Anlar 1: Ladri di biciclette/Bisiklet Hırsızları
Anlar serimize sinema tarihinin en önemli ve en ünlü filmlerinden biriyle başlıyoruz: Bisiklet Hırsızları. Anlar serisi aslında sadece filmleri izleyenlere hitap edecek zira hikâye içerisinde önemli ve kilit sahneleri paylaşacağım. İzlemediyseniz okumamanızın gereken kısımlardan önce uyaracağım o nedenle bir uyarı görene kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz efendim.
Bisiklet Hırsızları (doğrusu Hırsızı ancak İngilizce’ye de Türkçe’ye de çoğunlukla böyle çevrilmiş), İtalyan Yeni Gerçekçiliği üzerine hızlandırılmış bir kurs adeta. Akımın kusursuz temsilcilerinden birisi ve aynı zamanda sinema tarihinin en iyi filmlerinde de biri. Bisiklet kadar basit bir nesnenin bir insan için neler ifade edebileceğini o kadar güzel ve sade biçimde anlatıyor ki film… Film bittiğinde o burukluğu iliklerinizde bile hissediyorsunuz. Filmin yalın ve hiçbir abartı içermeyen o çaresiz hali insanı hakikaten etkiliyor, aradan geçen 65 yılı farketmiyorsunuz bile, çünkü hâlen daha böyle bir hayatın varolduğunu biliyorsunuz.
Bizim inceleyeğimiz an ise filmin sonunu oluşturuyor. Tüm film boyunca karakterin yaşadıklarının bir dışa vurumu. Yaşadığı çaresizlik ve kararsızlığı (amatör bir oyuncu olmasına rağmen, ki filmden sonra kendisi de ayı işsizlik sorunlarını yaşamış) yüzünün her bir noktasında rahatlıkla görüyoruz. Ömrümde ilk kez kötü bir şey yapıp yapmamak arasında gidip gelen bir karakter için “yap ulan, hakkın bu senin” diye geçirdim içimden, ne içimden geçirmesi, düpedüz bağıracaktım az daha.. Böyle duygulara sokuyor bu sahne bizi.
Filmi izlemediyseniz artık sayfayı kapatabilir veya bir başka bir yazıya geçebilirsiniz. Sorumluluk almıyorum bundan sonrası için.
Kilit ânımız videonun 1,5. dakikasında başlıyor ve Antonio’nun yakalandığı an bitiyor. Yaşadığı çaresizliği, kararsızlığı öyle iyi anlayabiliyoruz ki.. İçinde bulunduğu durum tüm film boyunca çok iyi aktarılıyor bize. Üzülüyoruz, “çal Antonio ya, hakkın o senin” diyoruz. Ama insani tarafı var bir de Antonio’nun.. Tüm hayatı o bisiklete bağlı olsa da bu o kadar kolay bir iş değil, hırsız olmak, etiği ahlağı bir kenara bırakmak.. Daha da önemlisi bunu daha çocuk yaştaki oğlunun önünde yapmak. Bu şekilde nasıl iyi bir örnek olabilir ki oğluna (hem de Bruno gibi şekerlik abidesi bir çocuğa)? Kararsız kalıyor Antonio.. Ama çaresi yok. Çalıyor, içimiz daralıyor o an ama başarsın da istiyoruz. Hakkı çünkü. Bisiklete biner binmez insanlar koşuyor yakalayın diye, “Antonio’nun bisikleti çalınırken neredeydiniz?” diyoruz.. Yakalanıyor Antonio sonra..
Bisikletsiz dönüyor evine, çaresiz.. Bruno’nun göz yaşları eşliğinde. Bitiyor film.
Bir de Antonio ve Bruno’nun restoranda yemek yedikleri sahne var ki o da aslında anlatılmaya değer. Ancak bir filmden bir sahne ile yetinelim yoksa gitmez bu böyle.
Popülerlik: 10% [?]















Yorum Yapın!