Senna Türkiye’de (mi?)
F1 ile neredeyse hiç ama hiç alakam yok. Ömrümde en fazla iki üç yarışın bir iki turunu izlemişimdir. Şumaher diye de bir pilotun adını biliyorum ama nasıl yazılır bilmiyorum, o kadar yani. Ama benim de çeşitli yerlerde tanıdıklarım var tamam mı? Senna ile de o tanıdıklar sayesinde tanıştım. Profesyonel sporculardan da düzgün insanlar çıkabileceğine yeniden inandım.
Blogosfer camiasında takipte olduğum bir miktar blog ve yazar var. İnsan bir reklam blogunu okurken karşısına aniden bir filmle ilgili bir yazı çıkınca şaşırıyor tabii, daha şaşırtıcı olanı ise yazıyı bir dostunun yazmış olması. Öyle bir dost ki bu Eylem Planı adını bulmuş, siteye daha önce yazılar yazmış ama bu sinema yazısını başka bir bloga göndermiş. Öyle bir dost. “Utanmaz” diye sitemimi dile getirdikten sonra mazaretleri alıyorum ve Ali Ünal beyi haklı bularak yazıyı başka bir bloga göndermiş olmasını affediyorum. Neyse, konudan koptuk.
Bigumigu‘da gezerken (daha düzgün isim kalmamış mı sormak isterim), bir yazıda Ali’nin adını görünce şaşırdım. Ali’nin kişisel yazılarını Emekli Albay‘da, sinema yazılarını ise bu blogda görmeye alışmış birisi için şaşırtıcı bir durumdu (ekşi’si yokmuş gibi davrandım ne var..). Senna adlı bu yazıyı okurken filmi merak etmemek mümkün değil. Ne bu sporla ne de bu pilotla en ufak bir ilgim olmamasına rağmen filmi merak ettim ve kısa bir süre içerisinde izledim. Senna ile böyle tanıştım.

Belgesel özetle Senna’nın F1 hayatını anlatıyor. Belgeselin ilginç tarafı tüm film boyunca sadece Senna’yı görmemiz. Filmin tamamı arşiv görüntülerinden oluşuyor ve neredeyse her karede Senna’yı görüyoruz. Röportaj yapılan insanların sadece seslerini duyuyoruz, ekranda adları dahi çıkmıyor.
Bu başta insana çok rahatsız edici geliyor. Ne de olsa böyle belgesel izlemeye alışmamışız. Ancak belgesel aktıkça, Senna’yı tanıdıkça, ona yapılanları gördükçe kafa yatmaya başlıyor. Şumaher’e “Senna’yla aynı sayıda yarış kazandınız, nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduklarında neden ağlmaya başladığını anlayabiliyorsunuz. F1 seven bir insanın, Senna’yla ilgili bir belgeselde neden Senna’dan başka kimseyi görme ihtiyacı hissetmeyeceğini filmin sonuna geldiğinizde anlamış oluyorsunuz. Zaten F1 sevdalısı biri iseniz daha ilk kareden başka bir dünyaya geçmiş olmalısınız. Sanki öyledir di mi Ali?
Senna o kadar ilginç bir yüze sahip ki o an yaşadığı tüm duygular kitap gibi yüzünden okunabiliyor, bu kadar ifade dolu bir yüzü daha önce gördüğümü hatırlamıyorum. Filmin sonlarına doğru artık başka birine kesme yapılsa ben bile belgesel yapımcılarını vurmak isteyebilirdim. Mutluysa mutlu, korkuyorsa korku dolu, sinirliyse sinirli.. Brezilya GP’sini kazandığı an yüzünü görmeyi o kadar istedim ki.. Takım telsizinden gelen mutluluk çığlıklarıyla yetinmek zorunda kaldık.. Senna’nın kalbi o kadar büyük ki film bile bunu yeterince anlatamıyor, ancak filmden sonra yaptığınız araştırmalarda öğrenebiliyorsunuz. Filmde biraz ağladıktan sonra “Ali çok ağladım olm dağıttı adam beni” diye mesaj atınca “al şuna bak” diye bir iki video attı, olay anlattı, hepsinde bir daha gözlerim doldu. “Büyüksün Senna, senin için F1 izlenir ulan” bile dedim, ne yazık ki artık mümkün değil.

Belgesellerde aradığım en önemli özelliğin tarafsızlık olduğundan bahsetmiştim. Senna bu konuda başarılı bir belgesel. Müzik yok, kurmaca sahneler yok. Görüntülerin tamamı arşiv görüntüleri, olanı biteni açıkça görüyorsunuz. Burada belgeselin cesareti sorgulanabilir, gerçi belgesel daha cesur olsaydı, tarafsız kalamazdı. Dolayısıyla iyi bir denge var denebilir. Filmin sonunda yer alan röportajda Senna’nın aklında kalan en güzel yarış için söylediği sözler bugün profesyonel sporlarla ilgili en önemli sorunları ortaya koymasının yanında yanında kendisine yapılan haksızlıkları da çok iyi özetliyor. O sözlerin en önemli yanı, Senna’nın tek aşkının, hayatını adadığı ve uğruna öldüğü şeyin ne olduğunu çok iyi göstermesi. Tekrar ediyorum: Büyüksün Senna.
Bu kadar övdüm ettim ancak belgesel muhteşem bir belgesel değil. Bittiğinde bir şeylerin eksik kaldığını hissettim ama ne olduğunu tam da kestiremedim. Ancak Senna’nın hikâyesi o kadar büyüleyici ki bunları sadece benim gibi çıbanlar dile getiriyor. Kesinlikle izlenmeye değer bir belgesel.
Peki ben bu yazıyı niye yazdım? Benim kadar tembel bir yazar izlediği her filme yorum yazmıyor biliyorsunuz. Hemen anlatalım.
Filmden bahsederken Ali filmi Türkiye’de vizyona sokmak istediklerini söyledi. Türkiye’de bağımsız dağıtımcılık gibi bir kavram söz konusu olmadığından bu projeninn nasıl şekilleneceğini çok merak ediyorum. Yurtdışında bu tarz olayları hayata geçirmek nispeten daha kolay. Zira bağımsız sinema salonlarını çeşitli anlaşmalar ile kiralayıp filminizi gösterebilirsiniz. Örneğin Kevin Smith son filmi Red State‘in tanıtım turunu bu şekilde yaptı.
Türkiye’de ne yazık ki böyle salonların sayısı inanılmaz şekilde az (yok yazacaktım da garantiye alayım dedim, 1 2 tanesinin varlığına dair dedikodular duydum), olanlar ise 10 15 kişilik salonlar. Dolayısıyla bol paralı bir dağıtımcı tarafından getirtilmeyen bir filmi ülkemizde vizyona sokmak çok büyük çaba gerektiyor. Bildiğim kadarıyla henüz bir örneğini görmüş değiliz.
Ali ve Yalçın, birlikte başlattıkları bu proje için ilk adım olarak yönetmenle iletişime geçip onun desteğini almışlar. Sırada Türkiye’deki F1 ile ilgili tüm büyük platformların da desteğiyle bir gündem oluşturup dağımtıcların ilgisini çekmek var. İkinci adım olarak da tabii ki sosyal medyayı kullanıyorlar. Facebook sayfasına katılarak gelişmelerden haberdar olabilir veya projeye destek verebilirsiniz. Bunun dışında aynen büyük yazar bendeniz gibi kendi bloglarınızda vs. filmi veya projeyi (veya büyük yazar bendeniz gibi ikisini birden) tanıtabilir, projenin yayılmasına destek olabilirsiniz.
Bu proje sadece birkaç F1 manyağının bir filmi sinema perdesinde görmek için gereksiz uğraşı değil, örnek gösterilerek ileride işleri kolaylaştırabilecek güzel bir proje. Başarılı olabilmesini umarak bu yazıyı sonlandırıyor, “yarın yazacağım demişti ama kesin yine yazmaz” diyenlere de selamımı çakıyorum.
Büyüksün Senna.
Yazmaya yazmaya biraz paslanmışım, kusura bakmayın. Yaza yaza eski formuma kavuşacağım efenim.
Popülerlik: 25% [?]


Doğru dedin Eylem Efendi, Senna’yı ve Formula 1′i bilenler daha ilk kareden üğüm üğüm gözyaşı döküyorlar. “Seventy eight, I came to Europe…” diye başlayınca, o güzel müzikle de insan, “Ah be,” diyor, “Ah!”
Bunca zamandır yazdığınız ilk yazının da SENNA ve F1 ile ilgili olması da pek mânidar. Yoksa sizi yarışlara da mı alsak?
Senna, Senna’yı ve Formula 1′i tanımayan birini bile bu denli etkileyebilecek duygu yüklü ve gerçek anlamda farklı bir İnsandı. 10 yıllık kısa kariyeri pist üzerindeki 5 şampiyon pilota karşı korkusuzca yarışarak kazandığı başarılarla dolu ve öyle ki sadece 10 kez katıldığı Monaco GP’sini üstüste 5 ve toplamda 6 kez kazandı. Aradaki tek yarışta 50sn farkla lider giderken kaza yaptığı için yarış dışı kaldı. Hatta kariyerinin 2.yarışında Monaco’da dönemin efsane pilotu Alain Prost’u yoğun yağmur altında ve çok yavaş bir araçla geçip liderliğe yükseldi ancak yarış hakemleri yarışı durdurarak 1 tur öncesinin sıralamasını baz aldığından bu zafer de istatistiklere girmedi (yani 10 yarışta 8 zafer sayılır) ama zaten Senna istatistik uğruna yarışıyor olsaydı kazan yapan Eric Comas adlı pilotu yanan araçtan çıkartmak için kendisi lider giderken yarışı bırakıp ona yardım etmezdi. İşte Senna böyle biriydi. Not:(neden Monaco’yu anlattım çünkü usta pilotaj gerektiren bu daracık cadde pistinde 20 yıldır Formula 1 de yarışan Schunmacher bile bu pistte 5 kez kazanabildi)
Kampanya işe yaradı. Film 6 Mayıs’ta vizyona giriyor:
http://www.ali-unal.net/f1/2011/04/30/senna-6-mayista-vizyonda-2/
Yorum Yapın!
Sinema 101 »
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz!

Burası benim evimmiş meğersem diyenlerin mekânı, Heri'nin Seli'yle tanıştığı, Titanic'in battığı, Deliliğin Dağı Eylem Planı'na hoşgeldiniz.Son Yorumlar
Arşiv
Posta Servisi
Sevdiklerim
Bölümler
En Ünlü Yazılar
Geçidi Resim
Haftalık
Etiket Bulutu