Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Film Yorumları, Görsel Sanatlar

Nefes; ne olursa olsun, vatan sağolsun

Yazan Düd, Friday, 23 October 2009Yorum Yapılmadı

Uzun bir bekleyişin ardından nihayet Nefes vizyona girdi. Filmi iki sebepten ötürü büyük bir merakla bekliyordum: birincisi ve kişisel olan sebep, asker/savaş filmlerine karşı çok büyük bir ilgilimin olması. Savaş filmi derken, askerlerin psikolojisine eğilen filmleri kastediyorum. İkinci sebebim ise, daha önce de değindiğim tür sineması olayı. Çekilmiş herhangi bir asker filmimiz yok, ya da ben kaçırdım arada bilmiyorum (savaş filmi denemelerimiz var). Bu açıdan filmin sinemamıza neler katacağını merak ediyordum. Öğrenmiş oldum. Bakalım:

Filmi izlememiş olsanız da yazıyı okuyabilirsiniz sanırım. Konuya dair pek bir şey demedim.

Öncelikle filmde dair yaşadığım en büyük korku olan milliyetçiliğin abartılması durumu ile karşılaşmamak beni inanılmaz sevindirdi. Bir Amerikan savaş filminde ne kadar milliyetçilik varsa, bu filmde de o kadar var. Buna razıyım ve normal karşılıyorum. Olması gereken bu.

Teknik yönlere değinmeden önce filmin hikâye, senaryo ve kurgusundan bahsedelim. Film bittiği zaman farkedeceksiniz ki filmde neredeyse bir senaryo yok. Sanarist güzelce açıklamış bu konuyu. Tür sineması diyoruz ancak film ne yazık kendi türünü belirleyememiş. Tüm film boyunca bu kargaşayı yaşıyor. Bir kurmaca-belgesel (docu-drama) havasında film başlıyor, ilk yarım saat askerlerin oradaki psikolojisini izledikten sonra, ki kamera kullanımı da belgesel estetiğini destekliyor, aniden kurmaca filme dönüyor, bir hikâyenin temellerinin atılışını izliyoruz. Sonra yine kurmaca belgesele dönüyor, askerlerin orada yaşadıkları olayları, yalnızlıklarınız ve arkadaşlıklarını yine kurmaca belgesel havasında izliyor, sonra aniden yine kurmacaya dönüyoruz. Film bu şekilde akıp bir sona varıyor, ancak arada anlatılan hikâye, filmi taşıyacak güçte değil, hadi olsa bile, yeterince işlenemediğinden havada kalıyor. Sanarist’in de dediği gibi, filmin tüm kurgusunu karıştırıp değiştirsek bile bir şey değişmez, zira sahnelerin tamamı kendi içerisinde yeterince güçlü ve anlamlı, ancak bir hikâye anlatmadıklarından, hangi sırayla izlediğimizin pek bir önemi yok.

Filmin en zayıf yanı bu, türüne karar verememiş, arada kalmış olması. Ya tamamen bir kurmaca belgesel ya da tamamen bir kurmaca film olarak çekilmesi gerekirdi. Önünde Hurt Locker gibi çok iyi de bir örnek var üstelik.. Bizde bu ay vizyona girmiş olabilir ancak neredeyse 2 yıllık bir film.

Tüm bu sebeplere rağmen film sizi sürüklüyor. Sonunda olacakları merak ettiriyor, çünkü her ne kadar zayıf da olsa orada bir yerlerde bir hikâye var ve tepe noktaya doğru ilerliyor. Filmin politik duruşu ve fikirleri üzerine bir yorum getirmeyeceğim. Deşmek istemiyorum o konuları. Film bu konuda ortada kalmaya karar vermiş. Bu kimilerine kötü kimilerine iyi haber gibi gelecektir. “Haklı davamızı neden savunmadı” da diyebilirsiniz, “İki tarafa da nispeten eşit bir duruş sergilemiş, iyi olmuş” da diyebilirsiniz. Size kalmış bir şey.

Oyunculuklar hakkında fazla bir şey demeye gerek yok. Başrolümüz gayet iyi, yer yer biraz abartılı şeyler söylese de ısınıyorsunuz, anlıyorsunuz (hele de finalde).. Geriye kalan tüm yan roller işlevini yerine getiriyor ancak vasatın üzerinde pek fazla performans yok. Yeterliler özetle.

Şimdi gelelim asıl bir şeyler diyebileceğim kısım olan teknik konulara.

