Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Blog

İlkokul Kâbusları

Yazan Düd, Monday, 5 October 20097 Yorum

Düzenli diyemeyecek olsam da tekrar tekrar gördüğüm bazı rüyalar var. Tekrar derken her seferinde aynı şeyler olmuyor ama belli başlı olaylar tekrarlanıyor. Bunların hiçbirine kâbus diyemem, öldüklerime bile. Ama öyle bir tanesi var ki, offff.. Kâbustan bile beter bir durumda benim için. Şimdi sizi meraka gark ettikten sonra rüyayı anlatmadan önce diğer tekrarlayan rüyalara değineceğim ki gıcıklık yapmış olayım.

Rüyalarımla ilgili bilmeniz gereken bir şey var, rüya gördüğümün bilincinde rüya görürüm genelde. Her şeyi rüyamda yaptığımı bilirim. Avlamadığım zombi, öldürmediğim insan, gitmediğim mağra kalmamıştır ve rüya olduğunu bilmenin rahatlığı ile cesurca dövüşmüşümdür hep! Ancak şu tekrarlayan rüyalardaki en büyük sorun, rüya olduğunu hep sonradan farketmem. Özellikle de 2. anlatacağım bisiklet olayında. Esas kâbusta ise.. Ah ah, o gerçek bir kâbus a dostlar. Uyanınca öyle bir mutlu oluyorum ki…

Son zamanlarda çok denk gelmesem de (rüyaya denk gelmek) en sık gördüğüm rüya uçtuğum rüya. Hem de kollarımı kanat gibi çırparak yapıyorum bunu, hatta zaman zaman yükselemeyip neden yükselemediğimi merak ettiğim de oluyor. Zaman zaman bu uçuşlarda amacım kaçmak oluyor ama kimden neyden kaçtığımı hiç hatırlayamıyorum uyandığımda. Bazense sadece özgürce dolaşıyorum, bazen küçük bir kasabada, bazen de gökdelenler arasında. Evet, rüya tabircisi arkadaşlardan yorumları bekliyorum. Özgürlük düşkünü müyüm? Yoksa özgürlüğü kısıtlanmış bir panter oluşumun bir dışavurumu mu bu? Yoksa sadece kuşları kıskanıyor muyum? Aydınlatın beni!

En sık tekrarlanan ve geçenlerde yine gördüğüm rüyalardan biri de bisiklet rüyaları. Şimdi gayet normal bir rüya düşünün, içinde de beni düşünün (kâbusa dönüş başladı, Ö.B. esprisi). Ama yürümek yerine heryere bisikletle gittiğimi düşünün. Üstelik öyle düz sürerek de değil. Bu eylemi anlatmam mümkün değil ama devamlı Freestyle BMX gösterisi yapar gibi ilerlediğimi düşünün, evet dümdüz ve boş yolda bile yanar döner ilerliyorum ve daha da önemlisi ise bunu gerçekten yaptığımı düşünüyorum. Uyandığım zaman bile bazen bunları rüya değil de hatıra olarak algılıyorum, sonra jeton düşüyor. Rüya tabircileri bunu tabirleyebilirseniz size ne diyebilirim bilmiyorum.

Bakalım, başka ne tekrarlanan rüyalarım var, hmmm.. Aslında bunlar dışında inanılmaz sıklıkla gördüğüm fazla rüya yok. Paylaşamayacağım bir iki tane var, onları psikoloğuma saklıyorum. Ama öte acayip bir rüya geçmişim var. Örneğin bir rüyamda kâğıtların üzerine kazara dökülen yağ, kahve vs. gibi şeylerin lekelerini kâğıttan temizleyen bir alet görmüştüm. Bildiğiniz yazıcı şeklindeydi, alttan kâğıdı veriyordunuz, üstten temiz çıkıyordu, ütülenmiş gibi sıcak ve dümdüz şekilde. Rüyanın geri kalanı daha da ilginçti ama uzun o şimdi. Onu da yazarız bir ara. Büyük bir merakla esas kâbusu beklediğinizi biliyorum. Geçiyorum ona artık.

Evet, bu kâbusu 2 gün önce 2. kez gördüm ve gerçekten de çok kötüydü. Şimdi okurken size kâbus gibi gelmeyebilir ama benim bu rüya sırasında nasıl acı çektiğimi size anlatamam.. Bana yapılabilecek en büyük işkencelerdendir sanırım.

Başlıyoruz: İlkokul Kâbusu!

Aslında rüyayı ilk gördüğümde ilkokul değil lisede görmüştüm ama geçen geceki çok daha beterdi, ilkokulda geçiyordu. Şimdi beni tanıyanlarınız bilir, üniversitedeki 7. senemdeyim ve bu sene de bitiremezsem tecilim kalmayacak. Buna rağmen zerre kadar ders çalışmayan bir insanım. Okuldan ve derslerden nefret ediyorum, bunun okuduğum bölüme karşı hiçbir ilgi duymamamla da alakası var. Bunları açıkladım ki kâbus size de korkunç gelsin. Ama yine güleceksiniz biliyorum.. Pislikler!

Efendim şimdi bu kâbusa göre ben 7. yılımda sonunda tam üniversiteyi bitireceğim ki yine bir sorun çıkıyor (İTÜ’de gayet normal). Efendim neymiş, ilkokuldan (ilk gördüğümde lise) eksik dersim olduğundan bana diploma vermiyorlarmış, bir sene boyunca ilkokula devam edip eksik dersimi verip sonra diplomamı alabilirmişim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Düşünebiliyor musunuz? Hayır kardeşim, hiç de komik değil.. Rüya tam bu noktada başlıyor aslında, yani ben ilkokul sıralarında otururken, başkalarını dert yanarken de olayı kendim öğreniyorum. “Kardeşim ben Mat 101, 102′yi verdim, ne ilkokul matematiği yaa…”. Ama kâbus burada daha da bir acayipleşiyor. Şimdi insanlar hatıralarını kafalarında tekrar yaşarken asla yaşadıkları yaşta yaşamazlar, ogünki hallerini o hatıranın içine koyarlar ya (bilimsel bir veridir bu), ha işte benim etrafımdaki herkes de benimle yaşıt, ben de tabii doğal olarak bugünki yaşımdayım. Her sabah 7 gibi kalkıp okul kıyafetlerimi giyip okula gidiyorum. İnanabiliyor musunuz? Üstelik bu sefer dersleri bile gördüm rüyada. İşkence gibiydi. Bir sürü ayrıntı da var kafamda, yok tenefüste biri bizim oturduğumuz sırayı alıyor falan, hoca ders anlatırken ben bir de sıra arıyorum ama ne hocanın ne benim umrumda falan.. En son rüyada Almanca dersi de yaptık of of.. Hoca anlatıyor, bir öğrenci de cevaplıyor, sonra da “hocam bugüne kadar bu konunun böyle güzel anlatıldığını görmemiştim” diyor. İçimden yavşak herife küfrü bastıktan sonra “ama hocam bilmeyenlere de anlatsaydınız ne güzel olurdu” diyorum ve hoca da bana “işte şimdi tam bir İngiliz gibi davrandın” diyor, ben de parmak kaldırmadan konuştuğum için bunu dediğini anlıyorum ve parmak kaldırıyorum. Peki bunun İngilizlikle alakası nedir? Rüya tabircisi arkadaşlara sorarım..

Nasıl bir ilkokul orası ya!!

Sonunu hiç göremedim bu rüyanın. Bilmiyorum neler oluyor. Rüyamda bile mezun olamıyorum be birader.. Kâbus işte..

Bu da böyle bir anı arkadaşlar. Uzun oldu ama okursanız yorumları beklerim. Özellikle de rüya tabircilerinden.

Popülerlik: 35% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

  • Mutlu (3)
    Blogu daha kişisel bir boyuta çekme yazıları no.1'e hoşgeldiniz. Eylem Pla...
  • Ne aradınız? (3)
    Reklam olayını pek sevmediğimden sitedeki yazıları Twitter dışında bir yerd...

7 Yorum »

  • eser erdem diyor ki:

    genel anlamda pek yorum getiremeyeceğim (tek önerim daha büyük, her yeri kapatacak bir yorgan olabilir). ama şeyi belirtmek istedim; bu ilkokul rüyasının bir benzerini emrah (bkz. if i go, if i stay) da görmüş geçenlerde. ona da “liseden derslerin kalmış, yallah liseye, bir sene okuyacaksın” diyorlardı. lise diploması geçersizdi üniversiteden mezun olamıyordu vs vs.. baya stresli anlar geçirmiş kendisi de yatakta :)

  • Ali diyor ki:

    Bir de bunun, askere gidenler için “askerliğini yeniden yapman gerekiyor” versiyonu olur. Düşman başına.

  • Düd (author) diyor ki:

    Ali senin yazdığın çok daha fenaymış.. Daha askere gitmeden fena oldum.

    Bizim rüya da evrensel çıktı iyi mi :).

  • hegel (afs) diyor ki:

    Ali’nin dediği gibi, askerliğinizi yapıp bitirdikten sonra en büyük kabuslarınız başlar. Kendimi 15-20 günde bir askerde veya tekrar başlamış görürüm. Kabusların en büyüğüdür ve önünüzde bitirilmesi gereken 18 ay vardır.

  • Ahmet diyor ki:

    Hakkaten çok korkunçmuş Eylem, en korkunç yeri okurken osurdum gülmekten (gerçekten) gerisini sen düşün.

    Ps. Psikoloğuna sakladığın rüyaları anlatmamanı anlıyorum.

  • Gizem diyor ki:

    Eylemcim.. bilimsel anlamda “rüya” henüz bilinmeyeni çok olan bir alan (ablan olarak böyle konuşmam gerek, anlatıcı/bilgilendirici). her insanın rüyasını yorumlayabilmek için o insanla belirli bir yakınlık seviyesinde olman gerek. sık görüşmen gerek hatta. ama gene de genel kabul gören birtakım rüya biçimleri var. mesela, frene bastığında arabanın bir türlü durmaması “cinsel istek”le bağdaştırılır.
    ama kendi bilgim ışığında söylemek istediklerim var; bu uçma rüyaları misal, çok yaygındır. uyku üzerine master yapmış bir arkadaşım var bildiğin gibi (enil), vakti zamanında söylediydi bunun ne anlama gelebileceğini. amma velakin unuttum. ama benim de geçmişte sıklıkla gördüğüm bir rüya türüdür. ben daha çok sekerek uçardım, çekirge gibi, çok yükseğe çıkıp inip tekrar çıkardım.
    esas kabusuna ilişkin olarak da annemi hatırla; çalışmaya başlamasından çok uzun bir süre sonra bile her sabah okula geç kaldım diye uyanırdı. yani aslında bu tür rüyalar da yaygın. görmesen anormal olurdu bence.
    son birşey daha, ünide okurken gece yatağıma yattığımda ödev olan sunuşumu görürdüm rüyamda. gördüklerim hafızamda yer ederdi, ertesi gün grup arkadaşlarıma rüyamı anlatırdım, çok iyi fikir olduğunu düşünüüp sunuşumuzu aynen rüyamdaki gibi hazırlardık. 2 kere geldi bu başıma. ben de araştırdım, national geographicin bir belgeseli var bu konuda. özellikle sanatla uğraşan insanların gece rüyalarında beste yaptıkları, bir resim çizdikleri ve sabah uyanınca bunları gerçeğe dönüştürdükleri görülmüş. testler yapılmış fln. yani rüyadaki yaratıcılıkların da ucu bucağı yok.
    neyse çok uzun oldu bu yorum yazsam daha yazarım ama kesiyorum..

  • Düd (author) diyor ki:

    Evet, bu rüyanın evrim geçirmiş halini de görmüş bulunuyorum. Bu kez rüya diyebilirim sanırım, sınırdaydı.

    Efendim, bu sefer lisede değildik, “lise sınıfından hiçbir farkı yokmuş gibi görünen bir üniversite sınıfı”ndaydık. Sınıf arkadaşlarım da lisedeki arkadaşlarımın karması (çıtır kızlar o yeah). Mat 49 diye bir ders alıyoruz! Kuantum matematiği falan herhalde ne bileyim.. Arkadaşa diyorum “abi ben bütün matematik derslerimi verdim nasıl aldık bunu biz ya n’aptık.. Ben gidip düşüreceğim dersi galiba.. Ama o zaman f geçerse n’apcaz” falan diye panik yapıyorum. Arkadaş da “ben de aldım ama düşürmem olm veririm madem aldım” dedi. Hep inekti zaten. Dersi de liseden mi ortaokuldan mı ne hiç sevmediğim bir İngilizce hocası veriyor, ne ara geçtiyse matematiğe..

    Buraya kadar her şey normal.. Ama sonra öyle acayip bir şey oldu ki.. Kapıdan biri girdi, ölene kadar düşünsem, rüyama gireceğini düşünemediğim biri.. BEHZAT UYGUR! Evet birader, kapıdan içeriye Behzat Uygur girdi.. Herzamanki o gerizekâlı tavrından eser yoktu tabi. Gayet sessiz sakin saygılı bir biçimde öğrencilere bir şeyler soruyordu. Sonra bana gelince Kıbrıslı olduğumu anladı bir şekilde ve aaa Kıbrıs mı vs. diye sohbete başladı. En ilginç tarafı şişe dibi gözlükler takmasıydı. Bizim lisedeki İbo’ya ne kadar da benzediğini düşündüm o an.

    O aralar uyanmışım.. Bunu da yaşadım ya.. Oysa ne hayallerle dalmıştım uykuya..

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */