Bilgi Paylaşımı

Bildiğim kadarının anlatabildiğim kadarı bu bölümde. Genel ve Sinema 101 olarak ikiye ayrılmış durumda.

Blog

Konu dışında kalan, normal blog yazıları, güncellemeler, duyurular vs. vs..

Film Yorumları

İzlediğim filmlerle ilgili saçma sapan yorumlar. Bence çok ciddiye almasanız da olur.

Sinema 101

Adı üzerinde Sinema 101. Bilinmesi gerektiğini düşündüğüm en temel konular hakkında bildiğim kadarı.

Ve Diğerleri

Hikâyeler, olaylar vs.ler

Ana Sayfa » Film Yorumları, Görsel Sanatlar

Gerçekten Fazlası Değil

Yazan Düd, Sunday, 3 May 20091 Yorum

Bu yazı Gerçekten Fazlası Değil adlı kısa film üzerine bazı düşüncelerdir.

Bu yazıyı yazmadan önce filmi sadece 3 kez izledim. O nedenle kaçırmış olabileceğim yerler olacaktır. Affınıza sığındık.

Bunun bir eleştiri yazısı değil, bir okuma veya okuma terimini sevmeyenler için bu film üzerine düşünceler olduğunu belirterek, ufak ufak yazıya başlıyorum.

Başlamadan şunu eklemem lazım. Yazının bazı kısımlarında teknik konulara ve görüntü psikolojisine gireceğim. Bunların pek çoğunun yönetmen (Bilal) tarafından ya bilerek, ya da bilinçaltının kontrolünde bir farkındalıkla yapıldığını, çok az bir kısmının ise rastlantı olduğunu düşünüyorum. Fazla zorlama gelebilecek kısımları bu şekilde açıklayabilirim sanırım.

Gerçekten Fazlası Değil.. Mi?

Bilal’i tanımayanlarınız için, zamanında gerçekten okulu bırakıp kendini bu işlere adamış bir insan olduğunu belirterek yazıya girmekte fayda var. Olayın bu kısmı gerçek olmasına rağmen, izlediğimiz bir belgesel değil, çok iyi ve sinsice kurgulanmış kurmaca bir sahte belgesel. Film boyunca Bilal’in gözünden, “arkadaşlarının” onun yaptığı eylemlerle ilgili yorumlarını ve fikirlerini dinliyoruz, ikisini dinleyemiyoruz aslında ama ona sonra değineceğiz.

Filmin içerisinde pek çok sahnede, toplumsal duyarsızlık ve vurdumduymazlıklarla ilgili, bayağı kör gözüme parmak eleştiriler var. Bunlar gibi kolaylıkla farkedilebilecek konulara fazla değinmeyi düşünmüyorum, zira bir okumaya girmeden bile yapılan bu eleştiriler rahatlıkla sezilebiliyor. Anne ve babanın planları ve bu planlardaki ses kullanımı bunu çok açık ortaya koyuyor. Dediğim gibi, bu konuyu uzatmaya gerek yok. Diğer konulara geçelim..

Gerçek mi?

Filmde gerçekliğini sorgulayabileceğimiz iki şey var: Yorum yapan arkadaşların dürüstlüğü ve Bilal’in dürüstlüğü. Tüm arkadaşların tüm konuşmalarında, açık saçık ortaya konmasa da, bir kıskançlık sezmek mümkün. Özellikle filmde sıkça gördüğümüz epik konuşmalar yapan arkadaşın “ben seni hep daha farklı hayal etmiştim Bilal” cümlesi insanı düşündürtüyor. İnsanın kendini bulmasından daha doğal ne olabilir ki? Burada akla yatkın bir teori (ilk teorimiz) ortaya atmak istiyorum. Bu arkadaş (bundan böyle Ahmet diyeceğim kendisine) 4. duvardır. İlk izlemede bu seçilemese de, bu karakter, aslında Bilal’e değil, bize konuşmaktadır. Tekil temiz planlar genelde göz hizasından çekilir. Ancak Ahmet’in yalnız başına konuştuğu tüm kadrajlarda alt açı kullanılıyor (kamera yukarıya bakmasa da bu izlenim oluşuyor). Deus Ex Machina yani. Tanrının, yönetmenin, müdahalesi. Ahmet Bilal’e değil, Bilal bize konuşuyor. Ahmet’in devamlı suretle “Bilal, Bilal” demesi, gereksiz yere ismi vurgulaması.. “Maaşlı, Memur zihniyetli insanlar mı olacaksınız”, “Ülkenizi kötülemeden sanatta başarılı olamazsınız”, “Varoşu kötülemeden kabul edilemezsiniz”. Bunların hepsi, direkt olarak bize, yani seyirciye söylenen sözlerdir. Ahmet’in kendi olduğu tek plan, başka biriyle beraber göründüğü Ferrari sahnesidir (bu sahnedeki diğer kişinin hiç konuşmaması ile yine düşündürücüdür. Filmde konuşmayan tek karakter odur).

4. duvar meselesine geri dönelim. 4. Duvar zaten daha filmin ilk karesinde, konuşan kişinin kameraya bakması ile yıkılıyor. O sahnede Bilal “oluyoruz”. Ya da yönetmen, bize “oluyormuşuz” gibi hissetmemiz için baskı yapıyor. Oysa film ilerledikçe, daha farklı gerçekler çıkıyor ortaya.

Gerçek mi, Fazlası mı, Mastürbasyon mu?

Bilal’in tüm filmdeki amacı mastürbasyon yapmak, seyirciyi ezmek ve aşağılamak mı? Belki “tüm seyiriciyi aşağılıyor” kadar sert bir cümle kuramayız, ama birilerine sataştığı çok ortada.

Bilal mastürbasyon mu yapıyor? Geldik ikinci teoriye. Bu teoriyi destekleyecek birkaç plan var filmde. En çarpıcı örneği, konuşamayan ilk kişiyle başlıyor. Filmde, konuşmadan önce düşünen (düşündüğünü gördüğümüz) iki kişi var. Bu iki kişinin de konuşmaları daha başlamadan yönetmen tarafından kesiliyor. Niye? Adamlar düşünüyor, yoksa söyleyecekleri çok mu katı? Yoksa gerçek mi? Bilal, gerçeklerden mi kaçıyor? Tarafsızlığını bozup, gerçeklerle yüzleşmek istemiyor. Sadece kendini üstün gördüğü insanların basit eleştirilerini bize sunuyor ve onu yerden yere vuracak, ona gerçekleri söyleyecek kişilerin yorumlarını bizden gizliyor. Peki bu planlar neden tamamen atılmıyor? Bu planlar tamamen atılırsa, Bilal mastürbasyon değil, belgesel yapmış oluyor.

Bu tezi destekleyecek bir diğer plan ise kahvehane sahnesi. Bol echolu seslerle süsleniyor bu sahne, tüm film boyunca duyduğumuz yorumlarla beraber. Bu aslında filmin doruk sahnelerinden biri. Tüm film boyunca yorumlarını aldığı arkadaşlarını (ve bizi) yerin dibine soktuğu sahne. Bu sahnenin altında tek cümle gizli “bu adam gibi mi olayım?”, “sizin gibi mi olayım?” (2 cümle sayılmaz bu). Jenerikle beraber görünen Taxi Driver görüntüleri de son çivileri çakıyor, sarf edilen sözlerle beraber, duygu perçinleniyor. Seyirci, eziliyor, suçlanıyor. Aksini düşünebilmek ne mümkün? Tokatlar üstüste geliyor. Jenerik öncesindeki merdiven planı da bu olayı destekliyor. Biraz ileride ona ayrı olarak değineceğiz.

Siz çok mu zekisiniz?

Pilavcı arkadaşı kendi pilav yerine gördüğümüzde, her şey artık karşı koyulamayacak derecede anlam kazanıyor. Öncelikle pilavcının açılmış olması, zamanın akışını bize gösteriyor. Pilavcı iş bulmuştur, ama Bilal hâlen aynı yerdedir. Kamera hâlen daha hareketsizdir, Bilal’in zihni açıktır. Eğik kadraj ise, hiçbir şeyin değişmediğinin işaretidir. Pilavcı açmış olması, bu karakterin bir hiç olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Eğik kadrajlar ters durumları belirtmek için kullanılır(*). Plan o kadar istenerek çarpıtılmış ki, yine aksini düşünmek mümkün değil. Para kazanıyor olabilirsin, ama Bilal, hâlen daha senden üstün.

Bu adamın Tanrı’ya inanmaya ihtiyacı yok zaten

Her filmde olması gerektiği gibi, film karakterlerini tanıtarak başlıyor. Bu filmin tek başrolü var, o da Bilal. “Ben ailem yüzünden okulu bırakamadım Bilal”. Bir kesme sonra oğlunu merak eden bir baba. “Benim ailem yok mu?” diye soruyor Bilal. Bize soruyor, siz korkaksanız ben ne yapayım diyor. Tüm film boyunca, belgesel estetiğinin tersine, kamera hiç hareket etmiyor, sallanmıyor. Zihnim açık diyor Bilal, kafam, bu diğer insanlar gibi karışık değil.Muhteşem final sahnesi ile bu duygu tokat gibi çarpılıyor yüzümüze. Merdivenin en üstüne yerleştirilen kamera ve eğik kadraj, Bilal’in boşaldığı an oluyor. Bu sahne için tam tersi, merdivenin yukarılarına bakan bir kadrajla da çekilebilir, daha yolumu bulamadım, ama hedefe doğru tırmanıyorum mesajı verilebilirdi. Ancak tüm film boyunca rahat olan Bilal, son kadrajla olayı noktalıyor. Tüm dünyaya yukarıdan bakan bir kadraj ve ufka doğru ondan uzaklaşan arkadaşları, Bilal hepimizi def ediyor. Hepimizden nefret ediyor, pisliğimizden ve düşüncesizliğimizden. O yukarıda, biz ise aşağıdayız. Belki sağa doğru son bir panla, bu sahne iyice belleklere kazınabilirdi. Ama bu haliyle bile muhteşem.

Evet, sanırım şimdilik bu kadar.

Bu film için neden bu kadar kastın derseniz de.. Çok da bilmiyorum aslında (Bilal’in günde 10 defa hadi yorum yaz düüd demesini saymazsak). Film beni çok özel bir yerden vurdu ve resmen âşık oldum. Genelde bir kısa filmi 2. kez dönüp izlemem. Ama bu filmi devamlı izleme isteği duyuyorum. Bilal’in Mastürbasyonu teorisi (karakter Bilal) sadece bir okumadır. Kafamda bu film için çok farklı okumalar da var ama en çarpıcısı ve özgün olanı bu diye bunu anlatmayı tercih ettim.

Popülerlik: 13% [?]

Bunlar da ilginizi çekebilir

1 Yorum »

  • Ali diyor ki:

    Filmi daha önce götümle izlemiş olduğumu görüyorum. Şimdi gözümle izlediğim hâlini anlatayım.

    The Dude’un mastürbasyon teorisine katılıyorum ama bunun bir boşalmayla sonlanmadığını söyleme ihtiyacı duyuyorum. Bunun nedeni de, Bilâl karakterinin mastürbasyondan ziyade cinsel ilişki ihtiyacında olabileceğini destekleyen birkaç plan. Bilâl karakteri, evet, ikinci ve üçüncü şahıslarla dalgasını geçiyor ama sobaya yaş damlama sahnesinde ve kahvedeki pişpirik adamı planında, daha önceki sahnelerde bize dalga geçme aracı olarak verdiği karartma/kesme işlevlerini kullanmıyor. Dolayısıyla bu planlar, Bilâl karakterinin, yalnız kaldığında, kendinin yüceliğini doğrulamak ve onaylamak için ikinci şahıslara daima ihtiyacı olduğu gerçeğinin altını çiziyor. Yani mastürbasyondan haz alıyor ama onun aradığı şey bir cinsel ilişki. Metaforun bu yanından biraz kaçıp başka bir düzeleme inersek, Cem Yılmaz’ın bir zamanlar pek iyi ifade ettiği gibi, “Ferrari’ye sahip olduğunu bilen başka bir kişi yoksa bir Ferrari’ye sahip olmanın bir anlamı yoktur.” Dolayısıyla Bilâl’in, kendine göre üstünlüğü ve yüceliğini tamamlayan şey, onun yüceliğini doğrulayıcı “aşağılık” karakterler oluyor. Bilâl onlara bağlı, hayatı onlara bağlı. Yalnız kaldığında da onlarla. Kendi yüceliğini tanımlarken, onların ezikliğinden feyzalıyor. Bu da onu mastürbatif bir yücelmeye değil, kommensalist bir ilişkinin öznesi yapıyor (Kommensalist ilişki, taraflardan biri yarar sağlarken diğeri ne yarar ne de zarar görür).

    Bilâl karakterinin, bu çerçevede boşalıp boşalmadığını anlamak için, karşısında, en az onun kadar “yüce” bir karakterin konuşmasını da görmek isterdim. Düşündük mü acaba, Bilâl’le konuşanların hepsi neden Bilâl’in yüceliğinin altını çizenler? Neden kadrajda ezici bir karakter yok? Yoksa Bilâl onlarla cinsel ilişki kurmaya muktedir değil mi?

Yorum Yapın!

Yorum yapın, ya da trackback bırakın. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Kibar olun, güzel yazın vs..

Şu tagları kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu blogda Gravatar kullanabilirsiniz. Gravatar'a üye olun.

/* */