Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Bilgi Paylaşımı, Genel, Görsel Sanatlar, Sinema Yazıları

Film Pırtlaması

Yazan , Sunday, 13 September 20093 Yorum

Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Önemli yazıları yazmayı ertelemek için önemsiz ama yazımı kolay şeyler anlatmaya geldim arkadaşlar sizlere. Öhöm, bugünki konumuz: Film pırtlaması.

Açıkcası film pırtlama sesini nasıl tarif ederim bilemiyorum. Öncelikle sadece sinemada duyabileceğinizi belirteyim (sebepleri aşağıda). Hani böyle bazen sinemada film izlerken aniden görüntüde çizikler oluşmaya başlar, ses titremeye başlar, sonra çok ani bir kesme olur ve tam o arada kalın bir BIP (pırtlama bu işte) sesi gelir, görüntü bir süre daha çizikli olmaya devam eder ve sonra toparlanır.. Hah işte o bu anlatamadığım ve sizin de anlamadığınız sese ben kendi taktığım adıyla film pırtlaması diyorum. Duymayı hiç sevmediğim bir sestir ama bazı filmlerde 2 3 kez bile duyabilirsiniz.

Efendim peki bunun sebebi nedir? Hemen anlatalım. Aşağıdaki tüm açıklamaların filmle gösterim yapan salonlar için olduğunu hatırlatmakta fayda var, sayısal sistemlerde böyle bir sorun yok.

Sinema filmleri, salonlara artık sinemanın bir sembolü olmuş makaralar (ing: reel) üzerinde gelir. Pek çok sinema sitesinin logosunu bu makaralar oluşturur bilirsiniz. Şimdi, 20 dakikalık bir görüntünün yaklaşık 600m film tutuyor. 90 dakikalık bir filmin kaba bir hesapla 2700 metre tutacağını düşünürsek tek makaraya sarılmış bir film üzerinde 10 15 kişiye yetecek kadar mantı açabileceğimizi görüyoruz.

Bu kadar büyük makaraların taşınması pek mümkün olmadığından filmler 20 dakikalık (610 metrelik) makaralara bölünür ve sinema salonlarına bu şekilde dağıtılır. Bu makaraları birleştirme görevi ise salonun makinistine (ing: projectionist) aittir (izlediğimiz fragman, reklam vs.yi de onlar ekler filmin önüne).

Tahmin edebileceğiniz gibi film pırtlamaları tam bu değişimler sırasında meydana gelir. Filmde çiziklerin oluşma sebebi de makinistin filmin o bölümü üzerinde iş yaparken biraz gevşek davranmasından kaynaklanır. Çok da büyük bir sır değilmiş ha?

Şimdi işin birazcık da tarihine inelim. Sinemanın ilk dönemlerinden 60 70lere kadar bu makaralar birleştirilmiyordu. Biri biterken diğeri oynatılmaya başlıyordu ve böylece devamlılık sağlanıyordu. Tabii ki bu 2 adet projektöre ve bir makiniste ihtiyaç duyuyordu (otomatik sistemleri yok saydık). Inglorious Basterds‘da bunu uygulayan bayan makinistimizi izleyebilirsiniz. Peki makinist bu zamanlamayı nasıl tutturuyordu diyeceksiniz. Fight Club izlemiş olanlarınızda hemen şimşek çaktırtalım şimdi.

Filmde hem adı hem de tanımı yanlış yapılan “sigara yanıkları”nı filmi izlemiş olan herkes biliyordur. Efsaneye dönüşmüş bir sahnedir. Film (ve de kitap) bunların filmleri birleştiren makinistlerin bu işi yaparken içtikleri sigaranın küllerinin bıraktığı izler olduğunu söyler. Külliyen yalan tabii. Bu işaretin adı cue mark‘tır ve makaranın bitmek üzere olduğunu gösterir (ve zımbayla delinerek yapılır, sigarayla değil). Her makaranın sonunda (14-20 dakikada bir, sahnede nerede kesme varsa oraya denk gelecek şekilde) 2 kez görünür; önce makara bitimine 8 saniye kala, sonra da 1 saniye kala. İlk işaret makinistin bir sonraki makarayı oynatacak projektörü çalıştırması içindir, o nedenle motor cue diye bilinir. İkincisi ise (changeover cue) film akışını başlatması içindir. Noktalar sadece 4 kare görünürler. Ek bir gereksiz bilgi de verelim, seste problem çıkmaması için bir sonraki makaranın ilk 20 karesinin sesi de verilir, bu nedenle makaralarda sesle görüntü arasında 20 karelik bir zamanlama farkı vardır. Makineler buna göre ayarlanır.

Cue markların günümüzde fazla işlevleri kalmamış olsa da kullanılılar. Sinemada izlediğiniz herhangi bir filmde onları görebilirsiniz (bugüne kadar farketmediyseniz bile ne yazık ki bugünden sonra edeceksiniz, İngilizler buna Burden of Knowledge diyor. Yani eskiden algıda seçmiyordunuz ama artık seçeceksiniz :)). Ayrıca eğer film indirirken R5 bir kopya indirirseniz onda da görebilirsiniz, zira R5ler stüdyo tarafından telesine edilen (filmden sayısala ya da sayısaldan filme görüntü aktarma işlemi) filmin nete sızdırılması ile bizlere gelir. İzleyeceğiniz çoğu klasik filmde de bu izler durur. En azından benim izlediklerimin tamamında var.

İşte film pırtlaması böyle bir şey a dostlar. Tarihini de anlattık, artık gidebilirsiniz..

Popülerlik: 22% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

3 Yorum »

  • Ahmet diyor ki:

    Düdcüm Fight Club’ı kaç kez izlediğini hatırlamyana biri olarak bir düzeltme yapmak isterim.

    “Film (ve de kitap) bunların filmleri birleştiren makinistlerin bu işi yaparken içtikleri sigaranın küllerinin bıraktığı izler olduğunu söyler.”

    demişsin ancak, filmde konuyla ilgili Tyler Durden’ın (Brat Pitt) repliği tam olarak şöyle ; ”

    Tyler Durden: In the industry, we call them “cigarette burns.”

    Bunun haricinde yazı güzel, teşekkürler.

  • aliceliddell diyor ki:

    Ben bu sese bayılanlardanım Eylem! Bu ses ve 35 mm makinanın tıkırtısı, sonra o projeksiyon ışığının içinde yüzen toz parçacıkları, yakında 35 mm’nin tarihe karışmasıyla bir daha deneyimleyemeyeceğimiz şeyler olacak sanki. Yani dijital versus 35 mm tartışması daha devam eder, 10 sene önce de 35 mm bitecek denirdi, bittiği falan yok. Ama yine de korkuyorum filmler artık pırtlamayacak diye:)

    Çok güzel yazı olmuş. Bilmediğim de bir dolu teknik detay varmış, döner döner okurum bu yazıyı şimdi.

  • Düd (author) diyor ki:

    Oku tabii negzel. Ben Türkiye’de bu sesi duyunca huzursuz oluyorum zira “acaba sahne mi kestiler?” paranoyasına kapılıyorum. Başımıza gelmedik bir şey de olmadığından sevmiyorum. Ses olarak ben de seviyorum yani de işte beni korkutuyor.

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

 
/* */