Neredeyim Hiç – Kısa Film
Uzun süren durgun bir dönemden sonra bu hafta aşırı aktif oldum, sakinleyelim yine, sonra beklenti oluşturuyoruz. Neyse :).
Şöyle bir şeyler yaptık. İçerisinde benim de yer aldığım filmler üzerine yorum yapmamayı tercih ettiğimden filmle ilgili bir şeyler demiyorum.
Yönetmenimizin ağzından kısa bir yorum ve künye efendim:
Çekimleri ve kurgusu 85 yıl süren filmim dün nihayet sona erdi. Neredeyse tamamı Film Fabrikası üyelerinin yardımıyla, desteğiyle, teknik ve sanat bilgisiyle çekilen filmin adı Neredeyim Hiç, süresi 3′ 43″. Filme emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok çok teşekkür ederim. Ağır ağır, sakin sakin, acele etmeden çektik. Geç oldu, eh biraz da güç oldu. Ben yönetmen olarak filmimi pek sevmedim, bakalım sizler ne düşünüp ne hissedeceksiniz. Filmin künyesi şöyle:
Senaryo-Yönetmen: Ali Ünal (mademli bagnum)
Görüntü Yönetmeni: Firar G. Kayran
Kurgu: Eylem Caner
Müzik: Kerem Çakıroğlu
Renk Düzenleme: Bilâl Bay
Oyuncular
İsmail Karabağ
Erkan Uzdur
Ali Fuat Seğmen
Duygu Paracıkoğlu
Özgür Bakar
Ekstra Teşekkürler
Harun Özakıncı
Sevim Ak
Evren Aydoğdu
Engin Behlül
İsmail Yılmaztekin
Serhat Eser Erdem (eserdem)
Neriman Özdemir
Zeytinburnu Mahallesi
Filmin yönetmeni de geçenlerde Nefes’le ilgili yorumlarını okuduğunuz konuk yazarımız mademli bagnum. Buyrun:
Yorumlarınızı buraya veya filmin Film Fabrikası’ndaki başlığına yapabilirsiniz. Sonsuza değin susma hakkına da sahipsiniz tabii..
Popülerlik: 6% [?]

- Film biraz vasat gibi. Gerçi hızlandırılmış görüntülerle bu acık kapatılmaya çalışılmış, zamanın hızla aktığı vurgunlanmak istenmiş ama bu hızlandırılmış görüntülerin filmin ritmine katkısı olmamış. Film yine vasat yine vasat.
- Sahnelere girerken yakın plan değilde, ana karakterlerin ve seyrettikleri olaylar, uzak planla çekilseymiş hoş olurmuş. Aksi taktirde balıklama yakın planla girince insan soruyor kendi kendine; “Nereye bakıyor bu insanlar?” :D
- Arada ses aracılığıyla girilen uğultuları çözemedim :)
+ Renk düzenlemesi özene bezene yapılmış.
+ Filmin finalinde ki son plan, tek kelimeyle harika(yaşlı adamın bakta oturup denizi seyrettiği sırada salıncağın da atfosfere uym sağlayarak sanllandığı plan).
+ Müzik güzel.
Eğer senaryosunu eleştirecek olursak; benim filmden anladığım ana fikir, bazı insanlar emsalleri tarafından dışlanabilir/umursanmayabilir, onların yaptıkları, kendilerinin de yapması gerekenleri yapamayabilirler ve yaşlanana kadar o şekilde yaşarlar.(Tabi yanlış anlamışda olabilirim:)
Bu ana fikirle yola çıkılarak, “diğer insanların bu karakterleri dışlaması(veya umursamazlığı)” fikri biraz daha iyi işlenebilirdi. Çünkü diyalog yoklugundan film biraz yavan olmuş.
Örneğin, aralara kısa diyaloglar koyulabilirdi. Sahne 1 de çocuk oyuna neden alınmadığını sorgulayabilirdi. Flört eden çifte bakan genç çocuk, içses aracılığıyla neden kız arkadaşı olmadığını sorgulayabilirdi. Böylece filmin anlamına güç katılıp, “Neredeyim Hiç!” diyen karakterler ortaya çıkardı. Bu da filme en az 2 + katardı. Bence..
Puan verecek olursam 10 üzerinden 5 :)
Bence diyaloğa hiç gerek yok, bu şekli ile iyi olmuş. Bence asıl sorun çok daha iyi işlenebilirdi. Ya aceleye gelinerek çekilmiş, ya da kolaya kaçılmış bilemiyorum ama daha fazla görüntü, daha fazla insan, daha fazla detay varmış da ya çekilmemiş, ya kullanılmamış gibi geldi. Filmin yarısında zaten creditsler başlıyor ki 4 dakikalık bir filme bu kadar uzun credits gerekiyor mu sorgulanması gerek bence.. Ama görüntüler çok iyi, bazen yakalanmak istenen duygu yakalanıyor ama bişeyler eksik..
hiç bişe anlamadım aga . bir emek varsada oda çok fazla degildir sanıyorum. bir araya getirmiş sizi bir film projesi bunun için sevindim.
Ben o dört kişiyi (çocuk, çekingen genç, öfkeli adam ve yaşlı) karşılarında duygusal yoğunluk yaşadıkları bir durumla karşılaşmış da o halde tepki veriyorlar diye düşünmedim açıkçası. Bu insanların genel durumları böyleymiş gibi geldi bana. Neye zaafları/korkuları/arzuları varsa ona duyarlaşmışlar gibi. Mesela çocuk elinde topuyla aslında oyun oynayan çocukları hayal ediyor olabilir. Oynayacak bir topu, oynama isteği var ama arkadaşı yok. Oyun oynayan çocukların fazlaca uzak olması bilerek mi yapılmış acaba? Çocuk bir gelincik bahçesinde gibi. Diğer çocuklar daha şehre, kalabalığa yakınlar. Çocuğun bulunduğu yerle çocukların futbol oynadıkları yer, yakın yerler değilmiş gibi düşündüğüm için çocuğun aslında oynamayı hayal ettiği çıkarımında bulundum.
Mekansal yakınlık hissi veren tek kişi hoşlandığı kızı izleyen genç. Ama o bile kesin değil. Taşıdığı öfkeyi yumruğuyla gösteren adamın bulunduğu mekanla öfkelendiği şehir ise ap ayrı yerdeler. Adam ormanlık alan gibi bir yerde, şehir başka bir yerde. Adamın şehirle bir alıp veremediğinin olduğu belli, hınçlı olduğu, öfkeli olduğu belli. Öfke insanoğlunun ilkel duygularından biri ne de olsa. İlkel derken, yanlış anlatmayayım, doğasında var demek istiyorum. Ormanlık alan belki bu ilkelliğe bir göndermedir.
Filmin sonundaki şehre yeni geldiğini tahmin ettiğim köylü ki yanında bir valiz var, bu da ya gelmiş ya da gidiyor demek, acaba tüm filmin ana fikri mi? Şöyle ki, başta bu insanların özel değil genel durumlarının anlatıldığını yazmıştım. Yani çocuk istese de, gerekli özelliklere sahip olsa da bir şekilde diğer çocuklarla oynayamıyor, genç ister sevdiği biri olsun isterse olmasın, genel olarak zaten duygularını açamayacak, istediklerini elde edemeyecek biri. Adam, ne kadar öfkeli olsa, dolu olsa da harekete geçecek gibi değil. Yani böyleler zaten. Böyle olmanın sonu da yanında valiziyle hayattan istediklerini alamamış yaşlı adam gibi olmak. Yanındaki valiz ömür yolculuğunu da temsil ediyor olabilir. Hayat bir yolculuk, birgün yolun sonuna gelinecek. Yaşlı adamın arkasında boş bir şekilde salınıp duran salıncak da bir şey anlatıyor olmalı. Hayatı izlemekle yetinirsen yaşamın boşa salınıp giden bir salıncağa benzer falan mı denmek istenmiş acaba?
Yorum Yapın!
Sinema 101 »
Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri
Paylaşıma Ara‘da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n’apalım dedim. Bilgi Paylaşımı bölümünde yer alan bugüne kadar yazdığım neredeyse tüm yazıları tek bir PDF dosyası halinde derledim ve bugün sizlerle paylaşacağım, ne …
Eylem Planı’na Hoşgeldiniz!

Burası benim evimmiş meğersem diyenlerin mekânı, Heri'nin Seli'yle tanıştığı, Titanic'in battığı, Deliliğin Dağı Eylem Planı'na hoşgeldiniz.Son Yorumlar
Arşiv
Posta Servisi
Sevdiklerim
Bölümler
En Ünlü Yazılar
Geçidi Resim
Haftalık
Etiket Bulutu