Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Bilgi Paylaşımı, Genel, Görsel Sanatlar, Sinema 101, Sinema Yazıları

Bütçe Meselesi

Yazan , Tuesday, 13 October 20098 Yorum

Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Not 2: Bu konuya daha ayrıntılı biçimde de değindik.

Yazılarımı yazarken her zaman amatör ruhla iş yapan ancak ileride profesyonel olmayı dileyen, ya da en azından bu yolda çaba gösterecek insanlara yazdığımı düşünerek yazıyorum (filmlerle sadece izleyici olarak ilgilenip de kamera arkasında dönenleri merak ediyor da olabilirsiniz tabii). O nedenle doğru bütçenin nasıl oluştuğunu bilmek çok önemli. En basitinden Kültür Bakanlığı veya Euroimages gibi fonlara başvururken sizden tahmini bir bütçe planı istenir. Bu bütçeler “kamerayı Ahmet’ten, reflektörü de Mustafa’dan alırsam 5 bin liraya çıkar yaaa” diye hesaplanamaz. O nedenle cebimizden çıkan para ile filmin bütçesi kavramlarının farkını iyi bilmek gerekir.

Film bütçeleri en tartışmalı konulardan biri. Hiçbir filmin tam ve kesin bütçesi belli değildir, her zaman yuvarlak rakamlar verilir. 3, 5, 10, 20, 40, 50 vs. vs.. Rakamların tam olarak bilinmemesinin sebebi buna gerek olmamasıdır. O kadar hassas bir ölçüm çıkarılsa bile bunu gören bilen kişi sayısı çok azdır, önemli olan filmin bütçesini çıkarabilmesidir. Düşük bütçeli filmlerde ise durum tam tersi. Seyircilerin bir filmin bütçesini oluşturan etkenlerden habersiz olması, düşük bütçeli filmler için iyi bir pazarlama politikası oluşturuyor. Bunun en son örneği 70$ gibi bir fiyatla zombi filmi çektiğini iddia eden Colin’di. Bir anda dünyanın en meşhur insanlarından da biri oluverdi. Sanarist de değinmişti bu konuya, ayrıntıları oradan alabilirsiniz. Ben şimdi bunun neden bir gerçek değil de iddia olduğunu kendimce açıklıyayım.

İlk paragrafta bahsettiğim film çekilirken Colin’in cebinden çıkan para 70$dır (abartmadığını varsayarak). Bu filmin bütçesi ise çok çok daha fazladır. Öncelikle bir filmin bütçesini neler oluşturur, ona bir bakalım. Arkasından sayfalar dizilecekmiş gibi bir cümle yazdım ama çok kısa bir özeti var. Bir film için harcanan tüm para bütçeyi oluşturur. Bu kadar. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta şu, sizin cebinizden çıkan paranın miktarı değil, o film için harcanan tüm para filmin bütçesine dahildir. En bariz masraflardan ekipman kiraları, oyuncu ücretleri, yemek vs.yi geçtim, tüm ekip ve oyuncuların taşınması, kurgu sistemi, kurgu ve efekt yapacağınız sistemlerin giderleri (depolama alanı, elektrik giderleri vs.), mekân kiraları, öngörülemez masraflar vs. vs. vs.. Bunların tamamı filmin bütçesine dahildir. Elektrik faturanızı anneniz ödüyor olabilir, bu o filme harcanan elektriğin masrafını film bütçesinden çıkarmaz. Sadece sizin cebinizden çıkan parayı azaltır. Yapım sonrası şirketleriyle çalışıyorsanız bu şirketlerin size verdiği fiyatlara bu etkenler dahildir. Daha önce de yazmıştım sanki ama örneğin film laboratuvarında film yıkanırken eğer bleach bypass yapacaksanız (yani filmin üzerindeki gümüşü akıtmayacaksanız) lab sizden normal koşullarda akıtılacak gümüşün parasını da alır zira bu lablar bu gümüşleri çökelttirir ve satar. Ekle bakalım bütçeye.

Yukarıda sayılan tüm masrafları sıfıra yakın değerlere çekmek, ya da düşürmek mümkündür. Ekipman arkadaştan, ya da yalvar yakar düşük fiyatlara alınır (ki Gezgin’in yukarıda uzantısını verdiğim yazıda dediği gibi “Gurur ve bağımsız sinemacılık, iyi arkadaş değildir. Dilenmek, ruh için faydalıdır der yabancılar“), oyuncular ücretsiz oynar, kurguyu evde cracklanmış programınızla yaparsınız, yemekleri anneniz yapar, herkes kendi ulaşımını kendi sağlar (Colin örneğindeki gibi) ve voila! Beleşe film çektik. Evet, ama filminiz bütçesi beleş değil.

