Öylesine Sevgi
Lise yıllarında (2002 civarları) yazdığım bir hikâye. Ben çok sevmesem de pek çok insanın sevdiğini biliyorum. O dönemler hoşlandığım bir kız için yapmacık duygularla yazdığım bu hikâye zaten kendini çok güzel şekilde ele veriyor. Arşivde bulunması için buraya koyuyorum.
Öylesine Sevgi
Çok tartışıldı. Büyü var mıdır? Nedir? Ama hiçbir zaman bir cevap alınmadı. Ya da, insanlar cevap vermek istemedi. Nedeni bunu yanlış yerde aramalarıdır büyük olasılıkla. Size bir gençten duyduklarımı anlatmak istiyorum. Öyle bir genç ki sevgisizlik içinde kalmış, varlığından haberdar, fakat öyle bir genç ki bunu kimseye söyleyemiyor, anlatamıyor. Gücü ortaya çıkaramıyor. İnsanlara varlığını gösteremiyor. İçindeki gücü ; sevgiyi insanlara veremiyor. Ne de onlardan alabiliyor. Size o gencin öyküsünü anlatmaya geldim. Gencin öyküsünden önce, öykünün temeline, güce inelim. Sevgiye. Bana anlattı. Gerçekleri görmemi sağladı. Aynen şöyle dedi:
- Sevgi mi arıyorsun? Peki neden o kadar uzakta? Neden kendi içine bakmıyorsun? Önemli olan nasıl göründüğün değil, nasıl düşündüğün ve bu düşünceleri insanlarla paylaşman. Önemli olan bu.
Haklıydı. Sanırım o içindeki gücü buldu. Geç de olsa ben de başardım. Geç de olsa….. Evet, o’na göre büyü, sevgiydi, aşktı. Ama o kadar da basit değildi:
- Güç nedir? Anlat bana dostum. Güç kas mıdır? Para mıdır? Hayır, hiçbiri değil. Sana bunu nasıl anlatabilirim? Sen bir insanı sevdiğini nasıl anlarsın? Yani bir insanı sürekli düşünmen, en ufak eyleminde aklına onun gelmesi… Bu sevgi midir? Kim bilebilir? Onu düşündükçe üzülüyorsun. Belki de sinirdendir. Sürekli onun düşünmenin yarattığı stress. Sevgi somut bir şey değil ki. Sevgi budur diyemezsin. Ama bu değildir de diyemezsin.
Uzun süre anlattı bana. Aklım da karışmadı değil. Dediklerinin hepsi, neredeyse hepsi doğruydu. Acaba gerçekten onu seviyor muydum? Belki de ondan nefret ediyordum. Kim bunu kanıtlayabilir ki? Dinlemeye devam ettim. Ben dinledikçe o da anlattı:
- Benden ayrıldıktan sonra yanına git. Elini tut. Gözlerini kapatmasını söyle. Ondan, senin ne düşündüğünü anlamaya çalışmasını iste. Ona onu sevidiğini söyle. Sevgini ona gönder. İçindeki gücü. Onu dışarıda arama. İçinden çıkar ve ona ver. Bırak güç onun olsun. Güç insanı ısıtır. Kendine güven verdirir. Bırak istediği kadar alsın. Bırak onu sevdiğini anlasın. Ve tükendiğin zaman, işte o zaman yanından ayrıl.
Dediklerini deneyip denememekte başta kararsızdım. Eğer dedikleri doğru çıkarsa, hayatımda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesindi. Nitekim denedim. Pişmanım diyemeyeceğim. Çünkü gücü hissettim. Gücümü ona verdim. Gözlerimi açtığımda gülüyordu. Gözleri kapalı, mutlu, herzamankinden daha çekiciydi. Çünkü sevgiyle doluydu. Sıcaktı ve en önemlisi… mutluydu. Onu öylece gülerken bıraktım. Ne kadar öyle kaldığını bilmiyorum. Beni aradığında aradan günler geçmişti. Beni görmek istediğini söyledi.
- İşe yaradı mı? Aha… evet yaradı. Gözlerin gülüyor dostum. Demek artık gücü, büyüyü nerede arayacağını biliyorsun. Uzakta değilmiş değil mi. O’nu tekrar gördün mü?
Aslında onu görmeye korkuyordum. Neden bilmiyorum. Telefonda sesi garipti. Sanırım hala mutluydu. Artık onu sevdiğimi anlamıştı. Belki şimdi o da kendini kanıtlamak istiyordu. Bunu anlamanın tek yolu ona gitmekti.
- Neler oldu? Yorgun görünüyorsun.
- Büyüyü hissettim. Sevgimi, sıcaklığını, vücudumdan ayrılırken ve sonra tekrar içime dolarken, sıcaklığı, gücü…..
Sen kimsin?
Kim olduğunu asla öğrenemedim. Yüzüme bakıp gülümsedi. Gülümsemesi bir kahkaya dönüştü. Ayağa kalktı – Başardın!
Ve ardına bile bakmadan ağaçların arasında kayboldu. Onu ne o tepede ne de başka bir yerde bir daha görmedim.
Aslında ne bir başlangıcı var ne de bir sonu. Ama anlamı olması yetmez mi? Dediklerinin hepsi doğru çıktı. Sevgilimle beraber o uçurumdan aşağıya atlarken bunları düşünüyordum. Artık ikimiz de doymuştuk. Burada yaşayabileceğimiz daha fazla bir şey yoktu. Sevgimizin ışığıyla yeni dünyalar, yeni yerler, normal koşullarda görülemeyecek yerlere gitmek istiyorduk. Sevgimizin bizi koruyacağını biliyorduk. Hiç korkmadan atladık aşağıya. Düşerken yine sıcaklığın beni sardığını hissettim. Sonra aniden sırtımda derin buz gibi bir… bir şey hissettim. Ve o an her şeyi anladım. Ama artık çok geçti. Sevgilim… ellerimin arasında yok oldu. Artık düşüşüm tek başınaydı. Sevgisiz kalmış bir gencin hayalinde yarattığı bir sevgili ve o sevgiliyi sevmesini ona öğreten arkadaş, yere çakılmadan önce son düşüncelerimdi bunlar. Şu an hiçbirinin önemi yok. Bulunduğum yerde hiçbir şeyin önemi yok!
Ölümün olduğu yerde, daha ciddi ne olabilir ki?
BİTTİ
Popülerlik: 1% [?]
















Yorum Yapın!