Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Bilgi Paylaşımı, Görsel Sanatlar, Sinema 101, Sinema Yazıları

Sinema 101, Ders 4: Temel Açı ve Plan Türleri

Yazan Düd, Wednesday, 18 November 200911 Yorum

Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Bir film izlerken gördüğünüz her plan, aynı zamanda açı veya kadraj da diyebiliriz, seyirci üzerinde bir etki bırakır. Bu etki pek çok değişkene bağlıdır, oyunculuğa, ışığa, dekora, müziğe, sese ve de bu yazının konusu, seçilen açıya.

Godard zamanında “Kameranın yeri ahlaki bir tercihtir” demeyi uygun görmüştü bu hususta. Kameranın ne gösterip ne göstermediği, gösterdiğinin de ne kadarını gösterdiği çok önemlidir. Sinemada her bir açı, sebep ve sonucuyla sorgulanmalıdır. Ülkemiz kısa filmlerinde bir şey anlatan kadrajlardan çok, güzel görünen kadrajlar tercih ediliyor ne yazık ki. Bu zaman zaman gerekli bir şey olsa da bilinçsizce yapılması film izlemeyi keyiften çok işkenceye çevirir.

Tabii ki ben de görüntü ustası olmadığımdan muhteşem kadrajlar nasıl kurulur onu anlatamayacağım zira o kapasitede bir insan değilim. Zaten böyle başlık atınca sanki 10 milyon çeşit varmış gibi oldu. Oysa az sayıda temel plan ve açı çeşidi var. Önemli olan bunları doğru şekilde kullanabilmek. Kareler 2’de bahsettiğim kadraj buna güzel bir örnek. Sıradan herhangi bir kadrajın bile doğru kurulduğunda nasıl bir etki yaratacağını iyi bir şekilde örnekliyor.

Kamera ve çektiği nesne arasındaki ilişki (açı) bizi duygusal anlamda yönlendirir. Görüntülenmekte olan şeyle ilgili fikir ve daha da önemlisi belirli bir duygu verir. Seyirciye doğru duyguları aktarabilmek adına bu açı ve planları bilmek önemlidir. Aşağıda yazacaklarımdan daha fazla türde plan ve açı mevcut ancak ben sadece en temel olanlara değineceğim. Plan türlerimiz ile başlayalım bakalım.

Plan (ing: shot) türleri sinema ve fotoğraftaki en temel unsurlardandır. Genelde 5 (+- birkaç tane daha var) temel türe ayrılır, bunların adları da, tanımları gibi değişkendir. Ben kendimce genellemeye ve mantıklı bir şekilde adlandırmaya çalışacağım:

Aşırı geniş plan (ing: Extreme Long/Wide shot):

The Bridge on the River Kwai

Adı yeterli açıklamayı yapıyor sanırım. Çok büyük coğrafyaları, manzaraları tanıtmak için kullanılır. Duruma göre genel plan (ing: Establishing shot) olarak da kullanılır.

Geniş plan (ing: Long/Wide shot): En önemli planlardan biridir. Genel plan  olarak kullanımı sıkça görülür. Bir sahneyi tanıtmada kullanılan açıdır. Karakterlerin ve nesnelerin birbirlerine göre konumlarını seyirciye aktarmada kullanılır. Kafa karıştırılmak istenmiyorsa genelde her yeni sahne bir genel planla açılır. Genel planlar aşırı geniş açı da olabilirler. Eylem ekseni ve 180 derece kuralı da bu planla kurulur. Oyuncuların tüm vücudu görünür durumdadır.

Orta/Bel plan (ing: Medium shot): Genel plandan sonra orta planlar gelmeye başlar. Eğer plan dizlerden yukarısını içeriyorsa buna Amerikan planı da denir. Genelde belden kesilir. Amors açıları da genelde bel planından alınır ancak yakın plandan da alınabilir (omuz, çene). Coğrafya ve karakterlerin ilişkileri seyirciye tanıtıldıktan sonra daha fazla ayrıntı sunabilmek için bu planlara geçilir. Seyircinin karakterle özdeşleşmesi isteniyorsa genelde bel planda karakteri merkeze alarak bunu yaparlar.

Yakın plan (ing: Close up): Sadece önemli olan nesneye/yüze vs. odaklanılır. Geriye kalan tüm detaylar, ya hiç görünmez, ya da fludur. Karakterin hissettiklerini daha iyi anlamamızı da sağlar. Ayrıntı planlar genelde yakın planlardan oluşur.

Max Fischer ile tanışın

Hando ile tanışın

Aşırı yakın plan (ing: Extreme close up): Artık doğallıktan uzaklaşan bir açıdır. Duyguları iyice vurgulamak için kullanılabilir. Gözyaşı damlası, burun deliklerinin veya göz bebeklerinin genişlemesi gibi şeyleri göstermekte kullanılabilinir. Büyük üstad  Leone yakın ve aşırı yakın planlarıyla ünlüdür. Neredeyse tüm amorsları yakın ile aşırı yakın plan arasında gider gelir. Bazen ise sadece az sonra patlayacak aksiyon fırtınasının heyecanını yaşamakta olan bir karakterin gözlerini gösterir bize. Öpüşmeyi bekleyen bir dudak da olabilir bu.. Örnekler çoğaltılabilir..

The Good, the Bad and the Ugly

Sadeleştirilmiş şekilde plan türleri bu kadar. Amerikalılar falan bunları biraz daha ayrıntılı şekilde de inceliyorlar, örneğin omuzdan kesilen ile çeneden kesilen planı ayırıyorlar veya göğüs plan dediğimiz omuz ile bel arası bir plan oluşturuyorlar vs. ancak o kadar ayrıntılı bir inceleme yazmaya gerek duymadım. Tamamı zaten tercihe bağlı şeyler olduğundan özünü bilmek yeterli. Hiçbiri katı değil ve dilendiği gibi aralarda gidilip gelinebilinir. Sınava girmeyeceğiniz sürece kimse size bu planların adlarını sormaz. Neyi görmek istediğinizi sorarlar. Onu da neden görmek istediğinizi bilmenizi beklerler.

Şimdi de birkaç tane açıya değinelim bakalım. Açılar karakter psikolojisi veya kişiliği yansıtmada planlardan daha etkili ve önemlidirler. O nedenle doğru kullanımlarını kavramak da önemli. Onlara değinelim bakalım.

Göz hizası (ing: Eye level): Görüp görebileceğiniz en yaygın açı türüdür. Herhangi özel bir durum olmadığı takdirde tüm açılar göz hizasından çekilir. Bu hem tarafsız (nötr) bir açıdır, hem de özel bir anlam içermez. Amors çekimlerde de karşılıklı amorslar hep göz hizasından çekilir (bu nedenle genel plan verilmezse karakterler aynı boyda değilse bile aynı boyda sanılabilirler).

Kuş bakışı (ing: Birds-eye): Karakteri inanılmaz basık gösterir, elleri ayakları birmiş gibi durur. Genelde kaybolmuşluk, çaresizlik vb. hissini güçlendirmek için kullanılır.

SpecialKarakterimiz halkın içinde paniğe kapılmıştır, nerede olduğunu, ne yaptığını kavrayamamakta, deli divane gibi dolanmaktadır. Bu açıdan sonra aşağıdaki üst açıya bağlanan film, karakterin sorunları üzerine vurgularını sürdürür. Çok derin psikolojik sorunlarla boğuşan bu karakterin iç dünyası görsel olarak da çok güzel bir şekilde vurgulanır.

Üst açı (ing: High angle): Göz hizasının üzerinden çekilen tüm açılar üst açı olarak geçer (kuş bakışına kadar). Üst açının en önemli yanı, odaklandığı nesneyi ezmesidir. Yani odaklandığı nesnenin aciz, ürkmüş, korkmuş vb. bir durumda olduğunu vurgular.

Special

Alt açı (ing: Low Angle): Üst açının her anlamda tersidir. Göz hizasının altından çekilen açılar için kullanılır ve çekilen nesneyi yüceltici bir etkiye sahiptir. Genelde korkutucu karakterleri veya ruh hallerini vurgulamak için kullanılır.

Romper Stomper – Neonazi Hando, devamlı takıldıkları barı satın alan Vietnamlılar’ı döverken (muhteşem bir kadraj tanımlaması yaptım, kendimle gurur duyuyorum).

Touch of Evil – Blogu İngilizce yazıyor olsam bu karakter için “badass” derdim. Türkçe yazdığım için diyemiyorum. Herkesin adından saygıyla karışık bir korkuyla bahsettiği komiser Hank Quinlan ve filmde ilk göründüğü sahne. Aşırı kilo almış bir Welles yorumuyla, tabii tanıyabilirseniz.

Eğik Açı (ing: Dutch/Canted/Tilted/Oblique angle): Bir şeylerin ters gittiğini anlatmanın en kolay yollarından biri eğik açılardır. Neredeyse tüm korku filmlerinde bolca bulunmasının sebebi de budur. Ancak tabii doğru kullanıldığı her yerde filme ayrı bir lezzet katar. Düz çizgiler, perspektif ve yön belirtmenin yanı sıra, her şeyin normal olduğunu ve nötr bir durumda olduğumuz izlenimini de verir. Eğik çizgiler ise bilinçaltına uyarı gönderir. Kavisli bir yol bir düz yoldan daha tehlikeli görünür. O nedenle eğik açılar, abartılmadan kullanıldığı takdirde çok etkilidir.

Gördüğüm en iyi, ya da benim en çok sevdiğim eğik açı kullanımı The Third Man filmindedir. Şimdi örnek kare koyardım ancak filmin ilk yarım saati tamamen eğik açı ile çekildiğinden anlamsız olur. Film bittikten sonra yapım ekibi espri olsun diye yönetmene düzeç hediye etmiş zaten.

Masumiyet – Karakterimiz 10 yılın ardından hapisten çıkmıştır, filmin başında, dış dünyaya ayak uyduramayacağından dışarıya çıkmak istemediğine dair hapishane yönetimine bir mektup yazar, buna rağmen serbest bırakılır. Bu sahnede, karakteri ilk kez sokakta yürürken görürüz. Tabii ses ve müzik eşliğinde izlemek etkiyi katlıyor (bu arada aynı montu Kader’de diğer bir tanıdık karakterin omuzlarında görebilirsiniz).

The 39 Steps – Hafıza adam’a 39 basamak’ın ne olduğu sorulur, Hafıza Adam kendisine sorulan her soruyu cevaplamak zorundadır, ancak bu soruyu cevaplarsa öldürüleceğini bilmektedir.. Cevaplayıp cevaplamadığını öğrenmek için filmi izlemelisiniz tabii. Hitchcock’un tüm filmlerini izleyin, o ayrı.

Gerçekten Fazlası Değil – Bu kareden ve anlamından filme yaptığım okumada bahsetmiştim efendim.

Bakış Açısı (ing: Point of View shot): Genelde karakterin yüzünü yakın veya bel planda gördükten (gördüğü şeye tepkisini de gördükten sonra) karakterin gözünden gördüğü şeyi biz de görürüz. Buna Bakış açısı denir. BA çekimleri bazen karakterin omzu üzerinden de yapılır, 2 3 karakterin bakış açıları tek bir ortak açıdan da verilebilir. Bu açının tek ve doğru bir tanımı yoktur, çeşitli şekillerde verilebilir. Macera, korku vs. türü filmlerde bolca kullanılmasına rağmen Antonioni’nin Blowup‘ı gibi (valla son filmimizde gönderme yaptık diye demiyorum)  filmlerde de kullanılır. Seyirciye kameranın varlığını hatırlattığını düşündüğümden fazla sevmem ancak sık kullanılan, etkili bir açı türüdür. Örnek kare olarak Blowup’taki araba sahnesini koyacaktım ancak film elimde olmadığından koyamıyorum. Elinde olan varsa ve bana ulaştırabilirse sevinirim.

Genelleştirilmiş kamera açı ve planlarımız bunlar. Pek kafamdaki gibi açıklayıcı ve güzel olmadı ancak idare edeceksiniz. Uzun zamandır yazmadığımdan ve yakında filmin yapım sonrası işlerine girişeceğimizden ve ayrıca bu yazıyı da yaklaşık 2 aydır planladığımdan aradan çıkarmak istedim. Neyse, baktık olmadı, ileride genişletiriz. Faydalı olması dileğiyle.

Popülerlik: 57% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

11 Yorum »

  • ZiTaRoF diyor ki:

    Merhaba.
    “Oyuncunun gözünden”(mesela oyuncu şaşkın bir ifadeyle bir yöne bakar, sonra kamera onun baktığı açıdan, baktığı şeyi görüntüler) açısını göremedim.
    “Göz hizası” diye adlandırdığınız açının içine mi giriyor?

  • Düd (author) diyor ki:

    Onun adı “Bakış Açısı Planı (ing: Point of View Shot)”. Aklımdaydı da ha, nasıl da unutmuşum eklemeyi sonradan. Karakterin bulunduğu yere göre herhangi bir açıdan olabilir o nedenle ayrı olarak ele almakta fayda var. Ben onu ayrı olarak ekliyeyim en iyisi. Teşekkürler hatırlatma için.

    Eklendi.

  • hegel (afs) diyor ki:

    Kendine has tarzın olduğu için bildiğimiz şeyler olduğunda bile zevkle okuyoruz, sağ olasın. Bütün bunların dışında Billy Wilder’ın 1950′de çektiği “Sunset Boulevard” filminde başlarda bir bambaşka bir plan-açı var ki, işte yönetmenlik/yaratıcılık budur dedirtiyor. Aşağıda:

    http://media.photobucket.com/image/sunset%20boulevard%20movie/thehousenextdoor/2008/Film%20Festivals/William%20Holden/SunsetBoulevardWilliamHolden.jpg

  • Düd (author) diyor ki:

    Sunset 1,5 aydır beklemede hegel, bugün yarın çıkaracağım aradan umarım. Daha çoook var gerçi aradan çıkması gereken off off..

  • Ayça Yurttagül diyor ki:

    Çok faydalı bence. Bunlardan yaz diyorum hep, yazmıyosun… Meşgulsün tabi sen de haklısın.

  • ZiTaRoF diyor ki:

    Sinema 101 bölümünün yeni yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Kertenkelebek diyor ki:

    Dersler çok yararlı teşekkür ediyorum. Emeklerin karşılıksız kalmıyor kalmayacaktır, öyle ya da böyle..

    Bir şey eklemek istiyorum. Temel plan türlerinde şöyle bir kafa karışıklığı olabiliyor: Bir hamam böceği düşünelim ekranın yarısını kaplıyor, böceğin tamamını görsek bile böceğin ayrıntılarını göremiyoruz. İkinci bir görüntüde büyük bir gemi düşünelim, gemi yine ekranın yarısını kaplıyor, geminin tamamını görsek bile ayrıntılarını göremiyoruz. Şimdi bu planları nasıl adlandırmamız gerekiyor? Bildiğim kadarıyla bu tür planlarda hayali bir insan koyuyoruz görüntüye, eğer bu görüntüde bir insan olsa bu insanı ne büyüklükte görebilirdik? Vereceğimiz cevaba göre planı adlandırıyoruz. Bu mantığa göre böcekli plan aşırı yakın plan oluyor. Çünkü bu planda hayali bir insan düşünürsek, ancak bu insanın gözlerini görebilirdik. Gemili plan ise aşırı uzak plan oluyor. (Tabi bu bilgi yanlış veya eksik olabilir veya tam anlatamamış olabilirim.)
    Derslerin devam etmesi dileği ile. iyi çalışmalar..

  • Düd (author) diyor ki:

    Öncelikle teşekkürler.

    Sonrasında şunu ekliyeyim, blogun en üstünde de diyor, tüm yazılarda, özellikle de eğitimlerde, sadece bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarını anlatıyorum. Ve yine eklemek isterim, bu alanda hiçbir eğitimim yok, çoğu kendi mantıksal çıkarımlarım, bir kısmı okuduklarım, bir kısmı sağdan soldan duyduklarım.

    Bu yazının başında da demiştim, burada yazanlar benim kafama göre yaptığım genellemeler. Hiçbiri için kesin doğrudur garantisi veremem zira benim mantıksal sınıflamam.

    O nedenledir ki sorunuza tam bir cevap veremeyeceğim. Zira açıkcası o iki tür kadraj hiç aklıma gelmemişti ve daha da önemlisi, öyle 2 kadrajın ne adla anıldıklarının hiçbir önemi yok benim gözümde. Aslında yukarıda yazdığım sınıflamaların da hiçbir önemi yok, sinema görsel bir sanat. Benim bu isimler altında bunları sunma sebebim, filmlerde kullanılan temel görsel şeyleri sıralamak. O isimler sadece bunları sıralarken kullandığım betimlemeler. Yani örneğin eğik kadraj için daha önceki bir yazıda çarpık kadraj demişim, oysa anlattığım şey birebir aynı.

    Sizin hamamböceği çekeceğiniz zaman (öfff) o plana vereceğiniz adın benim açımdan hiçbir önemi yoktur. Akademik kariyer basamaklarında belki vardır, benim gözümde yok, önemli olan o kadrajla ne anlattığınız. Gregor Samsa’yı anlatıyorsanız yakın plandır. Normal bir filmse ayrıntı plandır vs. vs.

    Çok da önemli değil. Ha özel bir amaçla soruyorsanız, onu biraz daha açarsanız ben de üzerine biraz daha düşünebilirim ama dediğim gibi bu kadar kesin bir sınıflandırmaya ihtiyaç duymuyorum, yoksa yazıda da dediğim gibi, yukarıda bahsedilmeyen ancak kullanılan pek çok açı ve plan var.

  • kertenkelebek diyor ki:

    Elbette kesin sınırlandırmalara gerek yok, bu konuda bende aynı fikirdeyim. Yalnızca benim aklıma takılmıştı zamanında ve araştırıp öğrenmiştim paylaşmak istedim, konuyla ilgisi olduğu için. Hamam böceği çekeceğim için aklıma takılmadı tabiki :) bu yalnızca uç bir örnek. Çekim senaryosu yazarken bazı planları tanımlamak oldukça zor oluyor, özellikle içinde bir insan olmayan karelerde. (örneğin masa üzerinde duran bir kalemlik. Eğer bu kalemlik senaryo içinde özel bir anlam ifade ediyorsa hangi plandan alınacağını belirtmek gerekli oluyor) Senaryoyu yazan ve okuyan arasında ortak bir dil oluşturmanın önemli olduğunu düşünüyorum, yoksa kavramlar karışabilir. Bu yüzden özellikle çekim öncesi yani senaryo aşamasında planlara verilecek adlar önem arz ediyor. Yoksa çekim sonrası hamam böceğinin hangi plandan çekilmiş olduğunun benim içinde hiç bir önemi yoktur.

  • Düd (author) diyor ki:

    Hah, şimdi anlamlı oldu işte tamam :). Evet o konuda haklısın. Ancak yine de düzgün bir diyalogla çok da büyük sorunlar yaşanmaz gibime geliyor.

    Yalnız burada çok daha önemli bir kafa karışıklığı var sizde ve kısa filmle ilgilenen daha pek çok kişide. Senaristin hiçbir şekilde ve koşulda filmin nasıl çekileceğine dair söz hakkı yoktur (çok istisnai durumlar hariç). Senaryolarda “masadaki kalemliği görürüz” diye bir cümle yer alamaz. Bu tamamen yönetmen ve görüntü yönetmenin ortak vereceği bir karardır. Çok istisnai durumlar dışında, veya Schreiber teorisi gibi saçma sapan teorileri uygulamadığınız sürece senaristin tek işi senaryo yazmaktır. Senaryonun nasıl görselleştirileceğini o işi bilenler yapar. Tabii profesyonel ortamlar için konuşuyorum. Oralarda da bu tarz karmaşalar yaşanmaz, zira kafaları denk insanlar birbirleriyle çalışmayı yeğler.

    Bu daha çok yardımcı olmuştur umarım :).

  • kertenkelebek diyor ki:

    Evet aydınlanmaya devam ediyoruz, görev dağılımı konusunda bilgilerimin yetersiz olduğunu anlamış bulunmaktayım:) Araştırmam gerek, çok kapsamlı bir konu ama bu konu hakkında da bir ders olsa tadından yenmezdi. Çünkü bu derslerin konuyu bilmeyenler için temel; konu hakkında bilgi sahibi olanlar için ise toparlayıcı ve özetleyici olduğunu düşünüyorum. Tekrar teşekkür ediyorum..

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */