Ah o diziler ve Cuma Gecesi Işıkları!
Aslında başta amacım bugüne değin izlediğim dizilerin bir derlemesini oluşturmak, Türkiye’de fazla bilinmeyenlerinden bahsetmek, böylece daha çok insanı dizilerle vakit öldürmeye yönlendirip sinema sektöründe rakip bırakmayarak kazanç sağlamaktı. Sonra Özgür‘ün o ünlü cümlesini hatırladım:
“Senin bu kadar diziyi izlemiş olabilmen için yemeden, içmeden, sıçmadan günde 25 saat dizi izlemen lazım.”
Evet, utanarak itiraf ediyorum ki böyle bir dönem yaşadım. Bir ara izlediğiniz dizileri işlediğiniz bir site vardı, ben de yeni çıkacak bölümlerin takibini kolaylaştırır diye üye olmuştum. İzlediğim dizilerin büyük kısmını siteye işlediğim zaman site ömrümün 3 ay 2 hafta bilmem kaç saatini dizi izleyerek geçirdiğimi söylediğinde ne hissedeceğimi bilemedim. Şu an o sayı da bayağı bir katlanmıştır.
Kendimi tek bir şekilde avutuyorum; kaliteli yabancı dizilerin zaman zaman neredeyse sinema kalitesine erişmesi ve bununla beraber, neredeyse her alanda inanılmaz eğitici olmaları. Tabii bunlar da olayı tam kavramadan uygulamaya konursa kötü sonuçlar doğurabiliyor.
Neyse, şimdi bu dizi hadisesini uzatacak değilim. Aşırı fazla miktarda dizi izlediğimden bunların hepsinden bahsetmem mümkün değil. O nedenle EN EN EN sevdiğim ve izlenmesi asla vakit kaybı sayılamayacak En Güzel Diziler listemi yazıp, Türkiye’de fazla izlenmeyen muhteşem bir diziyi sizlere tanıtacağım efendim. Arada kesin unuttuklarım çıkacak, affınıza sığınıyorum artık. Bu arada, GÜZEL ile İYİ’nin farklı kavramlar olduğunu hatırlatmak isterim. Güzellik görecelidir hani, o bağlamda.
İzlediğim En Güzel Diziler:
- Friday Night Lights (63b*40dk, d.e.) / Battlestar Galactica (73b*40dk + 3 film, !)
- Six Feet Under (63b*40dk, !)
Bundan sonrası alfabetik:
- Arrested Development (53b*20dk, !)
- Band of Brothers / Generation Kill (7şer b*50-60dk, !)
- Breaking Bad (20b*40dk, d.e)
- Firefly (13b*40dk, !)
- The Office (UK de US de) ve Extras (bakıverin bunların durumu karışık)
b=bölüm sayısı, dk=yok artık, d.e= devam ediyor, != dizi sona erdi
Severek izlediğim daha pek çok dizi var. Örneğin insanlara ciddi anlamda farklı biçimlerde bakmamı sağlayan ve karakter analizlerini derinleştirmemde yardımcı olan Lie To Me (tabii izledikten sonra biraz araştırma da yapacaksınız), kara komedinin yeni taçsız kralı olma potansiyeline sahip Bored to Death, sırf nasıl ışıklandırma yaptıklarını incelemek için izlediğim Supernatural (eğleniyoruz da tabii, Dean muhteşem bir abimiz, Sam ölsün ama) vs. vs. -Lost bu listede yer almayacak, beklemeyin :)-
Ama dediğim gibi, Tavsiye Edilen Diziler yazısından vazgeçtim. Bugün konumuz 1 numaraya hiç zorlanmadan oturan Friday Night Lights!

Amerikan kültürüne fazla yakın olmayanlar veya Amerikalıların spor manyaklıklarını bilmeyenler başlarda diziye yabancılık çekebilirler. “Ula bir kasaba lise takımına bu kadar önem verir mi yeaa” diyebilirsiniz. Fikir vermesi açısından Meren’in de taze taze ele aldığı Super Bowl sırasındaki sokakları buradan inceleyebilirsiniz. Tabii Super Bowl Amerikalıların dünya kupası gibi bir şey, dolayısıyla tüm eyaletin maça odaklanması normal. Ancak Amerikalı manyaklar, liselerin sadece eyalet içi kapışmasına rağmen takımlarını deliler gibi seviyorlar, destekliyorlar (diziden değil gerçek hayattan bahsediyorum). Daha da garibi, bunu bir sürü spor dalı için yapıyorlar. Geçen sene bir arkadaşımın üniversitesinin basketbol takımı eyalet kupasını kazanınca kutlamalar sırasında sokakta polisle beraber ot içtiğini bayağı eğlenerek anlatmıştı. Böyle manyak ve boş beleş insanlar bu Amerikalılar işte. Hiç dram yok hayatlarında demek. Geyik diyorum tabii.
Neyse, klasik olarak konuyu dağıttık. FNL, Texas’ın Dillon kasabasındaki liseli gençlerin ve Dillon Panterleri’nin koçu ve onun ailesinin hayatlarını anlatıyor. Evet böyle iğrenç bir konusu var, hele benim gibi Amerika’nın güneylilerine moron redneck (2 kere niteledik ama olsun) gözüyle bakan tiplerdenseniz şu anda siteyi bile kapatmış olabilirsiniz. Texas’ın bir kasabasında geçen, Amerikan Futbolu oynayan liseli çocukların hayatının anlatıldığı bir dizi FNL. Evet. Bilmeniz gereken şu ki kendisi aynı zamanda televizyon tarihinin, en azından benim için, en güzel ve muhteşem dizisi.
Her bir karakterine ayrı ayrı bayılacağınız, her bölüm bittiğinde, sırf bitti diye yastıkları yumruklayacağınız (son 2 sezondur durum bu)bir dizi. Neredeyse her bölüm gözlerinizi dolduracak, aileyi, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği, birlik olmayı vs. vs. bu kadar iyi işleyebilen çok az dizi bulabilirsiniz. Müdire Taylor (ihi) “Come on y’all” dediğinde koşup gidesiniz gelecek (ki o aksanla başkası bana onu dese yumruklarım, Taylor desin içim eriyor), Koç Taylor tütün çiğner gibi konuşurken size kızacak, akıl verecek, ters ters bakacak, Julie ve Matt içinizi ısıtacak , Landry’nin hep kalbi kırılacak, Riggins bana bile gayliği düşündürtecek (Riggins’i gördükten sonra hâlen Sawyer diyen kadınlar bu blogu hemen terketsinler, gerçi olgunluk ayrı bir şey tabii), Matt için gözyaşı dökeceksiniz. Daha pek çok karakter için pek çok şey hissedeceksiniz, keşke o kasaba BBG kasabası olsa da 24 saat izlesek diyeceksiniz, bitince yastığınızı yumruklayacaksınız.
Öyle Lost‘taki gibi saçma sapan gizemler, deli dumrul aşk hikâyeleri yok burada. Hepsi gerçek. Dingo Talat’ın (konuk yazarımız da olmuştu) deyimiyle “tam bir duygu seli“. Talat dingo, çünkü final bölümünde olacakları bana önceden söyledi, efendim daha önce kendisine spoiler vermişim. Böylece yıllarca sürecek bir kan spoiler davasını başlatmış oldu. Buradan tekrar hatırlatırım kendisine.
Pek çok film ve dizide karakterler için sevinir (yukarıda), üzülür(aşağıda), hissederiz. Ama çok çok azında, yukarıdaki gibi bir sahnede, aynen oradaki gibi sevinirsiniz. Elleriniz havada, çığlıklar ata ata, odanın içerisinde koşa koşa, YÜRÜ BE LANDRY diye bağıra bağıra..
Sırf arada sırada izlediğimiz maçlarda (her bölümde olmasa da çoğu bölümde 1 maç var ancak en fazla 3 4 dakika sürüyor) neler olduğunu tam olarak anlayabilmek için oturup Amerikan Futbolu kurallarını öğrendim, spora olan saygım arttı. Hakikaten çok güzel bir spor kendisi.
Söz konusu lise olunca, 4. sezonundaki bir dizi de doğal olarak mezunlar veriyor, bazı oyuncular diziden ayrılıyor ve yerine yenileri geliyor. Ömrümde hiçbir dizide yeni karakterlerin bu kadar iyi yedirildiğini görmedim. Sanki 4 sezondur onların hikâyelerini izliyormuşuz kadar doğal ve güzel girdiler hayatımıza. Sadece 1 sezon daha kalacak olmaları üzücü, ama bir yandan da sevindirici. Kaç mezun vereceğiz ki şimdi sen de.. Bir sezon kalmak derken 5. sezon dizinin son sezonu olacak. Tepede bitirecek yani.
Aslında daha anlatacak çok şey var ama uzatmak istemiyorum. Her bir oyunculuğun neredeyse kusursuz olduğunu (yan rolün yan rolünün bile), çok çok iyi çekildiğini ve hatta hiçbir şekilde nasıl bu kadar doğal çekildiğini anlayamadığımı da belirtmekte fayda var. Her şeyde o kadar bir belgesel havası var ki o kadar insanı nasıl yönetiyorlar çok merak ediyorum. Teknik anlamda da cidden çok başarılı bir dizi. Gerek kamera kullanımı, gerek hikâyesi, gerekse de kurgusu ile ciddiye alınarak takip edilmeli. Kurgu alanında ödül almışlığı, senaryo ve oyunculuk alanlarında da pek çok adaylığı var zaten dizinin. Öyle yabana atmayın yani.
FNL her anlamda ve her alanda çok çok iyi bir dizi. Türkiye’de fazla takip edeni olmadığından sizlere bu muhteşem diziyi tanıtayım dedim. “İzleyecek dizi kalmadı be abi” diye gezinen arkadaşlarınız olduğuna eminim, FNL’i izlemediklerinden de neredeyse eminim. Verecek cevabınız olsun diye de bu yazıyı yazıyorum. Şaka şaka. Gerçekten izlemeye değer, ondan yazıyorum. Boşuna 1 numaraya koymadık.
Popülerlik: 22% [?]

clear eyes full hearts cant lose _0_
FNL rulz!
Begendigin dizilerle ilgili yazarken Lost’a laf atmana pek anlam veremiyorum. Tamamini okumadigin bir kitap hakkinda yorum yapmaktan farksiz. Biraz sabret bitsin bi toparlasinlar, aciklamalarina izin ver sonra gel olumlu olumsuz elestirini yap canimi ye.
Yok be, istediğim kadar laf edeyim, severek izlerim Lost’u. İlk sezondan beri gerçek zamanlı takip ettiğimden bu sezon artık iyice sıkıldım. Bu da tabii dizinin aslında hiç de abartıldığı kadar kaliteli bir dizi olmadığını ve senaryosu yüzünden abartıldığını farketmemi sağladı. Yani Lost’tan çok daha iyi diziler var piyasada, olay odur. Yoksa Lost is good, severek anacağız bittiğinde.
Dizi ile birlikteligimizin suresi uzadikca begenmedigin yanlarin cikmasi normal, baslarda cok sevdigin oda arkadasin olsun, kiz arkadasin olsun, deliler gibi dinledigin muzik grubu olsun, hergun gittigin bar olsun biryerden sonra yavas yavas kotu yanlarini gostermeye baslar insana. Resmin butunune bak artilarla eksilerin oranina. Misal HIMYM bile baydi artik bitirselerdi onceden bir yaz aski gibi kalabilirdi aklimda. Kisisel sonucum 60 bolumun ustune pek cikmamak 6. sezon isine pek girmemek lazim, evet.
Evet, örneğin oda arkadaşlığı maceramız uzadıkça senin sarhoş olup uyuyakaldığın yerleri görmek zorunda kalmıştım Berkay, unutur muyum hiç.. Burada söylemiyorum o yerleri rezil olma diye : ).
Ama tabii ki haklısın, zaten FNL’in de gelecek sezon bitmesine sevinme sebebim o. Cılkı çıkmadan bitecek, gönlümüzde taht kuracak. BSG de 4 sezonda bitmişti, taparız.
Ama sen Texas’ta yaşayan bir insan olarak FNL izlemiyorsun ya, puuuu..
Bu yorumu yazsam mı yazmasam mı diye düşündüm düşündüm…, kendimi tutamadım yazdım gitti :)
“Öyle Lost‘taki gibi saçma sapan gizemler, deli dumrul aşk hikâyeleri yok burada. Hepsi gerçek.”
Lost’ta anlatılan ada gizemi, aşk hikayeleri hepsi birer alt konu ve ilgiyi ayakta tutma amacına hizmet ediyorlar.
Ana hikaye; ilginç karakterlerin insan ilişkileri ve onların yaşam mücadelesi üzerine kurulu.
Bana göre dünyanın en kaliteli dizisi Lost…
Yorum Yapın!
»
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz!

Burası benim evimmiş meğersem diyenlerin mekânı, Heri'nin Seli'yle tanıştığı, Titanic'in battığı, Deliliğin Dağı Eylem Planı'na hoşgeldiniz.Son Yorumlar
Arşiv
Sevdiklerim
Posta Servisi
Son yazılar
Bölümler
En Ünlü Yazılar
Geçidi Resim
Haftalık
Etiket Bulutu