Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Görsel Sanatlar, Sinema Yazıları

Yönetmenin Kurgusu

Yazan Düd, Wednesday, 13 May 20091 Yorum
Uzun yıllardır varolmasına rağmen, DVDlerin tüm dünyayı ele geçirmesiyle beraber daha da çok duyar olduk: Yönetmenin Kurgusu! Ne olduğu bilinse de, neden olduğu çoğu insan tarafından tam olarak bilinmeyen bir olay bu. Ben de azıcık değineyim dedim. Ülkemizde böyle bir olayla karşılaşılmıyor genelde. Aşağıda sebeplerini de okuyunca neden olduğu anlaşılacaktır. Türkiye’de biraz otokontrol veya yapımcı baskısı ile gelişiyor. Bu nedenle aşağıdaki yazının genel kapsamı Hollywood sineması ile ilgilidir.

Yönetmenlerin kurguya giremediği ve günler 50lerde kaldı. Bu olayın en bilinen örneklerinden biri Welles’in Touch of Evil’ıdır ki kendisi filmin kaba kurgusunu yapmış olmasına rağmen stüdyo vizyona sokmadan kendisine sormadan tekrar kurgulamıştır. Film kendisine izletildiğinde 58 sayfalık bir düzeltme metni yazar ve bu düzeltmeler uygulanmasını “rica” eder (talep etme yetkisi yoktur) ancak bir değişiklik yapılmaz. Yıllar sonra o 58 sayfalık düzeltmelerin yapıldığı sürümü de çıkar.

Günümüzde ise olay tamamen finansmanı sağlayan stüdyo ve MPAA baskısıyla alakalı. Yani filmin Final Cut Privilege (son kurgu, filmin bitmiş hali) hakkı kimdeyse onun dediği olur. Eğer kontratında Final Cut (son kurgu) yönetmene aittir ibaresi yoksa, stüdyo beğenmediği filmi dağıtmama hakkına dahi sahiptir ve dağıtılabilmesi için stüdyo dilediği değişikliği yapabilir film üzerinde. Parayı onlar vermiştir ve filmin tüm yasal hakları onlarındır. Burada iş yönetmenin iradesine bakar. Terry Gilliam kadar deliyseniz, stüdyonun direttiği şeyleri yapmaz, sonra filminizi resmen “çalarak”, kaçak olarak festivalde gösterime sokabilir, inanılmaz iyi eleştiriler ve hatta ödüller alıp stüdyoyu filmi değişiklik yapmaksızın yayına sokmaya ikna edebilirsiniz. Tabii elinizdeki filmin Brazil kadar iyi bir film olması gerekir.

Alien 3′te David Fincher’ın başındaki stüdyo baskısı daha set ortamındayken inanılmaz boyutlardadır, o da seti terkeder ve filmin çekimlerini dahi tamamlamaz. Hâlen daha da Alien 3′ün kendisine ait olduğunu kabul etmez. Benim haberdar olduğum en güncel örnek ise Babylon A.D.. Yönetmenin kurguya dahi giremediğine dair söylentiler mevcut.. Özellikle 2. yarıda çok belli oluyor bu. İnanılmaz potansiyele sahip bir film madara olup gidiyor.

Sansür olayı ise başka bir yüz. Örneğin Amerika’da MPAA şiddete gayet müsmaha gösterirken, cinsel içeriği çok ciddi biçimde sansürler. Bunlar da daha düşük yaş sınır elde etmek için filmlerde kısıtlamaya (sansüre) götürür. Sınırlama istemeyen yönetmenler NC-17 ( en yüksek yaş sınır, 17 yaşından küçükler hiçbir şekilde izleyemez) filmler çekmek isterler genelde ancak stüdyolar seyirci sayısını düşüreceğinden çeşitli sahnelerin atılarak yaş sınırının aşağıya çekilmesini isterler. Dediğim gibi şiddete müsamaha daha fazla (bu konu ile alakalı This Film is Not Yet Rated belgesilini tavsiye ederim). Bu da alışageldiğimiz Unrated ibaresini doğurur tabii. Bunu da sık sık görürüz film DVDlerinde, özellikle gençlik filmlerinde ve şiddet filmlerinde (birinde daha çok meme, diğerinde daha çok kan demektir bu).

Bir diğer sebep ise film süresi sorunudur. Sinemalarda 30 dakikalık ek süre, birkaç seansın iptaline tekabül edebilir. Bu da filminiz binlerce salonda günde birkaç kez daha az gösterilecek demektir. Bu nedenle de kısıtlamalara gidilir zaman zaman. Daha sonra DVDde, dilendiği kadar süre eklenir. Bu Director’s Cut da olabilir, Extended Cut da (genişletilmiş). Genişletilmiş sürümlerin genelde pek iyi sonuçlanmadığı bilinmektedir. LOTR 1 ve 2′nin genişletilmişleri muhteşem olmasına karşın, 3. filminki tamamen saçmalıktır örneğin.

Bağımsız sinemanın gücü, çekiciliği ve yaratıcılığı da buradan gelir zaten. Başınızda bir stüdyo yoktur, sadece finansörleriniz vardır ve bunların film üstünde söz hakları pek fazla değildir. Yönetmen dilediğini yapabilir. Buradaki tek sorun, stüdyo filmlerindeki kadar büyük bütçeler çıkarmanın zorluğudur. Yapanlar var, ancak bunlar çok büyük isimler, o zaman da zaten Final Cut alabiliyorsunuz.

Yani yönetmenin kurgusu olayı öyle haybeye çıkmış bir olay değil. Günümüzde onun dahi zaman zaman sömürüldüğü doğru. Ama az biraz araştırma ile onun da içinden çıkmak mümkün.

Popülerlik: 10% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

1 Yorum »

  • 13urAKD diyor ki:

    Ben de bu konuyla ilgili "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın koleksiyon DVD'sinde izlediğim, filmle ilgili, küçük bir belgesel ve söyleşi niteliği taşıyan "Bir Filmin Hikâyesi"ni tavsiye ederim. Uyarlama bir senaryo Atıf Yılmaz'ın dayatmasıyla aslına bağlı kalmış. Ama nasıl bir mücadeleyle…

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */