Friday Night Lights
Ah o cuma gecesi ışıkları.. Nedir cuma gecesi ışıkları? Televizyon dizisidir, çok da önemli bir şey değil. Bu güzeller güzeli diziden daha önce de bahsetmiştim. Biraz çocuksu bir heyecanla abartılı bir yazı yazmışım ama çok güzel bir laf etmeyi de başarmışım: “Pek çok karakter için pek çok şey hissedeceksiniz“. FNL’in özü bu. Karakterler ve onlar için hissettikleriniz. Bu muhteşem diziye elveda demeden rahat edemezdim. Çünkü o pek çok karakter için pek çok şey hissediyorum.
FNL tamamen karakter odaklı bir dizi. İlgilendiği tek şey karakterleri ve sizin için de bu karakterlere bağlandıktan sonra diziyi bırakmak çok zor. Öyle zor ki geçtiğimiz ay dizi son bölümüyle bize veda ettikten 2 gün sonra diziyi 1. sezondan başlayarak tekrar izledim. 1,5 hafta içinde 5 sezonu birden tekrar izledim, evet bunu yaptım. Sabah 5′lere kadar dizi izleyince oluyor. Ne olacağını bilmeme rağmen dizi beni uyutmadı, bölüm üstüne bölüm izledim. Öyle sevilesi bir dizi bu.

Dizinin yeni karakter tanıtmada, kurguda vs.de ne kadar başarılı olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Gerçi diziyi bu kadar sık aralıklarla izleyince hızlı kurgusu ve hareketli kamerası yorucu olmaya başlıyor. Ama yine de karakterler için izliyorsunuz (biraz da bu yazıyı yazabilmek için hızla izledim).
5 sezonu tekrar izlemiş olmama rağmen dizinin tam olarak nasıl çekildiğini hâlen anlayabilmiş değilim. Dizi her daim her konumda inanılmaz bir şekilde akıyor, tabii bu sırada ne aks tanıyor ne de düşük tempo. Yüksek bir hızla akıyor ama asla sıkıcılaşmıyor, gerçekliğinden ve samimiyetinden bir şey yitirmiyor.
Dostluğu, kardeşliği, aile olmayı, sorumluluğu, fedakârlığı, isyanı.. Bir gencin ve bir ailenin yaşayabileceği her türlü mücadeleyi ve mutluluğu dizi 5 sezon boyunca çok güzel bir şekilde anlatıyor. Evet, bazen abartıyor, bazen sulandırıyor, bazen gerçekçilikten uzaklaşıyor falan filan ama dizi işte sonuçta. O karakter için, o an yaşadıkları için cidden üzülüyor/seviniyor/havaya zıplıyor/yastığa gömülüp ağlıyor insan. Hele de final bölümü.. İlk izleyişimde kafam dağınık olduğundan biraz gözlerim dolmuştu ama ikinci izleyişte.. Ah ah.. Sel oldu aktı diyeyim, başka soru sormayın..
Bir de benim kadar gereksiz bir romantikseniz (en sevdiğim türün romantik komedi olduğunu daha önce söylemiş miydim?) Taylor çiftinin ilişkisini öyle bir kıskanacaksınız ki.. Her kavgalarında, her güzel anlarında “ben de böyle bir kadın/adam bulsam şu dakka evlenirim” diyeceksiniz. Öyle muhteşem bir çiftler. Gerçekler mi? Zor ama işte insan dediğin umutla yaşar..
Tek tavsiyem diziyi 2. izlememdeki kadar hızlı izlemeyin. Mümkünse günde 1 bölümden fazlasına çıkmayın. Çok güzel bir dizi olsa da özellikle senaryo anlamında bazen çok büyük fireler veriyor. Diziyi haftalık takip ettiğim dönemde bunlar gözüme batmıyordu ancak bu kadar hızlı tüketince direkt dikkat çekiyorlar. Bunlar asla diziden aldığınız keyfi zedelemiyor ama dizinin gerçekçiliğine darbe vuruyor. Bu yine de hiçbir şeye engel değil tabii ki.
Sağda solda pek çok yerde okuyabileceğiniz klişe dizi tanıtım yazılarından birini yazmak istemedim. O nedenle böyle geveliyorum işte. Uzatmaya çalışıyorum ama olmuyor. Kısa olsun ama samimi olsun o zaman, dizinin kendisi gibi. FNL güzel bir dizi, ilk sezonun ortalarından sonra inanılmaz güzel bir şekilde açılıyor ve ondan sonra diziler artık sizin için eskisi gibi olamıyor..
Epi topu garip şekilli bir topun peşinde hayatları şekillenen insanları izliyorsunuz.. Yerseniz..
Elveda güzel dost. Yolun açık olsun.
Dizinin o muhteşem finalini de paylaşıyorum, önemli olanın ne olduğunu çok güzel özetliyor bu son dakikalar.. İzleyip izlememek size kalmış, diziyi izleyecekseniz izlemeyin derim, kısa süre sonra buralara geleceksiniz zaten, sonra döner bir daha izlersiniz hehe.
4,5′u dakikaya kadar bu videoyu izledikten sonra aşağıdaki videoya geçiniz (her açışımda tekrar izliyorum ah ah..):
Popülerlik: 13% [?]
















Yorum Yapın!