Bu çok iyi bir pazarlama stratejisi, Colin’e yardım için başka şehirlerden bir sürü insan gelmiş, herkes kendi ulaşım ve konaklama masraflarını kendi karşılamış. İstanbul için düşünelim, İstanbul’da çekilecek bir film için, şehir dışından yardıma gelecek herkes bir arkadaşında kalacak desek, sırf buraya ulaşım, yemek vs. masrafları için hayatta olmayacak kadar düşük bir rakam olan 50 lira lazım diyelim (gidiş-dönüş). 10 kişi gelse 500 lira etti bile bütçemiz. Daha film çekmeye başlamadık.

Ha bunu neden diyorum? Şimdi Colin’e bir iki yapım şirketi gelse hadi film çek dese, bütçe meselesini bilmeyen insanlar yine ucuza çekti sanacak. Kevin Smith Clerks’ü çektikten sonra Mallrats için stüdyo sana 5 milyon dolar veriyoruz demiş. İlk filmini sadece 27 bin dolara çeken Smith (kurgu seti kirası+film ve banyo masrafları vs. gerisi eş dost tanıdık), “yok abi ben 100 bine çekerim” demiş. Gülmüşler, 100 bine çekilen şeyin adı film değildir demişler. Velhasıl Mallrats 6 milyon dolara çekildi (buna katılıyorum demiyorum, örnek olarak veriyorum).

Yanlış anlaşılma olmasın, düşük bütçe veya az para harcanarak çekilmiş filmlerin sonuna kadar arkasındayım. Biz de tamamen bu mantıkla çekiyoruz, çekeceğiz. Ben de kamera lazım olduğunda tanıdıklara gidiyorum vs.. Ancak bu “70$a zombi filmi” vs. gibi şeylerin sadece pazarlama taktiklerini olduğunu belirtmek istedim. Bu yazının amacı biraz bu, biraz da bütçe meselesinden bahsetmek idi.

Diyorum. Siz ne diyorsunuz? Katılıyor musunuz, saçmalıyor muyum? Bağırmak serbest.

Popülerlik: 20% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

8 Yorum »

  • Ayça Yurttagül diyor ki:

    Benim hiç aklıma gelmemişti bu ayrım. İyi oldu yazdığın.
    Bu işlerde para nerden geliyor, nereye gidiyor merak ediyorum. Konuyu daha da açsan olur yani.

  • erkan uzdur diyor ki:

    Hayırlı olsun yeni siten başarılar dilerim…erkan

  • Baltazar Balta diyor ki:

    Sitenin önceki tasarımı daha bi hoştu sanki. Diyorum. Siz ne diyorsunuz? Katılıyor musunuz, saçmalıyor muyum? Bağırmak serbest.

  • Birkan diyor ki:

    Yok yok tema süper, eskiden de iyiydi bu da iyi. Yalnız başlıkla ne alaka :D Ben de tişkür ediyorum yazı için bütçe belirleme işi subjektif bir olay diyebilir miyiz ? Pazarlama stratejime göre bütçe sallayabiliyorum yani ?

  • Düd (author) diyor ki:

    Sallarsın tabii ki. Pazarlamadan kastına da bağlı bu tabii. Bütçenin miktarı kamera arkasıyla ilgilenenler dışındakileri bağlayan bir olay değil. Sadece bunun gibi en düşük veya en büyükler seyirciyi ilgilendirir. Colin bir uçsa, Yüzüklerin Efendisi, Titanic vs. diğer uçtur.

    Bir de bütçe arayışı sırasında bütçe sallama olayı vardır. Örneğin 10 bin liraya ihtiyacınız varsa 15 bin lira istersiniz vs. ama bunu her pazarlamacı bilir zaten. Böyle başvurular yapıp destek alarak çekilen çok kısa film var. Pembe İnek örneğin. Anca bunlar başka yazıların konusu.

  • house md diyor ki:

    size iki kelime diyeceğim: “paranormal activity”

  • Düd (author) diyor ki:

    Eeee? $15000 çekilip $90 milyon gişe yapması dışında konumuzla alakası nedir? Paranormal Activity’nin nasıl pazarlandığından ve satıldığından, hangi koşullar altında vizyona girdiğinden vs. haberdar mısınız? Bu yazının konusu o değil ki, tamamen alakasız bir şey.

    Güzel film o ayrı, gerim gerim izledim..

  • Müslüm diyor ki:

    abi siteyi yeni buldum fakat bayağı beğendim çok güzel olmuş güzel anlatıyosunda benim anlamdığım tek nokta şu dağıtım işi filmi 5000 e çekin diyelim ama bu dağıtım işine ortalama ne kadar veriyoz bu detaylı anlatırmısın?şimdiden çok saol

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

 
/* */