Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Genel Yazılar, Ve Diğerleri

Çocukluk Hatıraları Bölüm 3: Kız Kardeş Özel Sürüm

Yazan Düd, Sunday, 6 September 20093 Yorum

Ablamın İspanya’ya gidişi şerefine Hatıralar’ın bu 3. bölümünü onunla ilgili bir takım hatıralara ayırdım.

- Öncelikle en klasik büyük kardeş pislikleri klişeleri bizde de vardı, aman dondurman akmasın getir toparlıyayım, yok bitti şeker valla kalmadı, bak bu yeşil bu da sarı, yeşil daha değerli sarı kâğıttan, valla bak.. Evet, bunları biz de yaşadık. Detaya girmiyorum, büyük kardeşi olanlar bilir.

- Şimdi o kız ben erkek de olsam, büyük kardeş olduğundan hep bir onun yaptıklarını yapma sevdiklerini sevme sendromum vardı. Kahretsin ki vardı.. Onun yüzünden Yonca Evcimik gibi insanlar dinledim ki dinlediğimiz tüm o leş insanlar arasında en iyisi Evcimik’ti yani siz düşünün.. Bu sabah 9:15 Vapurunda onu gördüm karşımda’nın tüm sözleri hâlen aklımdadır.. YAKTIN BENİ ULEEEN!!!

- Spice Girls fenomeninin tüm dünyayı salladığı dönemler. Nasıl geldi bilmiyorum, orjinal kaset geldi ablama. O dönemki en yakın arkadaşıyla odaya kapanıp kasedi ezberlemeye oturdular.. Ben sebebini bilmediğim bir şekilde nasıl kıskanıyorum allam, anlatılmaz. Ara ara kapının önüne çıkıp dinliyorum falan.. Yok olmuyor. En sonunda bir yerlere gidiyorlar. Açıyorum kasedi bu sefer ben ezberlemeye çalışıyorum.. Bir iki parça sonra sıkılıp kapatıp gidiyorum.

- Ablam Fransa’ya gitmişti lisedeyken. Orada üstünde Fransa Havası yazan konservelerden almış 2 tane. Bunlar bildiğiniz hatıralık eşya. Fransa’ya gittik olsun diye alıp koyuyorsun kenara işte ya da hediye veriyorsun. Bizimki de “Fransa’nın havası nasıl depolanır ki?” diye açıp birinin içine bakmış hehehe.. Yıllar sonra anlatmıştı bunu saatlerce gülmüştüm.

- Ablam bir dönem arkadaşlarıyla sohbetlerini falan kasede kaydederdi nedense. Bu Fransa macerasında da kaydetmişler ama kayıt sırasında aletin pili bitmek üzereymiş. Kasedi dinlerken bakıyorlar ki pil az olduğundan sesler ağır çekim kaydedilmiş, boğuk boğuk. Bana “bak uzaylı sesi” diye yutturmaya çalıştılar. “Çiçekleeeeeeeeeeer, miss gibbbiiiiii“yi duyunca anladım tabii uzaylı muzaylı olmadığını..

- Aha tam yazarken aklıma geldi.. Hani daha bıyıkları bile terlemedi derler ya, o yaştayım. Hiç traş olmamışım. Dedim bu bıyıkları kescem artık, hem daha gür çıksınlar. Sabun sürdüm kestim. Sonra ablamın odasın koştum abla bak bıyıklarımı kestim diye. O da dokundu falan “hehe süper olmuş” dedi (ben uydurdum şimdi ne dedi hatırlamıyorum, gülmüştür heralde çok). Ne yalnız insanmışım birader ben..

- İngiltere’deyiz. Babam ablama odasında kitap okuyor. Offf, nasıl da kıskanmışım. Ara ara kapıya gidip bakıyorum bunlara ama bizi sallayan yok. Son çare olarak yatağıma uzanıp bağıra çağıra sahte bir ağlama tutturuyorum. Babam geliyor sonra, kapıdan gülerek girişini hatırlıyorum ama gerisini hatırlamıyorum. Ömrümde yaptığım tek şımarıklıktır herhalde.

- Ablam yanılmıyorsam orta sondan falan itibaren sigara içmeye başladı. Benim bilmediğimi sanıyordu tabii. Otobüste biz en önde onlar en arkada otururdu hep (ben orta birdeyken okullarımız karşılıklıydı, sonra benim okulum değişti), arkada sigara içerler, biz dönünce akıllarınca saklarlardı. Sonra ileriki yıllarda odasındaki o iğrenç kırmızı-siyah vazoda sigara paketleri bulmalar mı istersiniz, bakkaldan sigara alırken ajan gibi gözetlemeler mi, tuvalete arkadaşlarıyla kapanıp yarım saat içeride bağıra çağıra muhabbet ederken tüm eve yayılan sigara kokuları mı (lavaboda sigara külü vardı dediğimde de “yoktu ya içmiyoduk ki” bile demişti yani).. Sonra o üniversite için İstanbul’a geldi, saf ablam hâlen sigara içtiğini bilmediğimi sanıyor. Ben daha lise 2 falanım, ziyarete gelmiştim İstanbul’a. O dönemki erkek arkadaşı, ben ve ablam yemek yedik. Ablamın canı nası da sigara çekti, kaş göz yapıyolar, sonra söyleyelim yok söylemeyelim falan diyolar, “sigara mı içcen?” dedim.. Nası şok oldu. “Haberin var mıydı?” diye sordu.. Ohhhooo be birader dedim. İçti falan rahatladı.

- Yine yanılmıyorsam bu aynı ziyaret sırasında sinemaya gidelim dedik, yıl 2001, Haneke‘nin La pianiste‘sine soktular bizi. Yani şimdi götür canımı ye de daha 15 yaşındayım ya n’aptınız siz ya.. Ömrümde bir filmde o kadar sıkıldığımı, ekrana o kadar anlamsız baktığımı hatırlamıyorum. Yıllar sonra bu sene aynı salonda Issız Adam‘ı izlerken hep o dakikalar vardı aklımda.. Ah ah.. Hayır sinefil falan da değilsiniz, ne işimiz var o filmde?

- İngiltere’de okulun balosu vardı, süper dansçı abam o gece en iyi dans eden kız ödülünü almıştı bak nasıl da aklıma geldi.. Kupası hâlen odasındadır..

- Oooo, çok pis bir adet hatıra geldi aklıma. Bu çocukluk hatırası değil, 3 ya da 4 yıl önce olmuştu. Ablam okulunu temsilen Türkiye Üniversiteler Arası Satranç Turnuvası mı ne öyle bir şeye katılmaya gitti bir şehre. Muhteşem hafızamla unutmuşum ben şehir dışında olduğunu. Beşiktaş’a inerken arıyayım da evdeyse uğrıyayım dedim. Çaldı çaldı sonra meşgule düştü. 15 dk. sonra aradı ablam ağlıyor. “Noldu ya?” dedim, final maçıydı sanırım, alsa birinci olacaktı ya da finale kalacaktı öyle bir şeyler, telefonunu açık tutan maçı kaybetmiş sayılıyomuş, ben de ablamı tam önde gittiği maçın ortasında aramışım araya araya. Hükmen yenik sayıldı. Ya 2. ya 3. olarak döndü turnuvadan. Kıbrıs Birincisi ablama bu yakışmazdı :(. Benim yüzümden oldu böhühüh..

İyilikler hep unutuluyormuş hakikaten, düşündükçe saçma salak hatıralar geliyor aklıma :). Ne yazsam ablam kızacak hehe, bazıları çok fena. Bunun bir sebebi aslında benim bilincimin yeni yeni oturmaya başladığı dönemlerde ablamın üniversite okumak için İstanbul’a gelmesinden ve ben de İstanbul’a geldikten sonra birkaç yıl pek görüşmememizden kaynaklanıyor. Yani 23 yaşındayım, bunun 10 yılını tamamen hatırlamadığımı düşünürsek, 10-15 arasını sarhoş kedi modu olarak özetlersek olay anlaşılıyor. Ben 14 ya da 15′ken ablam İstanbul’a geliyor. 18′de ben de geliyorum. 20 21′e kadar zaten fazla görüşmüyoruz, e gerisi de çocukluk hatırası değil..

Bu çok neşeli bir yazı olacaktı hesapta ama biraz fazla hüzünlü oldu sanki..

Ablam seni buradan öpüyorum. Geliyorum ben de İspanya’ya yakında, az bekle.

Popülerlik: 16% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

  • 5 yıl önce (6)
    Lise bittikten sonra hepimiz başka ülkelere dağılacağımızdan, o dönemler bo...
  • Çocukluk Hatıraları Bölüm 2 (0)
    Daha fazla hırsızlık macerası bekleyenler başka bir yazıya geçebilir. Ne ya...
  • Çocukluk Hatıraları Bölüm 1 (0)
    Güncelleme: 26.10.09 Altı ay önce çekileceğini öğrendiğim bir filmin çekil...
  • Ufak (0)
    Küçükken herkes birincidir. Küçük bir çocuğun beyninde, rakip yoktur. Her z...

3 Yorum »

  • gizem diyor ki:

    hata var! fransa havasından 1 adet aldım, tam açmaya yeltenmiştim ki (biraz zorladım açıkçası açılmadı) biri tarafından "açma sakın öyle şey olur mu süs o" diye uyarıldım.
    bence gayet eğlenceli bir yazıydı, sen beni özledin diye hüzünlendin, birlikte geçirebileceğimiz yıllarımızı ayrı geçirdik diye hayıfandın ama hiç gerek yok.. gelecek bizim! ben da seni öperim canım benim, ispanyanın en seksi isimli kentinden (valencia) sevgiler sana…

  • eser erdem diyor ki:

    “… ama kayıt sırasında aletin pili bitmek üzereymiş … pil az olduğundan sesler ağır çekim kaydedilmiş …”

    burada biraz mantık hatası var gibi ? eski kasetlere kayıt yapıldığını var sayarak konuşuyorum, pil azalınca bant devir sayısı da düşecektir haliyle. yani normalde 10 saniye kaydedecek mesafe geçerken 20 saniyelik konuşma kayda girecek. bu da aslında ağır çekim değil yüksek pitch değerine sahip sesle kayıt alınmasına sebep olmuş olmalı. ha ama kayıt normaldi de oynatma anında pil bitiyorduysa tamam, o zaman olur. evet buna taktım kafayı :D

  • Eylem Caner (author) diyor ki:

    Hayır Eser, kasedi al şimdi de tak, bildiğin ağır çekim çıkıyor ama hakikaten dediğin gibi tam tersi olması lazım. Demek ki hızlı kaydet tuşuna falan basmışlar. Hakikaten ben nasıl bunu akıl edemedim, böyle bir anda aklına gelir de kendine küfredersin ya, aynen öyle oldum :D

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */