olduğum söylenemez. Yani kaba bir hesapla 8 aydır doğru düzgün bir şeyler yazmamışım. Bunun sebepleri çeşitli, ne olduklarını açık ve net şekilde biliyorum. Ancak bunların ne kadarı bu blogun kapsamına giriyor, girse de ne kadarı bu blogu okuyanları ilgilendiriyor, işte o kısım tartışmalı.
Özetle şubat sonlarından başlayarak hayatımda çok büyük bazı değişiklikler oldu, bunların bir kısmı benim için blogun anlamını yitirmesine sebep olsa da yazmamamdaki tek sebep bu değil. Blogu uzun zamandır takip edenler, ya da eski yazıları okumuş olanlar çeşitli zamanlarda bu blogun esas amacının ne olduğuna dair bazı belirsizlikler yaşadığımı hatırlayacaklardır. Bunları tekrar yaşamaya başladım. Artık tek odağı kamera arkası veya sinema olan bir blog yazmak bana çekici gelmiyor, çekici gelmediğinden üretim isteğim de bayağı dipleri görüyor tabii ki. Daha dinamik, daha geniş kapsamlı ve daha rahat bir bloga geçiş yapmak istiyorum ancak bu bayağı zaman ve zahmetli bir deneme yanılma süreci gerektirdiğinden bir türlü o işin altına girme cesaretini gösteremedim. Bu da tabii zamanla yazma isteğimin azalmasına, yazma içgüdümün körelmesine ve yazacak konu arama zahmetine girmememe yol açtı.
Özel hayatımda yaşadığım bazı gelişmeler beni kişisel olarak sinemadan uzaklaştırdı. Bu da tabii ki bloga yansıdı, blogun geçmişte aktif olmasının sebebi benim devamlı sinema üzerine düşünmem, düşündüğüm şeyleri ise kâğıda dökerek daha da geliştirmeye çalışmamdı. Bu, bloga içerik olarak yansıyordu. Sinema üzerine zorlama düşüncelerle yazmak kolay değil.
Bir diğer önemli etken ise hayatımla ne yapacağıma karar veremeyişimdi. 25 yaşına gelmiş olup böyle karmaşalar yaşamak takdir edersiniz ki pek hoş değil. Amma ve de lakin 8 ay uzun süre, o arada neler oldu derseniz şöyle diyeyim, şu anda İngiltere’nin Brighton şehrine yerleşmiş bulunuyorum. Bir yandan Sussex Üniversitesi’nde Sayısal Belgesel üzerine yüksek lisans yapıyor, bir yandan da bol bol ultimate oynuyorum. Diğer eğlencelere ise burada giremiyorum, kusura bakmayın.
Buraya gelmek istememedeki temel sebeplerden biri İstanbul’dan uzaklaşmak, yabancı olduğum bir kültürde kendimi bulmaya çalışmaktı, hoş, kendimi bu kültüre daha yakın hissetmem aradığım yabancılaşma hissini yoketmiş gibi olsa da yaşadığım diğer şeyler bana buraya boşuna gelmediğim hissettiriyor. Bu hisler zamanla aradığımı bulacağımı bana ufak ufak göstermeye başladı. Burada yaşadıklarımla ilgili de yazmaya karar vermiştim, hâlen de yazacağım diyorum, bir blog da açtım ancak henüz yazmadım, bugün yarın ona da yazmayı planlıyorum, ancak o İngilizce olacak, yine de belki okuruz düd derseniz ona da şuradan ulaşabilirsiniz.
Eh yani sayın okuyucu, sana şu anda Brighton’dan yazıyorum, yukarıdaki fotoğrafa bakarsan karenin solunun az dışında, ahan da oradan yazıyorum sana da. Aşağıdaki fotoya bakarsan sağda yarısı görünen bina da kaldığım bina. Vallaha kıskan diye demiyorum ama öyle, ben ne yapayım..
Böyle karamsar falan yazdım yani bakma ama yaşanan neredeyse tüm gelişmeler olumlu şeylerdi. Karakterimi geliştiren ve güçlendiren gelişmeler. Çok zor dönemler de geçirdim ancak şu an her şey çok daha iyi durumda, görüyorsun zaten cennet gibi yerde kalıyorum, hayat bana güzel sayın okur. Sen kendi derdine odaklan.
Şimdi belgesel okumaya başladık, sinema odaklı düşünmeye başlamış olmam lazım sanki mantıken ama henüz oralara geri dönemedik. Dolayısıyla blogda neler olacak hiç kesitremiyorum, merakla bekleyelim en iyisi, bakalım neler olacak.
Sağlıcakla okur, ben buralardayım
Popülerlik: 13% [?]

ee ne anladık şimdi bundan.Sinema okumaya gidiyosun artık sinema yazmak içimden gelmiyo diyosun.Neyse boşver o zaman.İngiltereden bahset,insanlarını anlat,eğlencelerini,üzüntülerini.Ama Türkçe,Ve bu blogta.
Düd umarım her şey gönlünce olur, ne zaman beri görüşemedik yahu, daha da belli bir yıl görüşemeyiz heralde, neyse ne yapalım artık, haydi toparla kafayı yazmaya devam et…
Sinema ne amackla gerekli Eylem, ya da, daha direkt olarak Sayisal belgesel? Tum bunlar nedendi neden goruntu deposuna ihtiyac vardır (7 yıldır sahsi tv sahibi olamadigim gibi 3 yildir hic bir tv seyri izlemis dahi degilim. Ve fakat ben temanin daha derin oldugunun da bilincindeyim ) vaya gercekten buna ıhtiyac var mıdır SENCE?
Yorum Yapın!
Sinema 101 »
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz!

Burası benim evimmiş meğersem diyenlerin mekânı, Heri'nin Seli'yle tanıştığı, Titanic'in battığı, Deliliğin Dağı Eylem Planı'na hoşgeldiniz.Son Yorumlar
Arşiv
Posta Servisi
Sevdiklerim
Bölümler
En Ünlü Yazılar
Geçidi Resim
Haftalık
Etiket Bulutu