Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Bilgi Paylaşımı, Sinema 101

Sinema 101, Uygulama: Sapak

Yazan Düd, Friday, 9 October 20092 Yorum

Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Sapak’la ilgili yazdığım diğer yazıda filmin daha çok Türk Kısa Film ortamındaki yerinden bahsetmiştim ve teknik yönünü bolca övmüştüm. Şimdi Sinema 101 kapsamında, bu filmin teknik yönünü neden övdüğümü biraz anlatmaya çalışayım.

Yazı ilerlemeden tekrar filmi izlemeden bu yazıyı okumamanız gerektiğini hatırlatayım, çok anlamsız olacak zira. Filmi buradan izleyebilirsiniz.

Film Sinema 101 kapsamında şimdiye kadar ele aldığım 3 konu için de çok çok iyi örnekler sunuyor. Bu dışarıdan biraz hava atmak ya da kendimi tatmin etmek gibi görülebilir ancak amacım hiçbir şekilde bu değil. Vurgulamak istediğim tek nokta, uygulaması hiç de zor olmayan bu konuların düzgün uygulandığı zaman hikâye anlatımına ne kadar katkı sağladıklarını örnekleriyle göstermek. Yanlış anlamamanızı umuyor ve başlıyorum.

Konulara Sinema 101 yazılarının sırasına göre değinmeye karar verdim efendim. İlk konumuz Eylem Ekseni ve 180° kuralı idi. Eylem ekseni filmde çok kilit 2 noktada kendini belli ediyor. Biri devamlı yolda ilerleyen araba. Açılış planında aks ters olsa da, filmin geri kalanında araba hep soldan sağa ilerliyor, son planda bile. Araba tüm film boyunca soldan sağa bir eylem ekseni oluşturuyor (açılış planı dışında dediğim gibi). Bu bizim ilerleme yönümüz oluyor. Filmi çarpraz kurgu değil de düz kurgu ile izleseydik, finaldeki araba ile beraber çocuğun yürüyüşünden başlayarak devamlı soldan sağa ilerlemesi, bize baş koyduğu yolda ilerlediğini gayet güzel gösterecekti (yine gösteriyor, o ayrı).


Bu katil, filmin içinde herhangi bir yerde ve zamanda bir iç hesaplaşma yaşasa, intiharı düşünse, ya da ne bileyim yaptıklarından pişmanlık duymaya başlasa vs., göreceğimiz ilk etki, çok büyük olasılıkla eylem ekseninin ters dönmesi olacaktı. Bu sefer araba hep sağdan sola gitmeye başlayacaktı. Bu önemli bir şey olmasa da seyirciye gizliden gizliye bir şeylerin değiştiğini işaret eder. Bunun en bariz örneğini de bir sonraki önemli yerde görüyoruz: benzinlikteki diyalog sahnesi.

Burada muhteşem bir aks atlama sahnesi var, hakikaten gördüğüm an çok beğendim. Aks bilin veya bilmeyin. Öncelikle sahneyi inceleyelim, adamımız geliyor, bir şeyler alıyor, tezgahtar sırtını döndüğü anda da silahını çekiyor. Teknik anlamda her açıdan ustaca kurgulanmış bir sahne (netliğin çoğu yerde kayık olması dışında). En başta ses, müzik kullanmadan inanılmaz gergin bir ortam yaratılmış, bu tabii doğal olandan daha fazla gelen otoyol sesiyle sağlanmış. Kameranın tekinsiz ve yerinde duramayan hareketleri, oyunculuklarla da beslenince çok iyi bir atmosfer oluşuyor. Her an bir şey ters gidecek diye bekliyoruz. Ve gidiyor da tabii.

Şimdi konumuz olan aks kısmına gelelim. Aks atlanmadan önceki sahneye bakalım ve eylem eksenimizi görelim.


Eksenimiz burada 2 oyuncu arasında ve bu eksene göre 180° kuralımız da oturtulmuş durumda, sahne bu akışla ilerliyor. Sonra kilit bir sahne geliyor; silahın çekilmesi. Teknik ekip burada seyircide oluşacak etkiyi aks değiştirerek arttırmak istemiş. Aks atlaması seyircide istemsiz bir kafa karışıklığı ve şok etkisi yaratır (her ne kadar daha önce de dediğim gibi bu etki günümüzde körelmiş olsa da). Ancak tamamen bir kafa karışıklığına itmektense, ekseni yeniden tanıtıp ondan sonra yeni bir yerleşime gidilmiş. Böylece kafa karışıklığımız önemlenmiş olmasına rağmen aksın bir anda değişmesiyle tekinsiz havanın etkisine iyice kapılabildik. Gerçekten çok iyi düşünülmüş bir sahne.

Eksenin yeniden tanıtılması

Değişen 180 derece.

Tekrar tebrik ediyorum efendim ve 2. dersimize geçiyorum. 1/3 Kuralı. Açıkcası filmin neredeyse tüm sahnelerinde bu mevcut. Ben yine de en beğendiğim 1 2 tanesini koyayım. Üzerine de çizgilerimizi ve güç noktalarımızı kondurayım, iyice belli olsun.





Tüm diyalog ve yol sahneleri vs.lerin hepsi de kurala az çok uygun şekilde çerçevelenmiş ve seyri kolaylaştıracak şekilde çekilmiş filmde. Tekrar tebrik eder, 3. ve en önemli kısam geçeriz.

Ayrıntı planlarına hoşgeldiniz arkadaşlar.

Filmle ilgili birkaç kişiyle yaptığım bazı sohbetlerde en kibar tabirle beni şok eden bir şeyle karşılaştım. Filmi izleyenlerin yarısı, çocukla katilin aynı kişi olduğunu anlamamış. Bunun en temel sebebi özünde seyirci dikkatsizliği. Filmde çocuğun katil olduğunu belirten imgeler mevcut ancak yeterince vurgulanmış değil. Biraz daha vurgulansa çok daha fazla insan tarafından daha kolay algılanabilecekti ancak yönetmen bunu tercih etmemiş, bunu kaçıran izleyiciler için tüm filmi anlamsız kılabiliyor bu vurgu eksikliği. Yönetmen ise tüm hikâyeyi tek bir ayrıntı plana yüklemiş. Yakaladınız yakaladınız. Yakalamadınız, bir daha izlemek zorundasınız (anlamak istiyorsanız tabii).

Filmin açılışında gördüğümüz bu ayrıntı planı, arabanın dikiz aynasından sarkan bir şeyi gösteriyor bize. Filmin adından hemen sonra, yaklaşık beş saniye kadar bu “sembolü” görüyoruz, başta herhangi bir anlamı olmayan bir ara plana benziyor. Anlamını filmin ilerleyen dakikalarında, ikinci bir ayrıntı planında görüyoruz ve aslında tüm film de orada anlam kazanıyor.

Bu 2. ayrıntı planından önce, yönetmen biraz kafamızı karıştırmak istiyor. Başta eve gelen baba olarak gördüğümüz karakteri, burada kasiyer olarak gösteriyor bize. Bir anda filmi geri sarmalı bir kurguyla izlediğimizi “anlıyoruz”. Katil geliyor, adamı soyuyor ediyor ama öldürmüyor, adam da eve gelip karısını öldürüyor. Adamın kıyafetinin farklı olması, karakterinin farklılığı gibi şeyler içimize bir şüphe düşürse de, yine de akla en yatkın olay bu gibi geliyor. Ancak ondan biraz sonra gelen 2. bir ayrıntı plan, tüm hikâyeyi, karakteri ve psikolojiyi önümüze seriyor.

Çocuk, annesinin kolyesini alıyor ve görüyoruz ki bu kolye, başta dikiz aynasında, katilin arabasında duran kolye. İki imgeyi yan yana koyunca, iki karakter anında kafamızda birleşmiş oluyor. Bu ayrıntıyı yakalayamayan izleyicinin filmden hiçbir şey anlayamamasına, ya da çok sıradan bir film gibi görmesine sebep oluyor tabii. Katil adamı tehdit eder, adam karısını öldürür, çocuk babayı öldürür sokağa dökülür vs. vs.. Halbuki olay daha derin. Okumalara açık olsa da yollara dökülen çocuğun bundan sonra öldürdüğü her kişiyi babası olarak görmesi vs. gibi şeylerler pek çok karakter açılımı yapılabilir.


Daha önce de dediğim gibi en üstteki planın sorunu, yeterince vurgulanmamış olmaması. En basitinden benzincide durduğu zaman kolyeye bir vurgu daha yapılsa, ya da bir şekilde katil ile kolye ilişki içerisinde olsa daha rahat anlaşılabilirdi film. Bu haliyle sadece dikkatli seyirciler yakalayabiliyor, bu da en azından isim açısından kötü bir şey. “Anlamsız bir filmdi abi bir bok anlamadım” narasıyla bir filmin yayılması ün açısından iyi bir şey değil ancak bu elimizdeki ürünün kalitesinden bir şey götürmüyor (o net olmayan planlar götürüyor ama, evet taktım).

Filmde birkaç tane daha ayrıntı planı kullanımı mevcut ancak bu planların yanında gayet önemsiz kalıyor. Anlatmak istediğimi anlatmakta bunlar yeterli sanırım.

Gördüğünüz gibi, anlatacak hikâyeyi bulduktan sonra bunu doğru tekniklerle görselleştirmek çok önemli zira görsellik yoluyla bir şeyler anlatmak her zaman çok daha kolaydır. Burada uygulanan şeylerin hiçbirinin çekim sırasında fazladan yoğun bir çaba gerektirmediği ortadadır. Ne çekiyorsanız aynısını bunları dikkate alarak çekiyorsunuz sadece. Önceden doğru bir şekilde planlandıktan sonra uygulamaları kolaydır (öngörülemeyecek aksaklıklar dışında tabii).Bazı durumlarda kurula uygun çekmeye müsait olmayacak durumlar olabilir, o zaman da yaratıcılığı konuşturmak ve en son çare olarak kurala uymamak zorunda kalmak önemli. O da artık teknik ekibe kalmış bir şey.

Yararlı olmuş olmasını dileyerek, sinema 101′in ileriki konularında buluşmak dileğiyle diyorum efendim.

Popülerlik: 9% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

2 Yorum »

  • Talat diyor ki:

    Güzel bir yazı. Tek katılmadığım nokta en son bahsettiğin kısım. Kolye olgusu yeterince açık ve ikisini birbirine bağlayamamak için biraz aptal olmak gerek. Daha fazla detay, kör gözüne parmağım olacakdı.

    Sana da daha önce dediğim gibi, ben de film başarılı buldum, açılış ve kapanış kısımları hariç (ki sen da kapanıştan bahsetmişin). Filmin başlaması çok uzun sürüyor: Logo ve ilk kadraja diyecek bişey yok, ama sonra iki bilgi içeren yazı, sonra garip hızlandırılmış bir montaj, sonra yine bir yazı, yine açılış kadrajı, sonra filmin ismi, sonra film başlıyor. Gayet gereksiz ve sıkıcı..

  • eser erdem diyor ki:

    Ayrıntı planı bağlantısı filmin iskelet bağlantısı. Açıkcası bu bilginin verilişini ben de yeterli bulmadım. Ve hatta yine açıkcası Marmara Üni. Kısa Film Festivalinde filmi izlediğimde de filmi anlamamıştım, çünkü bu bilgiye dikkat etmemiştim. Yani bu ayrıntının önemli olduğu hissi uyanmamıştı bende, öyle bir çıkarımım olmamıştı. Ha tabiki izleyici filmi dikkatli izlemez ve o yüzden filmi anlayamazsa o izleyicinin kendi sorunudur. Ancak filmde verilen bilgilerin alınabilirliğini de tabiki test etmek gerekli. Filmi yayınından önce ön-eleştirme şansım olsaydı, bu bağlantının daha kuvvetli verilmesini önerirdim. Çünkü film bitince “ee ne oldu şimdi” diyip kalan kişilerdendim…

    ps: düğüm sonda çözülseydi (kolye bağlantısı en sonda verilseydi?), daha etkileyici bir anlatım olabilirdi sanırım. küçük çocuk da büyük çocuk da kolyeyi karakterisitik bir şekilde öpebilirdi vs. O zaman, anlatım zamanları film içerisinde farklı çeyreklerde olsa bile hemen hatırlanırdı. Fotografik hafıza :p

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */