Tercih Meselesi
İster sinefil olun, isterseniz sadece arada bir film izleyen bir insan, sinema belli başlı kurallarını zihninize yerleştirir. Bunlar öyle basit şeylerdir ki bunları öğrendiğinizin farkına dahi varmazsınız. Ancak öyle bir an gelir ki, ister seyirci olun, ister film çekmeye çalışan birisi, bir sonraki aşamaya geçebilmek için bu temel kuralların farkına varmanız gerekir. Bugün bir kuraldan değil bir “olgu”dan bahsedeceğim. Adına tercih meselesi dedik ama, çok basit bir şey aslında.
Madem bildiğimizi bilmediklerimiz dedik, en temelinden girelim. Bugün bahsedeceğim konuyu özetliyeyim:
İzlediğiniz herhangi bir filmdeki hiçbir kadraj rastlantılar sonucunda oluşmamıştır. Kadrajda görünenler, orada olmaları gerektiği için oradadırlar.
Aslında bu özet pek açıklayıcı olmadı. Bu konuda daha önce çok yazdım, oralardan örnekle konuyu açayım.
Ayrıntı ve Ara Planlar yazısında bu planların doğru kullanımlarının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştim. Şimdi o yazıdan bir örneği tekrar inceleyelim:
Mavi’den alınmış bu güzel kareye bir bakalım. Ama her şeyiyle bakalım. Bir fincan kahve, kahveyi emen bir şeker. Alan derinliği o kadar sığ ki fincanın bir ucu netken diğeri değil, yani netlik sadece şekeri seçebileceğimiz kadar. Yazar burada Yönetmen bu kare ile bize bir şeyler anlatıyor. Bu sadece güzel göründüğü için çekilmiş bir kare değil. İstese genel plandan da verebileceği bu sahnede özel olarak bu kadar yakına giriyor.
Başka bir kareye bakalım.
Bu güzel kare Nuovo Cinema Paradiso‘dan. Toto’yu ne yapacağını bilmezken görüyoruz. Kadrajın yarısında biçimsiz bir çapa var. Şimdi yönetmen veya set ekibi çok mu beceriksiz? Bir kişi de gidip o çapayı yerinden kaldıramıyor mu, ya da kamera başka bir yere konamıyor mu? Demek ki o çapanın orada bir işlevi var, bu karenin bize, tüm hikâyeden ayrı olarak, sadece kendi başına anlattığı şeyler var.
Bir örnek daha verelim, hatta bu seferki bir kare değil geçiş olsun.
Bu “an” Barton Fink‘ten. Tek başına koca okyanusa direnen bir kayanın görüntüsünden, otel lobisinde tek başında duran Fink’e bindirmeli bir geçiş yapılıyor. Şimdi Holivud’a gelmiş bir yazarı anlatan filmde deniz kıyısındaki kaya görüntüsünün ne işi var? Hadi koydun diyelim, bu görüntüden Fink’e niye bindiriyorsun (hehe) Coen’ciğim?
Daha örnek koyulabilir ama sayıları milyonları bulduğundan girişmiyorum.
Kamera hareketleri, oyuncu hareketleri, görüntüye yakınlaştırma uzaklaştırma tercihleri, kameranın yatay veya dikey açısı, dekorun rengi, kıyafetlerin rengi, kenarda duran kitap, ses ve müzik kullanımı, diyalog tercihleri, kurgu tercihleri.. Daha aklnıza ne gelirse, hepsi yönetmen tarafından belirli bir fikir zinciri sonucunda tercih edilmiş şeylerdir.
Tabii ki bu dediklerim her şeyin kontrol altında olduğu profesyonel setlerde, hiçbir sorun çıkmadığını farzettiğimiz zaman geçerli olan durumlar. Yine de bazı şeylerin olanaklarla değil önceden planlamakla ilgili olduğu ortada.
Neredeyse tüm filmler için bu olay geçerli olsa da, her filmde aynı önemi teşkil etmez, veya tabii ki her ama her kadraj bir sürü şey anlatmaz. Ancak film çözümleme girmek istediğinizde, ya da filminizde ilk anda görünenden fazlasını anlatmak istediğiniz anda bu tercihlere dikkat etmeniz gerekiyor.
Dikkat ettiyseniz (buna etmediyseniz filmlere nasıl edeceksiniz tıt tıt..) yukarıdaki yazıda yeni hiçbir şey söylemedim. Sadece belki daha önce “bir filmde izlediğim her şey planlı” diye düşünmemiştiniz. Düşünmemişseydiniz, artık düşünebilirsiniz. Zaten düşünüyorsaydınız bu yazıyı boşuna okudunuz, kusura bakmayın :).
Yukarıdaki karelerin hepsi Tek Bir Kare adlı diğer blogumdan. Siz de yakaladığınız kareleri benimle paylaşırsanız adınızla beraber o bloga eklerim.
Dip not: Bu yazı zerre içime sinmedi. Anlatmak istediğimi anlatabildim mi onu bile bilmiyorum. Ama fazlasıyla değinmek istediğim bir konu. Anlaşılıyor mu olay? Anlaşılmıyorsa söyleyin klasik çok daha uzun ve bir sürü boş cümleyle dolu Eylem Planı sürümünü de yazayım. Hadi bakalım.
Popülerlik: 13% [?]

”İzlediğiniz herhangi bir filmdeki hiçbir kadraj rastlantılar sonucunda oluşmamıştır. Kadrajda görünen her şey, orada olması gerektiği için oradadır.” bu cümleyi aşırı genelleyici buldum..biraz rahatsız etti…gerçi alt tarafta genellemeyi yıkan bir kaç cümle yazmışsın da yine de söylemek istedim :)
ayrıca, bir sinema filminin bütünlüğü
noktasında(görüntü,ses,kurgu..vs) en sağlam sinematik okumaları yapabileceğimiz bir kieslowski filminde bile, izleyeceğimiz bir sahnenin rastgeleliliği yönetmenin çok kişisel bir tercihi sonucu olabilir.bunu filmin geneline yayabilecek bir anlam çıkarmak kanımca yanlış olur.örnek vermek gerekirse yönetmenin küçüklüğünden kalma ufak bir sırrını ifşa edebilecek bir sahne koyuyor, bu yanlızca yönetmenle o sırrı paylaşan diğer kişinin arasında bir anlam oluşturabilir.yönetmen bu görüntüyü sadece koymak istemiştir, fazla deşmeye gerek yok.biraz garip bir örnek oldu ama idare et dude :)
Yaa işte Düd genellemesi. Her filmin her karesi bu dolulukta olursa insan kafayı yer, belki Kubrick’te falan olabilir. Sonlara doğru toparlamaya çalıştık ama yine başaramadık.
Sadece düzgün planlanarak çekilen filmlerde çok az şeyin rastlantılara bırakıldığını belirtmekti amaç ama dediğim gibi yazı kendini bir türlü açamadı (benim kafa fazla açık ondan).
Neyse anladın sen bçk, şimdi böyle şeyler yazıp kalbimi kırma :)
Daha bugün bir sohbet sırasında Onur Ünlü’nün bir söyleşisinde şurayı neden böyle yaptınız, burayı neden şöyle yaptınız diye sorular gelirken; utangaçlık ve çekingenlik arasında gidip gelen yönetmenimiz, hiç bir nedeni yok, sadece öyle olması gerekiyordu demiş…
Not: Burada yönetmene karşı hiç bir olumsuz şey dile getirilmemiştir; sadece olan olay aynen aktarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu yönetmenin şiirlerini çok severiz…
Öyle olmasının gerekmesi de bir tercihtir. Yönetmen her kadrajını anlatmak zorunda gibi bir olaya karşıyım zaten.
Bu arada BÇK’nin de takıldığı nokta buydu. Yazı klasik olarak abartılı. Her filmin her kadrajına anlam yüklemek veya kusursuz yapmak olanaklı değil, olsa bile gerekli değil.
Sadece çoğu şeyin rastlantı sonucu değil bir bütünlük için orada olduğunu bilmek gerekli. Zaten fazlası da insanı yoruyor. Kararında kullanmak gerekli.
Yorum Yapın!
Sinema 101 »
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz!

Burası benim evimmiş meğersem diyenlerin mekânı, Heri'nin Seli'yle tanıştığı, Titanic'in battığı, Deliliğin Dağı Eylem Planı'na hoşgeldiniz.Son Yorumlar
Arşiv
Posta Servisi
Sevdiklerim
Bölümler
En Ünlü Yazılar
Geçidi Resim
Haftalık
Etiket Bulutu