<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: The Hurt Locker</title>
	<atom:link href="http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Aug 2010 14:26:58 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-319</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 23:07:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-319</guid>
		<description>Aynen öyle, gerçi o konuşmadan önce de aynı muhabbetler yapılıyordu ama o talihsiz açıklama ile (beni de üzdü) iş çığrından çıktı.

Ha dediğim gibi, hepsi ölsünler dese bu insanlar çok mu mutlu olacaklardı? En azından bu kadar söylenmezlerdi sanırım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aynen öyle, gerçi o konuşmadan önce de aynı muhabbetler yapılıyordu ama o talihsiz açıklama ile (beni de üzdü) iş çığrından çıktı.</p>
<p>Ha dediğim gibi, hepsi ölsünler dese bu insanlar çok mu mutlu olacaklardı? En azından bu kadar söylenmezlerdi sanırım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: gelecegim</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-318</link>
		<dc:creator>gelecegim</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 22:56:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-318</guid>
		<description>Eylem, filmi izlemedim ama filme niye militarist eleştirisi yapıldığını biliyorum. Çünkü yönetmeni olan kadın oskar&#039;ı aldıktan sonra &quot;bu ödülü ırak&#039;ta canlarını bizim için siper eden amerikan askerlerine adıyorum&quot; içerikli bir konuşma yaptı. Ondan sonra ağzıyla kuş tutsa filme militarist denmesi normal.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eylem, filmi izlemedim ama filme niye militarist eleştirisi yapıldığını biliyorum. Çünkü yönetmeni olan kadın oskar&#8217;ı aldıktan sonra &#8220;bu ödülü ırak&#8217;ta canlarını bizim için siper eden amerikan askerlerine adıyorum&#8221; içerikli bir konuşma yaptı. Ondan sonra ağzıyla kuş tutsa filme militarist denmesi normal.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Ahmet</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-317</link>
		<dc:creator>Ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 10:39:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-317</guid>
		<description>Belgesel-kurmaca (Docu-fiction) olayına doğru gidişin nedeni, sanırım seyirciyi içeri çekmede daha avantajlı olmasıdır. Çünkü artık film dili herkesin tanıyıp bildiği bir dil olduğundan ninelerimizin verdiği &quot;tüh sana&quot; gibi tepkilere artık pek rastlanmıyor. Bunun nedeni herkesin &quot;film&quot; izlediğinin farkında olması.

Belgesel çekim tekniklerinin filmlerde kullanılmaya çalışması (hurt locker sadece kullanmaya çalışmıştır) seyirciyi gerçeklik duygusuna daha da yakınlaştırmaktır ancak becerilemediğinde özellikle kamera zoomları heryerde anlamsız şekilde arz-ı endam ettiğinde, hedeflenen seyirciyi sürükleme olayı daha bir imkansızlaşıyor çünkü her zoom&#039;da veya çok sallanan kamera da filmden kopuyoruz.

Bunu hakkıyla başaran son filmlerde discrit 9 epey güzel olmuştu. Özellikle işi sadece kameraya yüklemenin yerine, film içinde karakterlerin görüşlerini anlattığı röpörtaj sahneleri bizi karakterleri anlamaya ve onlarla daha fazla yakınlık kurmaya davet etmişti.

Başlık konusu olan filmi izledim. Bu filmden sonra bir kez daha akademiye olan görüşlerim belirginleşti. Kendilerine buradan bir mesaj yollamak istiyorum. Academy fuck you!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Belgesel-kurmaca (Docu-fiction) olayına doğru gidişin nedeni, sanırım seyirciyi içeri çekmede daha avantajlı olmasıdır. Çünkü artık film dili herkesin tanıyıp bildiği bir dil olduğundan ninelerimizin verdiği &#8220;tüh sana&#8221; gibi tepkilere artık pek rastlanmıyor. Bunun nedeni herkesin &#8220;film&#8221; izlediğinin farkında olması.</p>
<p>Belgesel çekim tekniklerinin filmlerde kullanılmaya çalışması (hurt locker sadece kullanmaya çalışmıştır) seyirciyi gerçeklik duygusuna daha da yakınlaştırmaktır ancak becerilemediğinde özellikle kamera zoomları heryerde anlamsız şekilde arz-ı endam ettiğinde, hedeflenen seyirciyi sürükleme olayı daha bir imkansızlaşıyor çünkü her zoom&#8217;da veya çok sallanan kamera da filmden kopuyoruz.</p>
<p>Bunu hakkıyla başaran son filmlerde discrit 9 epey güzel olmuştu. Özellikle işi sadece kameraya yüklemenin yerine, film içinde karakterlerin görüşlerini anlattığı röpörtaj sahneleri bizi karakterleri anlamaya ve onlarla daha fazla yakınlık kurmaya davet etmişti.</p>
<p>Başlık konusu olan filmi izledim. Bu filmden sonra bir kez daha akademiye olan görüşlerim belirginleşti. Kendilerine buradan bir mesaj yollamak istiyorum. Academy fuck you!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: hegel</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-316</link>
		<dc:creator>hegel</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 15:30:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-316</guid>
		<description>Evrensel ortak algıda artış var. &quot;Ortak algının zamanla doğru orantılı olarak artmasından daha doğal ne olabilir&quot; diye düşünebilenlerin sayısı arttıkça... Belgesele kaymakta her seyirlik. Eleştiriyi dışarıda bırakma çabası biraz da.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evrensel ortak algıda artış var. &#8220;Ortak algının zamanla doğru orantılı olarak artmasından daha doğal ne olabilir&#8221; diye düşünebilenlerin sayısı arttıkça&#8230; Belgesele kaymakta her seyirlik. Eleştiriyi dışarıda bırakma çabası biraz da.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-315</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 20:17:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-315</guid>
		<description>İzleme tabii Bayram, sen her filmi 2 kere mi izliyorsun? :)

Zevk renk meselesi diyeceğim, zaten bu yazıyı da filmin çok iyi olmasından ötürü yazmadım, hatta yazdığım yorumların çoğu ortalama filmler üzerine. Bu yazı sadece filmin yanlış anlaşıldığını düşündüğümden yazıldı, sen yorum yazmasaydın da kaldıracaktım yazıyı, kaldırmaya geldiğim anda senin yorum geldi :).

Zevk renk meselesi diyeceğim tabii de başrolü beğenmemiş olman ilginç, bence çok iyi bir oyunculuk var ortada.

Anlamsız yere ödüllendirilmiş film çok ama, Slumdog bile en iyi film alabiliyorsa Hurt Locker hayda hayda alır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İzleme tabii Bayram, sen her filmi 2 kere mi izliyorsun? :)</p>
<p>Zevk renk meselesi diyeceğim, zaten bu yazıyı da filmin çok iyi olmasından ötürü yazmadım, hatta yazdığım yorumların çoğu ortalama filmler üzerine. Bu yazı sadece filmin yanlış anlaşıldığını düşündüğümden yazıldı, sen yorum yazmasaydın da kaldıracaktım yazıyı, kaldırmaya geldiğim anda senin yorum geldi :).</p>
<p>Zevk renk meselesi diyeceğim tabii de başrolü beğenmemiş olman ilginç, bence çok iyi bir oyunculuk var ortada.</p>
<p>Anlamsız yere ödüllendirilmiş film çok ama, Slumdog bile en iyi film alabiliyorsa Hurt Locker hayda hayda alır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Bayram Aygun</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-314</link>
		<dc:creator>Bayram Aygun</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 21:39:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-314</guid>
		<description>Eylem filmi izledim. Ikinci defa izlemeyecegim, gayet vasat/vasatin biraz ustu, neden bu kadar odullendirildigini anlamadigim, en iyi erkek oyuncu adayi olarak basrol oyuncusunun nasil aday gosterildigi karsisinda saskina dustugum, ustune su yazdigim 4-5 satir yazinin bile bence cok gerekli olmadigi, &quot;savas propagandasi&quot; olmayan ama baska birseye de benzemeyen bir film gordum karsimda. Hemen gozlerimi kapadim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eylem filmi izledim. Ikinci defa izlemeyecegim, gayet vasat/vasatin biraz ustu, neden bu kadar odullendirildigini anlamadigim, en iyi erkek oyuncu adayi olarak basrol oyuncusunun nasil aday gosterildigi karsisinda saskina dustugum, ustune su yazdigim 4-5 satir yazinin bile bence cok gerekli olmadigi, &#8220;savas propagandasi&#8221; olmayan ama baska birseye de benzemeyen bir film gordum karsimda. Hemen gozlerimi kapadim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-313</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 14:20:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-313</guid>
		<description>Askerlerin birey olmasından bahsetmişken &lt;b&gt;Generation Kill&lt;/b&gt; adlı mini-seriyi de tavsiye edeyim. Orada da bu konu çok güzel işlenmekte.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Askerlerin birey olmasından bahsetmişken <b>Generation Kill</b> adlı mini-seriyi de tavsiye edeyim. Orada da bu konu çok güzel işlenmekte.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düd</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-312</link>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 14:13:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-312</guid>
		<description>Bayram&#039;ım şereflendirdin blogu valla, memnun oldum yazdığına, uzun yıllardır Amerika&#039;da yaşayan birinden bu konuda yorum almak da iyi oldu.

Açıkcası pasifist ve insancıl bir birey olarak savaş dünyada en çok nefret ettiğim şeylerden biri. Amerika&#039;nın Irak işgali vs. gibi konulara girmeyeceğim. Bu filmin de en çok eleştiri aldığı nokta, diğer tarafı göstermemesi ve Iraklı insanların acılarına değinmemesi, tek acı çekenin Amerikalılarmış gibi gösterilmesi gibi konulardı. Bu filme saldırmadan, politik olmakla eleştirmeye çalışanların yapabileceği en mantıklı eleştiri bu olabilir. Gerisinde dediğim gibi art niyet ararım.

Burada ise yukarıda da değindiğim olay giriyor devreye. Benim bu filmden anladığım bir askerin bunalımı değildir, bir bireyin bunalımıdır. Bu bireyin Irak&#039;taki bir Amerikan askeri olması ne kadar önemlidir, önemli konu bu. Başka bir platformda bu filmi savunurken, bu filmi güney anadoluda Kürtlere karşı savaşan Türk askeri perspektifinden de gösterebilirdiniz ve hikâye, hikâye ve karakter oluşumları açısından hiçbir şey kaybetmez demiştim. Zira film zamansız ve mekânsız aslında. Irak&#039;ta geçiyor oluşunu popülistliğine, ya da Amerikalıların bildiği savaşın o olmasına bağlayabiliriz. Bunu eleştire de biliriz. Amerikalılardan gelip de PKK filmi çekmesini beklemek saflık olur.

&lt;b&gt;Bu film James&#039;in iç dünyasıyla ilgilidir. O kadar. Orduların, hükümetlerin vs.lerin savaşı değil bireyin kendiyle savaşının hikâyesidir. &lt;/b&gt; Bu hikâyeyi militarist olmakla suçlayanlar &lt;b&gt;Jarhead&lt;/b&gt;&#039;e bayılırlar ama örneğin. Oysa orada da savaşa gidip tek kurşun sıkamadan dönen askerin psikolojisi anlatılır. Sorun şudur ki Jarhead oskarın yakınından bile geçmemiştir, o nedenle de millet bayılmıştır. The Hurt Locker&#039;ı geçen sene izleyip bayıldığımda ve yorumları okuduğumda militaristliğiyle ilgili hiçbir sorun yoktu ortada. Şimdi Akademi askeri övdü oldu yine..

İlginç insanlarız biz de bakma sen.

Yine bekleriz Bayram bloga da memlekete de, yarım kaldı geçen sefer hehe.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bayram&#8217;ım şereflendirdin blogu valla, memnun oldum yazdığına, uzun yıllardır Amerika&#8217;da yaşayan birinden bu konuda yorum almak da iyi oldu.</p>
<p>Açıkcası pasifist ve insancıl bir birey olarak savaş dünyada en çok nefret ettiğim şeylerden biri. Amerika&#8217;nın Irak işgali vs. gibi konulara girmeyeceğim. Bu filmin de en çok eleştiri aldığı nokta, diğer tarafı göstermemesi ve Iraklı insanların acılarına değinmemesi, tek acı çekenin Amerikalılarmış gibi gösterilmesi gibi konulardı. Bu filme saldırmadan, politik olmakla eleştirmeye çalışanların yapabileceği en mantıklı eleştiri bu olabilir. Gerisinde dediğim gibi art niyet ararım.</p>
<p>Burada ise yukarıda da değindiğim olay giriyor devreye. Benim bu filmden anladığım bir askerin bunalımı değildir, bir bireyin bunalımıdır. Bu bireyin Irak&#8217;taki bir Amerikan askeri olması ne kadar önemlidir, önemli konu bu. Başka bir platformda bu filmi savunurken, bu filmi güney anadoluda Kürtlere karşı savaşan Türk askeri perspektifinden de gösterebilirdiniz ve hikâye, hikâye ve karakter oluşumları açısından hiçbir şey kaybetmez demiştim. Zira film zamansız ve mekânsız aslında. Irak&#8217;ta geçiyor oluşunu popülistliğine, ya da Amerikalıların bildiği savaşın o olmasına bağlayabiliriz. Bunu eleştire de biliriz. Amerikalılardan gelip de PKK filmi çekmesini beklemek saflık olur.</p>
<p><b>Bu film James&#8217;in iç dünyasıyla ilgilidir. O kadar. Orduların, hükümetlerin vs.lerin savaşı değil bireyin kendiyle savaşının hikâyesidir. </b> Bu hikâyeyi militarist olmakla suçlayanlar <b>Jarhead</b>&#8216;e bayılırlar ama örneğin. Oysa orada da savaşa gidip tek kurşun sıkamadan dönen askerin psikolojisi anlatılır. Sorun şudur ki Jarhead oskarın yakınından bile geçmemiştir, o nedenle de millet bayılmıştır. The Hurt Locker&#8217;ı geçen sene izleyip bayıldığımda ve yorumları okuduğumda militaristliğiyle ilgili hiçbir sorun yoktu ortada. Şimdi Akademi askeri övdü oldu yine..</p>
<p>İlginç insanlarız biz de bakma sen.</p>
<p>Yine bekleriz Bayram bloga da memlekete de, yarım kaldı geçen sefer hehe.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Bayram Aygun</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2010/03/the-hurt-locker/#comment-311</link>
		<dc:creator>Bayram Aygun</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 07:04:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1017#comment-311</guid>
		<description>Eylem yazini begeni ile okudum. Ailecek begenerek izliyoruz da seni :)

Akademi Odulleri&#039;nin artik prestijinin kalmadigini ve git gide moda sovuna donustugunu ben de hissediyorum. Kidemli memura verilen terfi gibi odul dagitiliyor bazi bazi.

Neyse, Amerikalilar ve savas aslinda cok ilginc bir konu. Kendi topraklari uzerinde 1861–1865 yillari disinda hicbir savasa girmedi A.B.D. Onda da kendi kendilerini oldurduler zaten. Genel olarak tipik Amerikan insanini psikopat, savas yanlisi, Araplardan nefret eden, surekli fast-food yiyen bir canli turu zanneden kimseler Bigelow&#039;un Oscar odulunu alirken sarfettigi cumleleri savas yanlisi olarak algilayabilirler. Ama sen guzel bir sekilde yorumladin bu olayi ve cok hosuma gitti.

Cunku Amerikalilar da aglar, sever, kuser, otobus bekler, fotokopi ceker, dizi izler, agda yapar, utu yapar, burnunu karistirir, osurur vs. Kanimca diger canlilara gore &quot;farkindalik katsayilari&quot; biraz dusuktur. Yani, ilkokuldan itibaren &quot;coplerin geri donusumu&quot; hakkinda okulda, evde terbiye edilirler ama poset ustune poset, karton ustune karton, mazot ustune mazot harcamayi garipsemezler. Bir marketten haftalik mufak alisverisi yaptiginizda en az 10 poset torba ile donersiniz. Ton baligi ile bulasik deterjanini ayni yere koymazlar mesela.

Demem o ki, baslarina gelen iyi kotu herseyi beyazperdeye aktarabiliyorlar diye, elestirmek olmaz.

Biraz konudan saptim farkindayim. Kisaca yazilarina ve objektif goruslerini aktarmaya devam et Eylemcigim. Kendine cok iyi bak,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eylem yazini begeni ile okudum. Ailecek begenerek izliyoruz da seni :)</p>
<p>Akademi Odulleri&#8217;nin artik prestijinin kalmadigini ve git gide moda sovuna donustugunu ben de hissediyorum. Kidemli memura verilen terfi gibi odul dagitiliyor bazi bazi.</p>
<p>Neyse, Amerikalilar ve savas aslinda cok ilginc bir konu. Kendi topraklari uzerinde 1861–1865 yillari disinda hicbir savasa girmedi A.B.D. Onda da kendi kendilerini oldurduler zaten. Genel olarak tipik Amerikan insanini psikopat, savas yanlisi, Araplardan nefret eden, surekli fast-food yiyen bir canli turu zanneden kimseler Bigelow&#8217;un Oscar odulunu alirken sarfettigi cumleleri savas yanlisi olarak algilayabilirler. Ama sen guzel bir sekilde yorumladin bu olayi ve cok hosuma gitti.</p>
<p>Cunku Amerikalilar da aglar, sever, kuser, otobus bekler, fotokopi ceker, dizi izler, agda yapar, utu yapar, burnunu karistirir, osurur vs. Kanimca diger canlilara gore &#8220;farkindalik katsayilari&#8221; biraz dusuktur. Yani, ilkokuldan itibaren &#8220;coplerin geri donusumu&#8221; hakkinda okulda, evde terbiye edilirler ama poset ustune poset, karton ustune karton, mazot ustune mazot harcamayi garipsemezler. Bir marketten haftalik mufak alisverisi yaptiginizda en az 10 poset torba ile donersiniz. Ton baligi ile bulasik deterjanini ayni yere koymazlar mesela.</p>
<p>Demem o ki, baslarina gelen iyi kotu herseyi beyazperdeye aktarabiliyorlar diye, elestirmek olmaz.</p>
<p>Biraz konudan saptim farkindayim. Kisaca yazilarina ve objektif goruslerini aktarmaya devam et Eylemcigim. Kendine cok iyi bak,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
