Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Film Yorumları, Görsel Sanatlar

Neşeli Hayat

Yazan , Sunday, 14 February 20103 Yorum

Bu yorumu 12 Aralık günü yazıp beğenmediğimden yayımlamamışım, hatta bitirmemişim, elden geçirdim, bitirdim, yayımlıyorum.

Neşeli Hayat, Yılmaz Erdoğan’ın son filmi. Erdoğan için yeni ve yeni olduğu kadar da ilginç bir adım. Ne kadar başarılı olduğu tartışılabilecek bir adım tabii, yine de üzerinde düşünmeye değer.

Film bittiğinde kafamda iki şey vardı. Birinicisi Erdoğan’ın oyunculuğu. Hakikaten daha önce ne yapıyordu bu adam merak ettim. Tüm film boyunca bir saniye boynunu düzeltemedi, bize de düzelttirtmedi. Sorunlu kurgusuna rağmen filmin içinde kalabildiysek bundaki en büyük etken Erdoğan’ın oyunculuğudur.

İkincisi ve benim açımdan nispeten daha ilginç ve önemli olan şey ise filmin hikâyesi-senaryosu-metni. Film, Erdoğan’dan hiç beklemeyeceğim bir şekilde, minimalist bir filme uygun bir metne sahip. Daha da şaşırtıcı olanı filmin komedi olmaması (o şekilde reklam edilmesine rağmen). Komediden çok, komedi içeren bir dram diyebiliriz film için. Filmde tek bir komedi faktörü var, o da yine adını unuttuğum Erdoğan’ın kuzeni olan eleman (kız tarafının ailesini de buraya dahil ediyorum, bu karakterle alakalı sonuçta). Zaten hiçbir şekilde rol yapmasına ihtiyaç duyulmayacak şekilde kendisi için yazılmış rolü kusursuz şekilde oynayarak eğlenceli bir karakter oluşturmuş.

Oyunculuk demişken, Erdoğan’ın eşini oynayan Mutfak oyuncusu Büşra da fazla genç durmasına rağmen çok iyi oynamış, hatta çok çok iyi oynamış. Mutfak oyuncuları içinde düzgün bir role sahip tek kişi olmasına şaşmamalı (kuzeni saymadık). Kadronun gerisini 1 2 istisna dışında çöpe atabiliriz. Amatörlüğün üst sınırları biraz okşanabilmiş anca.

Film konusu ve ele alınan karakterler ile minimal sinemaya çok uygun bir yapıya sahip. Erdoğan bunu oyunculuğu ve hikâyenin akışıyla da destekliyor. Ancak gel gör ki bizi bu atmosferden çıkaran ilk etken, filmin de en kötü yanı olan kurgusu. Bunun sebebi Erdoğan’ın kurguya da el atmış olması olabilir, ancak film yayına girmeden hiç kimseye mi izletmemiş , orasını anlamak mümkün değil. En büyük aksaklık, geriye dönüş sahnesinde yaşanıyor. Filmin içerisinde yarım saate yakın bir süreyi kapsayan bu bölüm, aksak ve zaman zaman kafa karıştırıcı. Önce 3 dakika geriye dönüş, sonra hikâyenin anlatıldığı odaya geri geliş, diyoruz ki böyle anlatılacak bu hikâye, sonra aniden tekrar geriye dönüş ve yarım saat boyunca geçmişi dinliyoruz. Simetri sorununu geçtim, bu sahne o kadar gereksiz yere uzatılmış ki.. Karakterin neden bu hayale kapıldığını, neler hissettiğini anlayabilmemiz, onunla özdeşleşebilmemiz için yapıldığı belli, evet. Ancak sahne o kadar aksıyor ki yeter artık hikâyeye dön diyoruz dedim. Bir diğer sorun da geriye dönüş sırasında ve sonrasında evdeki insanların aynı yerde ve durumda olması, dolayısıyla her ne kadar Erdoğan’ın fiyat sormasıyla muhabbetin bittiğini anlasak da geriye dönüşlerde hiçbir özel numaranın kullanılmamış olması en azından bana “bitti mi la şimdi geriye dönüş” dedirtti. Bu büyük bir başarıdır, bu kadar kolay bir şeyi karmaşık hale getirmek her yiğidin harcı değil.

Bana kalsa tüm geriye dönüş sahnesini atardım. Masumiyet‘te o 10 dakikada anlatılan geçmişin, ki uğruna bir film adanmış ve o 10 dakikanın yarısı kadar bile etkili olunamamış bir 10 dakikadır, bu filmde yarım saatte anlatılan geçmişten kat be kat daha etkileyici olmasının sebepleri vardır.

Bunun dışında ufak tefek sorunlar taşısa da film fazla aksamıyor. Gereksiz olumlu sonunu da saymazsak (ki filmi minimalizmden koparan etkenlerden biri de bu sanırım) gayet rahat izlenebilen, üzerine düşündürten, Mutfak’a olan borcunu ödemesi gerekmese (kontrat gereği Mutfak oyuncuları sadece Erdoğan’ın izin verdiği projelerde yer alabiliyorlar diye bilmekteyim, yanılıyorsam ağzıma vurabilirsiniz, belirtin, düzeltiriz), daha az karakterle, daha küçük ama içten bir hikâye anlatsa çok daha iyi bir şeyler çıkabilirmiş sanki.

Ne olursa olsun Neşeli Hayat’ı iyi bir adım olarak görüyorum . Yaptığı en önemli şey, sadece bir komedi bekleyen Yılmaz Erdoğan seyircisine başka bir dünyanın, başka bir sinemanın varolduğunu göstermek. Bunu çok ani ve keskin bir şekilde değil, hafif hafif yapması da en büyük artısı. Yani çok izlenmesi şimdiden garanti olan bir filmi, ideal popüler film formatına yaklaştırması. Filmi TSKFL‘ye ekleme sebebim de bu zaten.

Popülerlik: 3% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

  • Çalgı Çengi (5)
    Yazıyı yazmakta biraz geç kaldığım doğru, kafa dağınıklığıma verelim, baksa...
  • 2010′da (şimdilik) neler buldum? (8)
    Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...
  • Ejder Kapanı (2)
    Aslında film hakkında yazmaya değecek bir film değl. Ancak sinemasozluk.com...
  • Ada: Zombilerin Düğünü (1)
    Bir film Türkiye'de herhangi bir şeyin "ilki" olmakla övünüyorsa, bu durum,...

3 Yorum »

  • kertenkelebek diyor ki:

    Herşeyin ötesinde Yılmaz Erdoğan’ın çok iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum. İstanbulun varoşunda yaşanan bu olaylar anadolunun herhangi bir ilinde, ilçesinde çok sık karşılaştığımız olaylardır. Filmde anlatılan hikayenin her ayrıntısını çevremdeki insanlarda bizzat gözlemlediğim için hikayeye öyle bir dalıp gitmişim ki kurgu hataları falan filan hiç farkedemedim. Bu filmi çok farklı bir yere koyuyorum.
    Y.Erdoğan popülerliği, yoğunluğu, televizyon programları cartı curtu derken nasıl halkın içinden herhangibir karakteri bu kadar derinlemesine tanıyıp işleyebiliyor, hayret!

  • Düd (author) diyor ki:

    Demişim ya ben de “Hakikaten daha önce ne yapıyordu bu adam merak ettim.”. İlginç tabii ki ama güzel işte.

    Yalnız film Reşitpaşa’da geçiyor. Muhteşem yerler diyemem ama çok da varoş değiller. Ama tabii yine de Erdoğanlık yerler de değil hehe :). Diğer Erdoğan’ın yerleri olabilir belki ;).

  • kertenkelebek diyor ki:

    Filmde gördüğüm kadarıyla varoş dedim zaten filmin çekildiği semti birebir bilmiyorum.
    Filmdeki karakterler de tam “Diğer Erdoğan”ın aradığı, faydalandığı saf, iyi yürekli bir o kadar da bilinçsiz, çaresiz tipler.

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

 
/* */