Şunu en başta diyeyim aradan çıksın; Filmin aksiyon sahneleri, bugüne kadar Türkiye’de gördüklerimiz arasında en iyisi. Olayları ve atmosferi çok iyi yansıtıyor. Yer yer hiçbir şey anlayamıyorsunuz ama olay da zaten bu, o şoku ve sürprizi yaşayan askerlerin hissettiklerini birebir siz de hissediyorsunuz. En azından aksiyon sahnelerini çekmesi için yurtdışından “konuk yönetmen” getirtmemişler. Bu bile bir başarıdır. Hele ki ilk çarpışma sahnesinde askerin düşüş planı var ki, tüm basitliğiyle beni benden aldı. Çok güzeldi. Ancak gece sahnesindeki kurşun izleri çok yapmacık durmuş, yine de onca hareketin arasında onu farkedebilmek için anca benim gibi bir çıban olmanız gerekli.

Teknik konularda en rahatsız olduğum şey müzik kullanımı oldu. Ses kullanımı gerçekten iyi ve kaliteli olsa da aynı şeyi müzik ve “miksaj” için söyleyemeyeceğim ne yazık ki. Tüm film boyunca müziklerin ne kadar eğreti ve gereksiz olduklarını düşündüm. Bundan birkaç ay önce meşhur Uyusan Ölürsün sahnesi (ki ayna hafta uyuyan bir askerin eline pimi çekilmiş bir bomba veren komutan sayesinde olay gerçek oldu, filmde de pimi çekilmiş bombalara dair bir sahne mevcut) nete düşmüştü ve tüyler ürperten bir sahneydi. Tek nota müziğe de sahip değildi. Aynı sahne filmde müzik eşliğinde yer alıyor, müzik başlayınca o kadar garip hissettim ki anlatamam. Sahne müziksiz de o kadar etkileyiciydi ki neden müzik koyma ihtiyacı hissetiklerini anlayamadım.

Müziğin amacı sahnenin yarattığı etkiyi güçlendirmektir, bize ne hissedeceğimizi söylemek değil. Müziğin aşırı yüksek kullanımı (zaman zaman diyalogları duyamadık neredeyse) ve filme zaman zaman uygun bulmadığım besteleri ile filmden bayağı şey götürdü benim için. Devamlı olarak bana ne hissetmem gerektiğini söylemeye çalışan müzikleri sevmiyorum.

BBC’de bir belgesel izlemiştim, 2 deney grubuna, aynı sahneyi 2 farklı ve alakasız müzikle izletiyorlar ve sahnenin onlara ne hissettirdiğini anlatmalarını istiyorlardı. Sonuçlar o kadar biribirine tersti ki.. Film derdini görselle anlatmalı, müzikle değil. Üstelik film bunu başarıyorsa ama buna rağmen müziğe yaslanıyorsa.. Bu nedenlerden dolayı rahatsız oldum. Sinema görsel bir sanattır ve bir filmin derdini en başta görüntüyle anlatması gerekir.

Bu da beni rahatsız olduğum diğer bir konuya getiriyor. Film genelinde görüntüler teknik anlamda sorunsuz olsa da teorik anlamda yetersizdi. Kadrajlar zaman zaman kötüydü, anlamsızdı. Göremediğimiz alınlar, komutan sandalyede oturup yere bakarken çene altından kadrajın kesilmesi ama ayaktaki askerlerin kafalarının üzerinde yarım metre bomboş gökyüzü görünmesi, estetik veya biçimsel  hiçbir teoriye uymayan kareler vs.. Tamam kalıpları, teorilere, estetiğe vs. uymak şart değil, bazen de gereksiz ama önümüzdeki görüntüler de bir şey anlatsın değil mi? Filmin büyük kısmı bu açıdan zayıftı ne yazık ki. Kamera operatörlerinin yetersizliğine bağlıyorum bunu. Özellikle omuz ve el çekimi planlardaki (genelde kurmaca belgesel kısımlarına denk geliyor bu) gariplikler şaşırtıyordu insanı. Bunun yanında etkileyici kareler de vardı, o başka.

Ya da bilmiyorum, ben bir şeyleri çok feci bir şekilde kaçırdım.

Tüm bu dediklerimi sallamadan bir özet geçeyim; ben filmi sevdim. Bir ilk olarak ele aldığımızda, muhteşem olmasa da eli yüzü düzgün, başarılı. Ardından geleceklere iyi bir başlangıç olmuş. Hatalar bolca ama güzellikleri daha de bolca.

Sinemamız için iyi bir adım. Evet, diğer izleyenler, siz ne diyorsunuz filmle ilgili?

Popülerlik: -3% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

  • 2010′da (şimdilik) neler buldum? (5)
    Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...
  • Film Eleştirisi (9)
    Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi nerede...
  • Woody (7)
    Woody Allen ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her...
  • Belgesel Tavsiyeleri (3)
    Bu yazının giriş kısmını uzun zaman önce, Belgesel İzleme Sanatı'nı yazdığı...

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */