Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Blog, Genel Yazılar, Ve Diğerleri

5 yıl önce

Yazan Düd, Sunday, 20 December 20096 Yorum

Lise bittikten sonra hepimiz başka ülkelere dağılacağımızdan, o dönemler bolca oynadığımız FRP seanslarını devam ettirebilmek adına (bak dostluk kardeşlik yok ha, FRP devam edecek!) forum kurup 4 5 arkadaş forumda takılmaya başladık. 2005 yılına kadar netten bedava sağlanan forumlarda idare ettikten sonra parasını bastırıp server alarak PhpBB’ye geçtik falan feslikan. Neyse özetle şu ki, o FRP forumu zamanla bizim birbirimizle devamlı bağlantıda kalmamızı sağlayan ortam oldu. Yaşadıklarımız, ilginç haberler, film yorumları, oyun incelemeleri falan filan..

Genişçe de bir arşiv birikiyor tabii zamanla, ben de arada arama falan yaparken çok dehşet eski başlıklara denk geliyorum, bugün de onlardan birine rastladım, “5 yıl önce Eylem neylere kafa yoruyormuş bak yaaa” şokunu atlattıktan sonra sizinle de paylaşayım dedim. Sizlerin bu sorulara cevap vermesine gerek yok tabii, ilginçliği göstermek istedim :). Değişimi de tabii, bu konulara hâlen kafa yormuyor değilim de bu kadar çok takmadığım kesin. Evet, başlayalım (imlayı falan toparladım, o zamanlar çok sallamıyormuşum :) bir de Kıbrıs aksanında çevirdim, bazı yerler anlamsız gelebilir o nedenle):

Evrenin kendi içine çökmesi..

Şimdi arkadaşlar bu başlıkta zaman yolculuğu yapılır mı yapılmaz mı konusuna hiç girmeyin. Kimse ama o imkânsız kasmayın demesin. Farzedelim ki gelecekte mümkün oldu. Farz ediyoruz tamam?

Şimdi: Yıl:2035

Diyelim ki Ozan, ben ve Talat (evet, buradaki Talat – 2009) bir kitap yazdık ve kitabın basıldığı gün hep beraber bir resim çektirdik 3 ümüz. 2040 yılında Talat zaman yolculuğu yaparak elinde kitabın bir kopyası ve o fotoğrafla günümüze geldi. Sebebini sormayın ama bir sebepten dolayı da Ozan’ı öldürdü(niye beni değil? Çünkü ben yazarım miheh). Şimdi olaylar burda biraz karışacak.

Şimdi Ozan öldüğü anda 2 seçenek var: 1. Geleceğe Dönüş’te gördüğümüz gibi Ozan’ın fotodan silinmesi hatta fotonun kaybolması ve hatta kitap çıkmayacağından dolayı kitabın da yokolması. Zira gelecekte Ozan var olmayacağından kitap da var olmayacaktır.

Şimdi bu şekilde düşünülünce mantıklı görünmekte. Ama şöyle birşey var. Hepimiz fen derslerinde okuduk: Madde yok olamaz ve yoktan var edilemez. Yani kitap ile foto aniden puf diye kaybolabilir mi? Daha da önemlisi kaybolması gerekir mi? Şöyle düşünün ki o kitap basıldı ve Talat elinde bir kopyayla günümüze geldi. Şimdi evet gelecekte o kitap yokolacak ama Talat bir kopyayı geçmişe getirdi. O kopya sağ kalmayacak mı? Böyle bir durumda evrenin kendi içinde çökmesi yani bir paradoks sözkonusu mudur?

Şimdi bunu bugün bir arkadaşımla konuşurken, bana dedi ki “Evrenin o kadar kolay yokolacağına inanmıyorum. Bu inanç meselesi ve bence tanrı…” buralarını tam hatırlamam ama işte ben evren yaratsaydım bir şeyler falan dedi neydi bama unuttum yani bir şekilde bir “Divine Intervention” tarzı bir şey olacağını ve evrenin çökmeyeceğini belirtti. Şimdi tamam, bu da mantıklı ama burda da şöyle bir sorun var: Eğer tanrının varlığını kabul edersek, ruhun da varlığını kabul etmiş oluruz(benim teorim). Tanrı derken ille her şeyi yaratan bir üstün varlıktan bahsetmiyorum. Benim gözümde Tanrı Doğa dır. Ve doğa da ruhlardan oluşur(Mononoke?). Peki böyle olunca her bedenin bir ruhu olur. Ve her benliğin tek ruhu olur. O zaman, zamanda yolculuk mümkün olursa ve Talat geçmişe gelirse.. Gelebilir mi? Ruhu doğumuyla beraber başladı ve 2040 a geldi burada 2005 e geri geldiğinde bir Talat daha ver ve onun 35 yaş genç ruhuna sahip yani bir ve tek olması gereken ruh 2 tane olur. Burda da bir paradoks oluşur bence ki bu açıdan düşünüldüğünde zaman yolculuğu imkânsız gibi duruyor.

Neyse özetle 2 gündür bu konuyu düşünmekten çıldırıyorum(ömründe neye 2 gün kafa yormuşun a Eylem de oturup bunu düşünmüşün kardeşim be -2009 Eylem). Sizin fikirleriniz nelerdir? Kesin ben birçok yerde kendimle çeliştim. Bunları bana gösterip benim da olayı anlamamı sağlarsanız çok mesut olacağım arkadaşlar. Sizin kendi fikirlerinizida beklerim. Tartışalım.

Diye de bitirmişim. Amma çok boş vakti olan bir insanmışım.. Tabii işte ders çalışacağına bunları düşünürsen 2009a gelip mezun olamazsın.. Aferin.

Bunu da başka bir başlıkta yazmışım, hâlen aynı şeyleri düşünüyorum ciddi olarak:

Normalde En sevdiğim filmler diye bi rşey yapamam çünkü iyi bir sinema seyircisi değilim ve filmlerden fazla anladığım söylenemez.

Popülerlik: 35% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

6 Yorum »

  • Talat diyor ki:

    son cümle hakketen doğru :)

  • Düd (author) diyor ki:

    You just couldn’t hold yourself :)

  • ZiTaRoF diyor ki:

    Bir ara bende bu “zamanda yolculuk” mevzusuna kafayı iyice takmıştım.

    Kendi teorim üzerine uzun metraj bir senaryo yazmayı bile düşündüm ama işin içinden çıkamadım, sadece senaryo fikri olarak rafımda yerini aldı o kadar.

    Hatta teorim şöyle;
    “Eğer kadere inanıyorsan, zamanda yolculuğa da inanmalısın.. Kaderi düz bi çizgi olarak kabul edersek, bu çizginin başlangıcını doğduğumuz gün, sonunu ise öleceğimiz gün olarak kabul edebiliriz. Bu çizgide ileri veya geri gitmek neden mümkün olmasın?”

    Aslında bu cümleyi filmde ki zamanda yolculuğu keşfeden fizik bölümü okuyan ve karadelikler üzerine bir tez hazırlayan, üniversite öğrencisi, zamanda yolculuğun imkansız olduğunu savunan felsefe öğrencisi olan ev arkadaşına söylüyor.

    Filmin ilerki sekanslarında, fizik öğrencimiz bir mini karadelik oluşturmayı başarıyor ve felsefeciyle 2050 yılına gidiyorlar falan filan işte baya uçuk bi bilimkurgu senaryosu. Bu projeyi fizik ve karadelikler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıgımdan dolayı askıya aldım.

  • ili diyor ki:

    Bu zaman yolculuğunun fiziksel boyuta vardırabileceğini sanmıyorum. Back to the future yerine Butterfly effect bana hep daha makul gibi gelmiştir. Bilinç ancak “beden” yükünü üstünden atabilirse zaman yolculuğu yapabileceğine inanan birisi olarak, bırakınız efendiler atomları parça pinçik edip muazzam hızlara çıkarmaya kasmayı. Şu bedenden sıyrılmayı bi kotarsak o zaman hızla sürtünme katsayısı ile işimiz kalmayacak. Bu ön giriş in ardından evrenide bu şekilde sündüremeyiz yani senin verdiğin örnekte olayın gerçekleşebileceğine ihtimal vermiyorum. Evrenin dll dosyası da bizim bedenimiz silemiyoruz yani silersekte program geçersiz bir işlem yürütüyor, herkesin kullanıcı panelinin ayrı ve tek bir server a bağlı olduğunuda söylemem gerek tabi. Oha karışık oldu lan! Ne zamandır bu kadar uzun bir yazı yazmadım yalnız Eylem biliyor musun? varsa yoksa facebook status update iyi bak kendine, yalnız çok daha uzun yazılar yazmayı planlıyorum kış uykusundan uyandım gibi sanki şu sitenin bi scriptini atsana bana hacı :D blog alemlerine dalıcam en sonunda galiba. Sağlıcakla.

  • Düd (author) diyor ki:

    ili sen önce bir adam ol olum bir kere. 5 aydır sinemaya gidiyoruz diye beni kandır, sonra gel bloga, hemi de sinemayla en alakasız başlığa yorum yap. Oldu canım..

    O değil facebook’tan laf atıyorum, ona bile cevap yok.. Gelmeyeceksen gelmiyorum de kardeşim..
    Bunlar geyik tabii :)

    Astral seyahat acentalarına alalım seni.

  • ili diyor ki:

    facebook çak karışık be abi, adam olmaya karar verdim bu da bir şey değil mi? Buralardayım artık sıkalacaksın benden nihohohoho!

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */