Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Blog, Genel Yazılar, Ve Diğerleri

Mutlu

Yazan Düd, Thursday, 20 May 20103 Yorum


Blogu daha kişisel bir boyuta çekme yazıları no.1′e hoşgeldiniz. Eylem Planı 3. kez “ağırlıklı olarak sinemayla ilgili yazılar içeren kişisel blogum” sıfatından “arada bir sinemayla ilgili de yazdığım kişisel blogum” sıfatına geçmiştir. Takipçilere duyrulur, artık takip etmek istemezseniz de küsmem, yine sinemayla ilgili bir şeyler yazınca haber veririm, gelirsiniz. Gelirsiniz di mi?

Evet, bu ilk kişisel yazıda, 7 mayıs tarihinde başıma gelen bir olayı (sinemayla ilgili evet) anlatacağım, aslında ta o gece anlatacaktım ama işte kafamdaki “blog kapsamına girer mi ki?” kargaşası anca sonlandı. Bir de tabii final haftasındayım, facebook’ta gezmek, Zuma oynamak, Smodcast dinlemek gibi çok önemli işlerim olduğundan yazı da yazamıyorum. Ama toparlıyoruz artık. Evet, başlayalım.

Yıldız Kısa Film Festivali ödül törenindeyiz. Temas ile kurmaca dalında finalisttik ama tabii ki esas amaç kokteylde bedava içmekti. Ve tahmin edebileceğiniz üzere de bol bol içtim. Pek çok insan (10 kişi sanırım) ödül aldı ve beklediğim an olan kokteyle geçebildik. Birkaç arkadaş ile beraber hemen demlenmeye başladık tabii. İlk şarap şişesinin sonlarına yaklaşırken (tek başıma içtiğim kısımdan bahsediyorum), Yıldız Sinema Kulübü’nden arkadaşlarla sohbet ediyordum (ben de İTÜ Sinema’nın demirbaşlarından olduğumdan) üye sayınız nedir, n’aparsınız, olay nedir vs. gibilerinden. Tam o aralar gecede ödül almış gençten bir arkadaş yanımıza geldi, ben o kafayla ödül alanlardan biri olduğunu farketmedim tabii, hoş kafa olmasam da çıkaramazdım sanırım. Neyse, Yıldız’dan arkadaş ödül alan arkadaşı ödül aldığı için tebrik etti, ben de o an uyandım tabii, hemen o kafayla “Vay!  Ben de tebrik ederim, kusura bakma kafa güzel böyle tanımadan samimi samimi dalıyorum kusura bakma” diyerek arkadaşın elini sıktım (kesin 2 kere kusura bakma demişimdir), 2 yanağından öptüm (yavşak!). Aldığım cevapla birlikte ortamın havası bir anda değişti. Artık başka bir boyuttaydım!

Dın dın dıııııııııııııııııı!!!

Yarattığım bu ufak ve gereksiz heyecandan sonra verdiği cevabı açıklıyorum: “Ben seni tanıyorum ama The Dude!Eylem bayıl! Kafa güzel de olsa hemen çalışmaya başladı tabii. The Dude dediğine göre beni kesinlikle Film Fabrikası forumlarından tanıyor olmalıydı, zira orada kullandığım rumuz o (burada da Düd kisvesi altında yazıyorum, dikkatli okurlar bilecektir). O kaypaklıkla “vay kardeşim, gel bir daha sarılayım *sarılır, öper, kahrolsun alkol* senin rumuz ne bakim?” demiş bulundum, olaydan sonra yazışmış olmamıza rağmen şu anda rumuzu hatırlamıyorum, böyle bir insanım. Neyse, arkadaş rumuzunu söyledi ve “abi yıllardır sorularıma cevap veriyorsun, çok şey öğrendim sayende, teşekkür ederim” dedi. O an yüzümde nasıl bir ifade vardı bilemiyorum ama şuna yakın bir şeyler olduğunu tahmin ediyorum:

Tabii buna 5 yaş daha eklemekte fayda var (evet, artık gür saçlarım yok, ne var?!), bayağı eski bir fotoğraf. Ancak o an yaşadığım mutluluğu kelimelerle tarif etmek mümkün değil.

Yıllardır forumlarda çürüttüğüm dirseklerin, parçaladığım parmak uçlarının, anlattığım şeylerin bir yerlerde birilerinin işine yaradığı bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Yani gelmişti tabii ki de forumda zorla edilmiş bir teşekkürden öte fazla bir şey göremiyorsunuz (Ben Kimim?‘de Teşekkürler kısmının bulunma sebebi de budur, biraz önem veriyorum sanırım, normal filmlerde de bekler okurum). Burada yazdığım yazıların da birilerinin işine yaradığını, yarayabileceğini biliyorum evet ama böyle somut bir örnekle karşınıza çıkınca gerçekten çok farklı hissediyorsunuz. O gece ödül almış biri geliyor ve yardımlarınızdan dolayı size teşekkür ediyor. Vallaha öyle bir garip oldum. Birkaç gün yetti o olayın mutluluğu, hâlen aklıma geldikçe gülümsüyorum. İnsanlar hayatlarına ama ufak ama büyük şekillerde dokunabilmek güzel bir şey.

O zaman nedir? Yazmaya devam ediyoruz.

Küçük şeylerle de mutlu olmayı bilmek lazım, örneğin bir yoyoyla.

Bu geçen hafta (film çekiyoruz bir de sözde):

Bu ise yine 5 6 yıl öncesi.. Hiç değişmiyorum demek, şebek hep şebek..

Popülerlik: 8% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

3 Yorum »

  • Ayça diyor ki:

    Çok iyi =) Müzik de harika olmuş.

  • geridonmeyenisyankarbumerang diyor ki:

    Tesekkur, takdir bunlar onemli seyler. Ilkokul dorduncu sinifta alamadigimda ailecek cok uzulmustuk.

    Varsin olmasin, paylasmak guzel sey kendine saklayip ne yapicaksin?

    Ama ote yandan iyidir iyi, ugrastigin zaman harcadigin islerin sacma sapan gereksiz isler olmadigini farkettirir.

    Ayrica ulan o yoyo duruyo mu hala sebek herif ehueheh.
    Neyse, lan uyuyayim ben…

  • Düd (author) diyor ki:

    Yok ya, burada görünen yoyo dandikti (kırmızı olan), sonra internetten getirttim bir tane çok güzel, yedek iplerini, yedek fren panellerini ve daha hızlı dönmesi için özel yağını falan da getirttim, 3 yıldır çekmecede duruyorlar :). Bu aralar bir tekrar başlama planlarım var ama dur bakalım :).

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */